Hayattan tiksinmiş bir
durumdayım. İnsanların yüzde seksen beşinin ikiyüzlü, yüzde dokuzunun asalak,
yüzde dördünün kurnaz, kalan yüzde ikisinin de aşırı salak olma durumu galiba
beni tiksindiren. Her şey ve herkes aşırı derecede itici ve iğrenç geliyor şu
sıralar. Kendimi bile kendimden, hiç tereddüt etmeden –yukarıdaki gibi-
sınıflandırarak tiksindirdim. Aşırı derecede megaloman bir insan olarak bunu da
başardım; nasıl oldu ben de bilmiyorum.
Bir insan hakkında “Sen
yanlış tanıyorsun, çok iyi insandır o aslında.” şeklinde cümleler kurup, onu
sevmeyen onlarca insanı –ki o onlarca insandan çoğu da senin en yakın
arkadaşlarından- karşına alıyorsun, onun için yaptığın fedakârlıkların haddi
hesabı yok. Yıllardır değer verip muhataba aldığın, konuşmanın tek nedeni
herkes dışlıyor diye acıdığın insanın arkandan yemediği halt kalmamış; başına
örmediği çorap yok. SENİ KULLANMIŞ İŞTE.
Ama o haklı biliyor musun?
Çok haklı hem de, öyle böyle değil. Sen geri zekâlısın çünkü. Salağın önde
gidenisin. Ama senin de bir suçun yok ki. Sadece o yüzde seksen beşlik
kesimdeki insanlardandı, sen ise yüzde ikilik kesimdendin. Suçlu dünya. Suç
hayatın bu kadar gereksiz, saçma ve adaletsiz oluşu. Senin yapabileceğin tek
şey yüzde dörtlük kesimden olup olacakları önceden kestirmekti. Ama artık iş
işten geçti. Yapabileceğin tek şey arkasından olabildiğince çok küfür ederek
içindeki onu öldürme isteğini bir nebze olsun azaltmak. Kalan günlerini ondan
ve onunla ilgili olan her şeyden sterilize edilmiş bir ortamda geçirmek.
Üç kuruş bile etmeyen
karaktersiz insanlarla muhatap olursan kendilerinin üç kuruş edebileceklerini
sanarlar ve götleri kalkar. Çok doğal bir şeydir bu. En bariz sonuçtur. İki
artı ikinin dört etmesi gibi bilimsel nitelikte olmasa da evrenin her yerinde
uygulamaya sokulmuş bir kanundur. “ÜÇ KURUŞ BİLE ETMEYEN İNSANLARIN KENDİNİ BİR
ŞEY SANMASI” olayıdır. “GERİ ZEKÂLILIKTA SINIR TANIMAYAN İNSANLARIN, BAZI HEM
ASALAK, HEM DE İKİYÜZLÜ İNSANLARA DA DEĞER VERMESİ”nden kaynaklanan bir
durumdur bu. Doğaldır. Yapmamaya çalışın. Bir hata olur, yaparsanız onlara ne
oldukları gerçeğini hatırlatın. İnsanın yüzüne çarpan soğuk rüzgârın verdiği
etkiyi verecek şekilde yapın. İşe yaramazsa takmayın yahu, boş verin. Hayat
gereksiz insanlarla zaman harcayacak kadar uzun değil. Eninde sonunda aslında
ne olduğunu hatırlayacaktır.
Takmayın. Boş verin.
Umursamayın. Hayat kısa. Ne hali varsa görsün. Beyninizde onu öldüresiye
dövdüğünüz sahneler yaratıyor olabilirsiniz. Onu da yapmayın. Bu insanlar
bunların hiçbirine değmiyor çünkü. Bilmem farkında mısınız?
BEYZA NUR ÇALIŞ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz yapıyor yorum, biz yazıyor yayın ;)