1. Sonradan anlayışım: Çaki'nin ilk söylediği kelime ne anne, ne baba, ne de abla oldu. Çaki'nin ilk söylediği kelime tam olarak "ruj"du. Evet evet, ruj, bildiğimiz kozmetik malzemesi olan. İlk başta herkes Çaki'nin son derece anormal bir çocuk olduğunu, bu yüzden de ilk söylediği kelimenin bu kadar gereksiz bir kelime olduğunu düşünmüştü. (Çaki'nin söylediği ilk kelimenin ruj olmasının benim için çok büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirtmeliyim. Abla demesini çok istiyordum. Ezra'nın ilk kelimesi "baba"ydı ve gününün büyük bir kısmını işte geçiren, bir yaşındaki bir çocuk için son derece önemsiz sayılabilecek -yani onun için önemsiz mi bilmem ama benim için o kadar küçükken babamın önemsiz olduğuna eminim, kim benimle oynuyorsa onu severim kesin ben, şimdi ise babam çok önemli, baba=para- birinin adını söylediğini baya düşündüm. Anne dese yine sindirebilirim, emziriyor sonuçta boru değil, ama neden baba? Sonunda bulduğum tek neden Ezra'nın konuşmayı öğrenmeden önce baba=para eşitliğini öğrenmiş olmasıydı.) Çaki'nin ilk "ruj" demesinin üzerinde pek durmadık. Ama ilk kelimelerinden biri olan "Döt" üzerinde baya bir durduk. Annem bir gün minik bebeğinin hepimizden farklı olduğundan bahsederken (Çaki annem için ciddi anlamda umut vaad ediyor. Kadının benden beklentisi sıfır, Ezra'dan beklentisi ise eksi bir milyon üç yüz atmış beş bin dokuz yüz seksen dört. Her ne kadar her zaman Ezra'nın Çaki'nin yaşındayken çok daha zeki olduğunu düşünsem de, annem bunu reddediyor. Annem standart bir beyne sahip olan Çaki'yi dünyanın en salak insanları top 50 listesinde bile olsa ondan bir Einstein yaratacak kadar hırs yapmış durumda.)Bir gün Çaki yine "ruj" demişti. Sonrasında annem de "Ruj, su, anne, baba, mama, aba, düş, gel falan hepsini söylüyor bu yaşta." diye eklemişti. (Çocuk o zamandan bu zamana kelime hazinesine sadece on kelime filan eklediğini de belirtmek isterim.) Ardından Çaki "Döt" demişti, sonrasında gerçekleşen diyalog aynen şöyle:
A:Aaa, dört demeyi de öğrenmiş.
B:Anne çocuk bildiğin göt diyo.
A:Ne götü be canım, dört diyo
C:Döt.
A:Bak gördün mü dört dedi işte. Göt neden desin?
B:Bebeğin ruj dediğine inanıyosun da göt dediğine mi inanmıyosun?
A:Ay yeter Beyza, küçücük çocuk götü nerden bilsin?
B:Ruju nerden biliyosa ordan. Sabahtan beri çocuğa "Göt beyin" dedirtmeye çalışıyorum ben. Demek ki çocuk parça parça ezberliyo kelimeleri.
Sonrasında salondaki herkesin bana attığı "Aaa, bu kız salak." bakışları olduğunu fark ettim ve sustum. Sustuktan biraz sonra da salak yerine sadece deli olduğumu düşündüm.
2. Sonradan anlayışım: Babama tüm bir kitapta geçen sadece bir tanecik "Beyza'ya" kelimesini babama gösterip, "Gördün mü, sen kızının bi şeyini beğenmezsin ama elin oğlu gelir senin kızına şiir yazar. Yaaa iştee. Şimdi ağla hadi." demiştim. Sonrasında babam bana bir adet "Manyak mısın kızım sen?" bakışı fırlattı. Ben de o bakışın üzerine düşünmeye başladım. Acaba ben gerçekten manyak mıydım? Yoksa babalar her zaman olduğu gibi yine haksız mıydılar? Ya da babam bana "Manyak mısın kızım sen?" bakışını hiç atmamıştı da ben deli olduğum için öyle mi görmüştüm? Daha doğrusu sırf deli olduğumu anlamayayım diye kendimi manyak olduğuma inandırmaya çalışıp, götümden "Manyak mısın kızım sen?" bakışı mı atmıştım?
3. Sonradan anlayışım: Bu biraz daha yakın tarihli bir sonradan anlayış oldu. İki üç hafta önce pazar gününde Nazlı ile bana ayakkabı almak için dışarı çıkmıştık fakat eve ayakkabı dışında her şeyi alıp dönmüştük. Ertesi gün annem ayakkabı almaya tek başına gitmişti. Döndüğünde ve bana aldığı ayakkabıyı gösterdiğinde cidden hayatımda sahip olduğum en kötü ayakkabıyı gördüm. Ama beğenmiş gibi yaptım zira annemin hem kendime ayakkabı almayıp hem de annemin aldığı hediyeyi beğenmemezlik yaparsam benim için ayrılan sabır kotasını doldurmuş olacağımı düşündüm. Zaten beğenmiş gibi yapma taklitlerinde de oldukça iyiyimdir. Hatta bir doğum günümde rolümü o kadar iyi yapmıştım ki arkadaşım "Bu kadar çok sevinceksen sana daha sık hediye alırım Beyza." demişti. (Daha sık almadı. Almasını isterdim. İlk aldığı hediye her ne kadar doğum günü kışta olan insanların %99.9'una verilen kazak olsa da elbette bir gün güzel bir hediye alacaktı.) Neyse, annem iki hafta sonra bana yeni ayakkabılarımı henüz hiç giymediğimi sordu. Ben de onları çok beğendiğimi ve bu sebeple onları on ikinci sınıftaki mezuniyet balosunda falan giyeceğimi söyledim. Pek modadan anlamayan bir çocuk olduğum için annemin böyle bir ayakkabıyı balo kıyafetimin altına giyeceğim detayını atlayacağını düşündüm ama annem atlamadı ve "Bu ayakkabıları mı?" diye sordu. Sonra ben de ona ayakkabıları pek sevmediğimi, benim tarzım olmadığını ama onu kırmamak için beğenmediğimi söyleyemediğimi anlattım. Birazcık yalan söyledim. Onu kırmamak için değil de daha çok kendimi kurtarmak için beğenmediğimi söylememiştim. Ama "seni kırmamak için" deyince çoğu şey insanın gözüne daha düşünceli ve daha az sinirlenmelik geliyor. Ne yazık ki, çoğu şey değil de azı şey oldu ve annem bu olayı o "seni kırmamak için" sözcüğünün sevimli hale getiremediği bir azı şey olmasını sağlayan noktaya parmak bastı: "Niye beğenmediğini aldığım gün söylemedin, gidip değiştirirdik. Cidden salak mısın acaba sen?"
Bu üç "Sonradan anlayışım"dan çıkartılıyor ki ben salak manyak'ım. Ama salak manyak ağır bir hakaret, henüz bunu kaldıramıyorum. Deli denmesini tercih ediyorum. (Deli olduğumu hazmedebiliyorum artık ama aslında ciddi ciddi salak manyak'ım.)
Beyza Nur

sahdajdhahj eğlenerek okudum :D
YanıtlaSilHiii ne güzeeell :D
Silama burda senin hangi kelimeyi ilk olarak söylediğini yazmamışsın. Boykot ediyorum seni.. :)
YanıtlaSilBen kesin meme demişim. Böyle de aç bi insanım. Sonra da anne demişim. Anneme yağ çekmek maksatlıdır kesin bu da. :D
Silkesin öyledir :D
Silannen anlamıştır senin çıkarcı olduğunu :D
İşte daha o yaşlarda benden umudu kestiler bence :D
Silhahaa olsun beyzaa biz seni böyle sevdiiikkkk :D
YanıtlaSilYani sevdiniz ya, en önemlisi o bence, düşününce beni sevmek baya bi zor bi şey :D
Silhamileyim, daha junior'ın dünyaya gelmesine 6 ay, konuşmasına zibilyon gün var ama okurken çok korktum ilk önce "döt" der diye. oğ gad!
YanıtlaSilEğer junior'ın benim gibi bi ablası yoksa, hiç bi şeycikler olmaz sen korkma. Ama eğer varsa, ablayı evden at derim, o bulur başını sokucak bi yer. :D
Silruj ve döt mü dedi. bak bence o bir dahi. o sizden çok farklı. hepimizden farklı. hhey dahi bir kardeşiniz var. bak onun sayesinde zengin olcaksınız loeeey :) hayatın kurtuldu. okuman gerekmiyooor. tinerci olman gerekmiyoor. :)
YanıtlaSilbence manyak deli diye bir terim de olmalı o zaman bak amaaa :)
eveet kırmamalı sinirlenmemeli konuştuğunu biliyoruum. annene hep öle diyon de mii. yemeklerde de. bugün karnım tok. okulda yedim ben diyosun di mi akşam yemeklerinde. :)
salak manyak deli. hangisi en güzeli. deli daha güzel diyosun sen annadım. :)
Ruj ve döt diyen bi bebek, kesinlikle dahi eveeet :D En çok da tinerci olmayacağıma sevindim, artık matador hikayeli mektup yazıcısı olmam için önümde hiçbi engel kalmadıııı :D
SilBence de, niye öyle bi terim yok ki, kullanırım ben bunu ama :D
Ahahahay nerden biliyosun sen ya, doğru söyle annem misin, ama annem olmak için fazla şeysin, annem gibi değilsin işteee :D O zaman babamsın ya da dayımsın ya da halamsın. Ay ama dur ya benim halam yoktu dimi :D
Evet daha az hakaret gibi, hem hunili olduğum için kabullenmişim artık onu :D
döt : )))
YanıtlaSilDört o dört :D
Silkızım çaki hepinizden zeki,zeki insanlar anormal olur.Millet anne ,babam,abla derken o ruj dedi.Kesin kozmetik alanında dünya birincisi olucak :) çocuğa iyi davranda ilerde sana yardım etsin :)
YanıtlaSilben senin bu deli hallerini seviyorum ya :)
Ehehe zengin filan olursa parasını yerim fena da olmaz :D
SilBen de deli halimi seviyorum ama sevilcek bi yanım yok biz neyi seviyoruz :D