Şu evcilik işini de anlamıyorum, ben küçükken hiç evcilik oynamak istemedim. Zaten neden isteyeyim, bebeğe süt ver, evi oyuncak süpürge ile süpür, bebeğin kıyafetlerini oyuncak ütü ile ütüle, oyun mu oynuyoruz ev hanımlığı dersi mi alıyoruz? Benim oyunum belliydi, barbie bebekler. Onlara son moda kıyafetler diktirirdim ananeme, (ananem benim sayemde o yaştan sonra modayı takip eden bir kadın oldu) Nazlı ile oynadığım zaman onları hayalimde partilere götürüp, yakışıklı sevgili bulurdum. Mert ile oynadığım zaman bebeklerin yaşadığı kasabayı zombiler basardı, bütün insanları yerdi o zombiler, sonra biz insan ırkını tekrar çiftleştirip çoğalmasını sağlar, dünyayı kurtarırdık. (Benim Mert'e zorla barbie bebek, kuaförcülük oynatmam gibi, Mert de bana zorla ateri filan oynatırdı, sonra beraber kola içip geğirme yarışları yapardık, sırf bu yüzden şu an ikimizde de karakter bozukluğu var.)
Ben beş yaşımdayken geceleri partilere gidip, gündüzleri dünyayı zombi istilasından kurtarıyordum resmen, bu çocukların içi geçmiş. Ben bu çocukları cidden anlamıyorum.
Anlamıyorum demişken, sabah da Oski "Kadınlar gününü kutlayacaktım ben aslında, ama sen kadın değilsin diye vazgeçtim, ama sen kadınları 'kadın' ve 'kız' diye ayırmama kızarsın diye korktum, şimdi ne yapıcağımı bilmiyorum." diye mesaj attı, ilk önce o mesajı anlamaya çalışırken bir beynimi patlattım, sonra baktım durum karışık, "Önemli olan niyet pampa, zaten sen elinden gelen her şeyi yapmışın." dedim. Çocuk onu anlıyorum sandı sonra da. Oysa ki onu ömrünün sonuna kadar hiç kimse anlayamayacak. Ben sadece anlamış gibi yapıyorum, anlamak ve anlamış gibi yapmak çok farklı şeyler.
Bir de, Zeyzey ile barıştık artık. Ama cidden özlemiştim. Küsken de aynı sınıfta olduğumuz için ara ara konuşmak zorunda kalıyordum da, aslına aynı sınıfta olmamızla alakası yok. Kızla toplasan on kere konuşmuşum küs olduğumuz vakitte. Onların da bir kaç tanesi şöyle:
- Börek yapıp sınıfa getirmişti. Herkese birer tane dağıttı, ben ikinci dilim böreği de istedim ondan. İlk dilimi yere düşürmüştüm ve böreği seviyorum napıyım? Söz konusu börek olunca küslük dinlemem, utanmam isterim.
- Yemekhanede ben masanın en ucundaydım ve sürahi ile benim aramızda yaklaşık beş kişi vardı. Ben de sürahiye en yakın kişi Zeyzey olduğu için "Zeyneeeep, suyu uzatsanaaa." diye seslenmiştim ona. Söz konusu su olduğunda da aynı şekilde utanmayıp istiyormuşum demek ki.
- Seni özledim, hadi sarılalım, deyip sarılmıştım kıza. Sarıldıktan sonra da "Evet şimdi tekrar küsebiliriz." deyip gitmiştim. Arkamdan deli demiş sürtük.
- Facebook'ta grupta konuşurken herkesin evine götüreceği iğrenç karneden bahsederken benim tırnaklarım ojeli olduğu halde asetonumun bitmiş olması ve ertesi gün okul olduğu için isyan etmem kimseye önemli gelmemişti. Sonra ben de gruptan çıkmıştım. Arkamdan bir sürü mesaj atmış. Sen ojeni düşünürsün ama gruptan çıkınca arkandan Zeyzey mesaj atar işte.
Ne kadar saçma diyalog varsa kurmuşum küsken kızla. Ama iyi oldu ya küs olmamamız artık, dondurma sezonunu ne güzel okulda biz açtık. Zeynep okulun arka bahçesinin karşısındaki bakkala "Mehmet abiiiii! Bize iki dondurma!" diye bağırıp dondurma getirttirdi. Dondurmayı yedikten sonra da bir sürü midem bulandı. Mehmet abinin dondurması mı yenir ya, onun dondurmasında at eti vardır be!
Beyza





