bozuk olan psikolojim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bozuk olan psikolojim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2013 Salı

APTAL OLDUĞUM ZAMANLAR



Sevmediğim insanları sinirlendiğim halde hiçbir şey demeyip, dolduğumda öfkemi sevdiklerime boşaltmak en sık yaptığım hatalardan biri. Bir gün sırf bu yüzden yapayalnız kalacağım bu koca dünyada. Ya da sevmediğim inanlarla haşır neşir olmak orunda kalacağım.

Kendi kendime kalıp kendimi yargılamayı başardığım nadir anlardan bazılarıdır ağlamalarım. Hiçbir şey düşünmeme imkân vermeyecek kadar çok ağlarım önce, boğazlarım acıyana, başım ağlayana kadar ağlarım. Kendimle yüzleşmeye hazır olduğumda ağlamam yavaşlar.  Sonra düşünmeye başlarım. Çoğu zaman hatalı olduğumu -hem de çok hatalı olduğumu- farkına varırım ama bunu asla kimseye, hatta kendime bile söylemem. Sonra yine düşünmeme imkân vermemek için ağlamaya başlarım.

Her kendi başıma kaldığımda hayatımı en baştan alıp bu güne kadar geliyorum. Hayatımdan bir şeyleri koparıp atmak istiyorum artık. Hayatımı “aptal olduğum zamanlar” diye ayırmak istiyorum ama ben zaten hep aptaldım. Eğer aptal olduğum anları geçmişimden atmaya kalkarsam, geriye hiçbir şey kalmaz.

Aslında geride hiçbir şey kalmasa da…

Beyza Nur ÇALIŞ

17 Şubat 2013 Pazar

Bozuk Olan Psikolojim- En Normal Halim


İnsanı sevdiği bir şeyden soğutabilirsin. Zor bir şey değildir. Değişik, çok değişik yollar var bunun için. Mesela bir kıza sevdiği  çocuğun en rezil hallerinden bahsedebilirsin. Ya da bayıldığı kolanın böcekten yapıldığına inandırırsın onu. Bir daha asla içmez. Sigara içersen kırkına gelmeden akciğer kanseri olacaksın, dersin canı tatlı birine. Oracıkta bırakır.

Benim için ise durum tam tersi. Hayır, beni de sevdiğim bir şeyden soğutabilirsin. Ama beni ondan soğutmak için onu aşağılaman değil, övmen gerekir. Günde üç öğün kadar bana onu övebilirsin mesela. Eğer bir gün sigaraya başlarsam ne kadar yararlı olduğundan, tadının güzelliğinden falan bahsedersen; hemen bırakırım.

Küçüklüğümden beri sevdiğim bir şeyi sadece ben seveyim istemişimdir. Hatta mümkünse ben hariç herkes ondan nefret etsin demişimdir. Küçükken Tom ve Jerry'de Tom'un Jerry'i yakalamasını, Silvester'ın Tweety'yi   yemesini istemişimdir. Kötü cadıyı sevmişimdir ben Rapunzel'de. O da Rapunzel'e o kadar bakmış, büyütmüş sonuçta, gibi bir psikolojide olmuşumdur. Bunun nedeni aşırı gelişmiş merhamet duygum mu, yoksa yine aşırı gelişen sahiplenme hissim mi, bilmiyorum. Benim olanı kaybetmekten korktum bence. Kimsenin sevmediklerini sevdim ki kimse alamasın benden. Daha doğrusu almak istemesin. Ben de onun benim olması için hiç savaşmak zorunda kalmayayım. Mücadele istemeyişimden galiba her şey, bunu yaparken de herkesten farklı olmayı başarabilmeyi isteyişimden. Yani bunların hepsinin temelinde birden fazla şeyi aynı anda yapabilme isteğim yatıyor galiba. Bilmiyorum, belki de bambaşka sebepleri vardır hepsinin.

Bu sebep her neyse, benim onda sevdiğim özellikleri başkasının da sevdiğini öğrendiğim anda bütün sevgim bitiyor. Hatta aşırı derecede soğuyorum. Nefret etmeye başlıyorum. Sonra her hareketi bana rahatsızlık vermeye başlıyor. Biraz da bencillik var işin içinde. Bir de ikinci planda olmayı kaldıramıyorum ben, ilk hep ben olayım. Bunların hepsi birleşince de kendisini en iyi kankası yapmayan herkesi silen küçük bir kız çıkıyor.
Arkadaşsız kalmamış, birçok iyi arkadaşı var ama o sadece kendisini birinci sıraya yerleştirmiş olanları seviyor.

İyi ya da kötü bir huydur diye yorum yapmam imkansız. Herkesi kolay kolay sevemiyorum bu yüzden. Öbür yandan  birini unutmak çok kolay oluyor. Sadece onu hatırlatan herhangi bir şey geldiğimde aklıma, artık onun benim için hiçbir anlam ifade etmediğini anladığım an acı veriyor. Acı da değil... Tuhaf bir his uyandırıyor içimde... Yüzüme çarpan soğuk bir rüzgar sanki, vücudumdaki bütün tüyler dimdik oluyor...

Beyza Nur