24 Nisan 2013 Çarşamba

KARŞIMA COLE ÇIKSA


Gülben: "Mesela benim karşıma çıksa ben umursamıyormuş gibi yaparım. Karşıma o çıkacak ve umursamayacağım (!) Beyin terk."

Ben: "Aynen kanka.
         Ben şahsen gidip sarılırım.

         Hatta direk kaçırırım. Eve götürür, kapıyı kitlerim, panjurları indiririm, onu eve hapsederim."

Gülben: "Aynen, bu da zaten hain planımız: Harry ve Cole'ü kaçımak."


Beyza Nur

23 Nisan 2013 Salı

AVUÇ İÇİNİN KAŞINMASI

Eğer kaşınma sağ avuç içinde ise bu para geleceğine işarettir.

Şayet sol avuç içinde ise para gidecek demektir.

Bizim gibi insanların zaten sadece sol avuç içi kaşınır. Üzgünüm Gülben, sana demin yanlış bilgi vermişim, doğrusu buymuş.

Tabi elin mantar da olmuş olabilir. Bu sağ eli kaşınanlar için hayal kırıcı bir durumken, sol eli kaşınanlar için umut vericidir.

Avuç içi kaşınmasını batıl şeylere yormayıp, daha bilimsel düşünmek gerekir. Bence derhal doktora gidin.

BEYZA NUR

KİMDİR BU GÜLBEN?


  • BEYİNDAŞIM OLUR KENDİLERİ.

  • AYNI ZAMANDA ONE DİRECTİON ASİSTANIMDIR.

  • ONUN YÜZÜNDEN GÜNAHA GİRDİM GECE GECE. (HER ŞEYİ YANLIŞ ANLIYORSUNUZ SİZ DE.)

  • ANORMALDİR.

  • ÇOK TEMİZ VE TATLI OLAN BİR PİSLİKTİR.

  • HALE'NİN TRİP ATTIĞI İNSANDIR.


  • DİRECTİONER'DİR. (HEM DE ÖYLE BÖYLE DEĞİL.)


  • ÇANTASINI KISKANDIĞIM İNSANDIR.


  • EDEBİYATTAN ANLAYAN NADİR ARKADAŞLARIMDANDIR.


  • GÖZLÜKLÜDÜR. 


  • GÖZLÜĞÜ BU KADAR YAKIŞTIRDIĞIM TEK İNSANDIR.


  • KOMİKTİR.

  • ŞAKADAN ANLAR.


  • ALINGAN DEĞİLDİR.


  • CANDIR.


İçimden geldi yazayım dedim kanka. Gece gece neren böyle bir şey yaptığımı ben de bilmiyorum. Uykusuzuktan hep. Bir de vitamin eksikliğinden. Umarım beğenirsin diyeceğim ama kızmasan yeter de artar bile.

Tabi ki de bebeğin BEYZA.

Öptüm  
 
Resim :www.muhteva.com ben kaynak belirtiyim de :)

17 Nisan 2013 Çarşamba

Yokluğunda olmazım. İçiyorum diye kızıyorlar, oysa beni hiç anlamıyorlar. İçimde buruk bir acı, bir yarım kalmışlık hissi... Kimseye açamadığım, anlatmadığım hislerim var içimde. Bir köşeye bırakıp unutamıyorum seni. Bir paçavra gibi fırlatıp atamıyorum duygularımı. Hissettiklerim çok ağır geliyor. Tüm benliğime bedenime ve ruhuma; taşıyamıyorum bu yükü daha fazla... İçimde bir yerler sızlıyor. Kalbim paramparça. Bitti artık diyorum. Bir daha adını anmayacağım, adını duyduğumda kalp atışlarım hızlanmayacak, heyecanlanmayacağım eskisi gibi, sızlamayacak içimde bir yerler diyorum.Ama aklımdan çıkmamakta ne kadar ısrarcıysan,  kalbimde adını dudaklarımın arasından çıkartmakta o kadar ısrarlı ve tutucu.Ölüyorum sanki. Çok özlüyorum. Tabi çokça da seviyorum. Ama günden güne bitiyorum. Öyle bir acı ki bu kurtulamıyorum. Kara bir boşluk açar gibi kara bir delik açtın sol göğsümün içinde. Olmuyor, unutamıyorum. Ama yanında kendime karşı koymayı başarıyorum. Gururumla savaşmayı bırakıyorum. Nasıl olsa değmez. Güvenmek istiyorum; herkesten, her şeyden çok sana güvenmek istiyorum. Eriyorum. İyi değilim. Herkese yalan söylüyorum. Ben hiç kimseye hiçbir zaman kötüyüm diyebilmiş biri değilim ki. Sana ihtiyacım var, kokuna, sesine, yanında olmaya, konuşmaya, gözlerine, sana sarılmaya ihtiyacım var. Her şeyden çok, bize ihtiyacım var. Varlığına. Varlığımıza. İstesem geri dönerim, biliyorum. Ama bunu sana yapmaya hakkım yok. Mutsuz olmanı istemiyorum. Unutamadığı biri olduğunu da biliyorum. Sırf bunun için kendimi hırpalıyorum. Kendi mutluluğum için asla beynimi ön planda tutup kalbimdekini hiçe sayamazdım ama sırf senin için mantığımı kullandım bu sefer.İlk defa ve sadece senin mutluluğun için.İnan çok seviyorum.Kimse hiçbir şey bilmiyor sen de dahil. Üçüncü tekil kişi gibiyim hayatında.

İçimde bir şeyler kopuyor, midemde bir şeyler harekete geçiyor.Kendimi iyi hissetmiyorum.Birilerine ihtiyacım var.Yalnız kalınca kendi içimde kendimle savaşıyorum.Kendimi hırpalıyor; kendi kendime zarar veriyorum.Mutluluğu sırf sen mutlu ol diye göz ardı ediyorum.Ben kimsenin yanlışı olmadım.Senin de yanlışın olmak istemiyorum.Öyle düşünmeni istemiyorum.Her ne gerekirse yaparım ki sayende yapayalnızım.Seni her şeyim yapmış olmamdan olsa gerek bittiğinde ve gittiğinde hiçbir şeyimin kalmamış olması.Tanı veya hatırla demiyorum ama unutma.Kimse beni sevmiyor diye düşünme yalnızlığında unutma; beni çok seven biri vardı de kendi kendine onca şeye rağmen benden hiç vazgeçmemişti şimdi neden başkaları da sevmesin ki bana de.Üstüne basıp geçtiğin bu kişi seni ayakta tutan şey olsun hep.Sana destek olmak uğruna her şeye razıyım.Sen iyi ol; ben iyi olmasam da başarırım iyi gözükmeyi.Ama sen hep sevil hep el üstünde tutul. Hep mutlu ol.Her şeye rağmen...
Selen YAĞCI

Beyza Ve Nazlı'nın Hain Planları 2-

-Şu kadın doktor muymuş?
-Hayır ya.
-Zaten doktor olmak için fazla rüküş.
-Ayrıca hastahanedeki her şeyi yemiş.
-Ha ha ha. Evet ya. 
-Sessiz olsana.
-Kendimi tutmaya çalışınca daha çok gülesim geliyor.
-Sen hastahane için fazla neşelisin Beyza.
-Aynen. Bir de ben doktor olacağım.
-Gelen hastalara gülersin sen.
-Evet :))
-Şu kadının arkasında ne var öyle?
-Sanırım biraz ıslanmış.
-Biraz değil, baya ıslanmış.
-Ha ha, ne yapmış öyle :))

-Kızlar, sessiz olun!

-Beyza gülme!!
(Ben kafamı Nazlı'nın omzuna yaslıyorum. Gülmeye devam ediyorum.)
-Ağlıyor kız.
-Aynen ben ağlıyorum.

Doktorlar süslü olmalıymış gibi düşünüyoruz. Hastahanede gülüyoruz. Debby Ryan'ın bacaklarını kalın buluyoruz. Problem?

Beyza Nur

11 Nisan 2013 Perşembe

TUĞBA'NIN BANA TRİP ATTIĞI GÜN

SANA BAYAT ESPRİ YAPACAĞIM BEKLE.

YAPAMADIM, ÜZGÜNÜM.

N'APAYIM, ALLAH BENİ BÖYLE YARATMIŞ 
İŞTE.

ÖPTÜM.


Beyza Nur

ÖN YARGI


''Hiçbirimiz kötü değiliz. Hiçbirimiz masum da değiliz. Her birimiz ne isek, oyuz. Kusursuz da değiliz, hatalı kod da değiliz. Hangimiz doğru, hangimiz yanlış, hangimiz günahkar, hangimiz namusluyuz ? Sen mi karar vereceksin ? Ben mi bileceğim. Sen ‘ne’ isen ben de ‘o’yum. Koskocaman profesör, karısının yüzünü dayaktan tanınmaz hale getiriyor. Tinerci Adem, enkazdan çocuk kurtarıyor. Din adamı zimmetine para geçiriyor, hayat kadını böbreğini bağışlıyor. Neye göre iyi, neye göre kötü. Hepimiz önce insanız. Kusursuz değilim. Olamam da. Herbirimizin eksikleri, artıları, güzellikleri, çirkinlikleri, iyiliği, kötülüğü var. Bazılarımızın derisi siyah, bazılarımızın beyaz. Bazılarımız camide, bazılarımız kilisede, bazılarımız Sinagog’da dua ediyoruz. Neye inanıyorsak oradayız, neyi seçiyorsak yaşıyoruz. Ne doğduğum yeri seçebildim, ne de ailemi. Sen gibi geldim ben de, ben gibi gideceksin sen de.''

Biraz önce facebook adresimde gezinirken bu yazıyı gördüm.Hayatımda sık sık karşılaştığım bir şey olduğundan çok hoşuma gitti.Profilimde de paylaştım zaten.Aslında ilk başta Beyza benden yazı istediğinde bu yazıyı kopyala yapıştır yapacaktım daha sonra emeğe hıyanet etmek istemedim.Aynı sınıfta bulunduğum ve adını vermek istemediğim bir arkadaşımla sırf kilolu diye dalga geçiyorlar son birkaç gündür bu olay kafama çok takılıyor.Herkesin kusurları vardır.Hiç kimse kusursuz değildir.Onunla şişman diye dalga geçerken kendi boyuna, görünüşüne,davranışlarına vs. hiç dikkat etmiyor.Kendi kusurlarınızı arkadaşlarınızın eksiklikleriyle, kusurlarıyla kapatmaya çalışıyorsunuz belki de.YAPMAYIN.Siz fark etmeseniz de onlar kırılıyor.Herkesin bir kalbi vardır değil mi ? Dışarıdan çok sert görünen biri, illaki canı yanmış biridir örneğin.İçinde fırtınalar kopar.Belli etmek istemez ve bu şekilde sert bir tavır sergiler.Neyse ben yavaş yavaş konumuzdan sapmaya başladım.Arkadaşlarınızın kusurlarıyla kendi kusurlarınızı kapatamazsınız.Umarım bu yazı bir nevi de olsa duygularınızı ön plana çıkarır.

Selen Yağcı

başlığını küçük harfle yazmak istediğim, aynı zamanda "v" harfimin klavyede zor bastığı yazı. başlığa for.


Çok sevdiğin bir arkadaşının haftalar sonra gözlerinin içinin güldüğünü görmek çok güzel.

Seviyorum seni kız.

"Kanka silgini versene. Ooo kanka silgini mi değiştirdin? Hayırlı olsun."

Sanırım silgidaş da olduğumuz için hemen fark ediyorsun.

Bizim bir silgimiz var. Beraber kullanıyoruz. Ben kafama göre evde unutuyorum onu, bazen kaybediyorum, yenisini alıyorum falan. Kaybettiğim zaman seninkini kullanıyoruz. Ama sen çantandan çıkarmaya üşendiğin için ben çıkarıyorum. No problem.

"Hocaya bir soru sordu. Ama hoca başka bir soruyu cevapladı. Beyza da ona sinirlendi. D'imi Beyza?"
"Hıhı, evet."
"Bak seni ne kadar iyi tanıyorum."
"Aynen kanka."

Şu yazıya hiçbir anlam verememiş olabilirsin. Diğer insanlar da aynı durumda. Sadece bu hafta yaptığımız diyalogları falan aklımdan geçiriyorum. Yani sonuçta burası benim günlüğüm. İstediğimi yazabilirim. Bunu yazıyorum, var mı? "v" tuşu çok zor basıyor. Yazmak çok zor oluyor. Üşeniyorum kanka.

bby

selen bloga yazı girsin.

5 Nisan 2013 Cuma

GERİ ZEKÂLILIKTA SINIR TANIMAYAN İNSANLARIN, BAZI HEM ASALAK, HEM DE İKİYÜZLÜ İNSANLARA DA DEĞER VERMESİ


Hayattan tiksinmiş bir durumdayım. İnsanların yüzde seksen beşinin ikiyüzlü, yüzde dokuzunun asalak, yüzde dördünün kurnaz, kalan yüzde ikisinin de aşırı salak olma durumu galiba beni tiksindiren. Her şey ve herkes aşırı derecede itici ve iğrenç geliyor şu sıralar. Kendimi bile kendimden, hiç tereddüt etmeden –yukarıdaki gibi- sınıflandırarak tiksindirdim. Aşırı derecede megaloman bir insan olarak bunu da başardım; nasıl oldu ben de bilmiyorum.

Bir insan hakkında “Sen yanlış tanıyorsun, çok iyi insandır o aslında.” şeklinde cümleler kurup, onu sevmeyen onlarca insanı –ki o onlarca insandan çoğu da senin en yakın arkadaşlarından- karşına alıyorsun, onun için yaptığın fedakârlıkların haddi hesabı yok. Yıllardır değer verip muhataba aldığın, konuşmanın tek nedeni herkes dışlıyor diye acıdığın insanın arkandan yemediği halt kalmamış; başına örmediği çorap yok. SENİ KULLANMIŞ İŞTE.  Ama o haklı biliyor musun? Çok haklı hem de, öyle böyle değil. Sen geri zekâlısın çünkü. Salağın önde gidenisin. Ama senin de bir suçun yok ki. Sadece o yüzde seksen beşlik kesimdeki insanlardandı, sen ise yüzde ikilik kesimdendin. Suçlu dünya. Suç hayatın bu kadar gereksiz, saçma ve adaletsiz oluşu. Senin yapabileceğin tek şey yüzde dörtlük kesimden olup olacakları önceden kestirmekti. Ama artık iş işten geçti. Yapabileceğin tek şey arkasından olabildiğince çok küfür ederek içindeki onu öldürme isteğini bir nebze olsun azaltmak. Kalan günlerini ondan ve onunla ilgili olan her şeyden sterilize edilmiş bir ortamda geçirmek.

Üç kuruş bile etmeyen karaktersiz insanlarla muhatap olursan kendilerinin üç kuruş edebileceklerini sanarlar ve götleri kalkar. Çok doğal bir şeydir bu. En bariz sonuçtur. İki artı ikinin dört etmesi gibi bilimsel nitelikte olmasa da evrenin her yerinde uygulamaya sokulmuş bir kanundur. “ÜÇ KURUŞ BİLE ETMEYEN İNSANLARIN KENDİNİ BİR ŞEY SANMASI” olayıdır. “GERİ ZEKÂLILIKTA SINIR TANIMAYAN İNSANLARIN, BAZI HEM ASALAK, HEM DE İKİYÜZLÜ İNSANLARA DA DEĞER VERMESİ”nden kaynaklanan bir durumdur bu. Doğaldır. Yapmamaya çalışın. Bir hata olur, yaparsanız onlara ne oldukları gerçeğini hatırlatın. İnsanın yüzüne çarpan soğuk rüzgârın verdiği etkiyi verecek şekilde yapın. İşe yaramazsa takmayın yahu, boş verin. Hayat gereksiz insanlarla zaman harcayacak kadar uzun değil. Eninde sonunda aslında ne olduğunu hatırlayacaktır.

Takmayın. Boş verin. Umursamayın. Hayat kısa. Ne hali varsa görsün. Beyninizde onu öldüresiye dövdüğünüz sahneler yaratıyor olabilirsiniz. Onu da yapmayın. Bu insanlar bunların hiçbirine değmiyor çünkü. Bilmem farkında mısınız?

BEYZA NUR ÇALIŞ

2 Nisan 2013 Salı

APTAL OLDUĞUM ZAMANLAR



Sevmediğim insanları sinirlendiğim halde hiçbir şey demeyip, dolduğumda öfkemi sevdiklerime boşaltmak en sık yaptığım hatalardan biri. Bir gün sırf bu yüzden yapayalnız kalacağım bu koca dünyada. Ya da sevmediğim inanlarla haşır neşir olmak orunda kalacağım.

Kendi kendime kalıp kendimi yargılamayı başardığım nadir anlardan bazılarıdır ağlamalarım. Hiçbir şey düşünmeme imkân vermeyecek kadar çok ağlarım önce, boğazlarım acıyana, başım ağlayana kadar ağlarım. Kendimle yüzleşmeye hazır olduğumda ağlamam yavaşlar.  Sonra düşünmeye başlarım. Çoğu zaman hatalı olduğumu -hem de çok hatalı olduğumu- farkına varırım ama bunu asla kimseye, hatta kendime bile söylemem. Sonra yine düşünmeme imkân vermemek için ağlamaya başlarım.

Her kendi başıma kaldığımda hayatımı en baştan alıp bu güne kadar geliyorum. Hayatımdan bir şeyleri koparıp atmak istiyorum artık. Hayatımı “aptal olduğum zamanlar” diye ayırmak istiyorum ama ben zaten hep aptaldım. Eğer aptal olduğum anları geçmişimden atmaya kalkarsam, geriye hiçbir şey kalmaz.

Aslında geride hiçbir şey kalmasa da…

Beyza Nur ÇALIŞ