etiketim bile saçma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etiketim bile saçma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2014 Pazar

BİRAZ TERS

O da hayata tersten bakıyor. O benim ruh ikizim... 
Az önce annem odama dalıp bana ters ters baktı ve şöyle bir soru sordu: "Neden yataktan kendini ters sarkıtarak kitap okuyosun?" Tabi ki cevabım çok güzel: "Neden derken? Gayet açık değil mi? Başımın dönmesi hoşuma gidiyo çünkü." Sonra annem "Bence oturarak okumayı da dene." dedi, kapıdan çıktı. Başarılı bir şekilde onu odamdan uzaklaştırmayı başardım. Büyük ihtimalle bu gece bir daha odama falan gelmez. Artık rahatım.

Ha bir de, antrede "Ayynıı (böyle uzata uzata dedi aynen) Salih'le Hakan gibi. (Salih ve Hakan amcalarımdan sadece ikisi) Bunlar sülalecek deli anacım! Ben napıyım?!" diye söyleniyordu sanırım ama bana dediğini düşünmüyorum, ben o kadar deli olamam çünkü. Komşu çocuğunu falan amcalarıma benzetmiştir kesin, veya komşu çocuğunun annesi onu benim amcalarıma bağıra bağıra benzetmiştir, ben onu kendi annemin sesine benzetmişimdir ve bu ses antreden geliyor sanmışımdır, olabilir böyle şeyler. Neyse, bu konu hakkında daha fazla düşünmek istemiyorum zira annem bu sıralar beni çok fazla gömüyor, ben de üzülüyorum sonra.

Dipnot: Son zamanlarda o kadar çok annemden bahsettim ki, her an blogun adını "Beyza'nın Annesi" isimlerimizi de "Beyza'nın Annesinin Kızı" ve "Beyza'nın Annesinin Kızının Arkadaşı" olarak değiştirebiliriz Nazlı ile, görürseniz şaşırmayın.

15 Aralık 2013 Pazar

SANTA BABY VE KAVURMA PARTİLERİ

Hayatımın en gereksiz cumartesi günüydü. Açık ve net. Bir insan nasıl cumartesi günü hiçbir şey yapmaz? Ben yapmadım ya hiçbir şey yapmadım. Okula gittim bir de tatil gününde. Kar tatili olmadığı gibi tatil günümü de aldılar elimden. Eve geldiğimde tuhaf bir şekilde Noel şarkıları dinledim. Şu Santa Baby, Christmas İs Coming falan. Santa Baby'yi Debby'nin coverladığı haliyle dinlemem ise ayrı bir merak konusu. Zira ben Debby Ryan'ı oldum olası sevmem. Sanırım içimdeki İsa aşkı Debby'yi bile dinlettirdi. İçimde neden bir İsa aşkı olabilir bunu da bilmiyorum açıkçası.

Noelde yapılan partilerden kurban bayramında da istiyorum. Kavurma ve bira, işte ben buna parti derim. Dur ya, ben nereye bira içiyorum, olmaz. Kavurma ve ayran, tamam bu oldu. Hem milli içeceğimiz ayran, hem de babam var benim olum yani en uygunu bu! Ki benim babam kurban bayramında tekel bayilerinin açık olmasını eleştirmiş bir insan yani, olmaz olmaz.

Babam ailesinin iyi çocuğu. Kardeşlerinin arasında tek üniversite okuyan, tek içki içmeyen, kumar oynamayan falan filan... Babam iyi çocuk olduğu için biz de iyi olmalıyız. Amcalarımın kızları istedikleri kadar sürtebilirken ben ders çalışmalıyım mesela. Ders çalışmalıyım çünkü babam o aileden düzgün bir birey olarak çıkabilmişse benim en azından tıp falan kazanmam lazım onlara göre.

Babamın annesi ve babası babam beş yaşındayken ayrılmış. Babam annesiyle kalıyormuş. Babaannem çok zeki kadındır, öyle böyle değil. Dedem defineci, ben onu bildim bileli kazıyor bir yerleri. Babaannemin evin arkasına çukur açtırması lazımmış, dedeme kaç kere söylemiş dedem açmamış. Babaannem de demiş ki "Rüyamda gördüm, bizim evin arkasında define vardı." Dedem tam olarak nerde diye sorunca da kazılması gereken yeri göstermiş. Dedem de kazmış. İhtiyacı olan büyüklükte kazdırdıktan sonra da anlatmış her şeyi, artık kazma, bırak, demiş. Babaannem böyle anlatıyor olayı, dedeme sorsan o zaten baştan her şeyi anlamış da kazılması gerektiği için kazmış.

Babamın annesi hastalanmış yedi yaşındayken, annesinin hastahanede kaldığı günlerde babam abileriyle kalmış. Sonra teyzesiyle yanlış hatırlamıyorsam, on iki yaşında kendi başına kalıyormuş baya. Orta okuldayken yani.

Annemle de orta okuldayken tanışmışlar. Sanırım o sıralar çıkmaya başlamışlar. Kendileri benim orta okulda sevgilim olmasına kızmışlardı ama, ne tuhaf. Liseyi de beraber okumuşlar. Annemin bir arkadaşı varmış, annemle babamı ayırmaya çalışmış da yapamamış. O annemi babamdan ayırmaya çalışan kız, annemin en yakın arkadaşını da sevgilisinden ayırmaya çalışmış. Bu kız hep kankalarının sevgilileriyle çıkıyormuş. Bizde de var böyle kızlar, bizim okulda yani. Bir de bir kızla olmayınca kankasıyla deneyen çocuklar var. Onları da unutmamak lazım.

Bir keresinde bizim okuldan bir çocuk benim kız arkadaşlarımdan birini face'ten ekleyip "Seni sanki bir yerden hatırlıyor gibiyim, yüzün çok tanıdık geliyor." demiş. Kız da "Evet gelmesi lazım, aynı okuldayız." demiş. Konuşmuşlar o gün ama bizimki bozulmuş, yani aynı okuldasın ama çocuk seni bilmiyor, çok kötü bir durum. İki üç gün sonra benim diğer kız arkadaşımı face'ten ekleyip ona da "Seni daha önce görmüş olma gibi bir ihtimalim var mı?" demiş, bizimki de "Bizim sınıf sizin katın altında, okula geliyorsan görmüş olman lazım." demiş. Bizim kızlar bana anlattı gülüştük falan. Ertesi gün çocuk beni de ekleyip "Sen bir yerden tanıyorum sanki." dedi, çok sinir bozucu ama gerçekten. "Hayır" dedim. "Beni daha önce görmüş olman
imkansız. Sen beni daha önce nerden görceksin ki?" Sonra çocuk aynı okuldayız falan dedi, "Yapma be, aynı okulda mıyız, daha önce hiç görmemiştim seni." dedim. Sonra bozuldu falan, bozulsun bir zahmet yani bizi o kadar bozdu.
Nazlı söylesin, bu Dylan mı Cole mu peki? :D
Bu arada şu an hala noel şarkıları dinliyorum. Şu Santa Baby, Debby'nin coverladığı, kaç gündür internette, nasıl hala 40 bin tık ya, ben 40 bin kere dinledim bunu, bu işte bir terslik var -_-

Dipnot: O kadar dağınık yazdım ki başlık bulamadım iyi mi?!


Beyza Nur

12 Kasım 2013 Salı

HAKKIMDA YİRMİ GERÇEK

Uska beni yorumlarda mimlemiş, yorumlarda birini mimleyeni ilk defa gördüm ya Uska nasıl bir varlıksın sen? İşte, hakkımda 20 gerçek:

1. Şebnem Ferah'ın şarkılarını sevmiyormuş gibi yapıyorum ama seviyorum.

2. Adam akıllı oturup bir blog yazma fikrini bu blogu okuduktan sonra düşünmüştüm ama bu blog çıktı ortaya. (Ve sanırım yayınlarının yüzde doksan kadarını okudum.)

3. Arkadaşlarımla konuşurken moda ve aşk hayatı ile ilgili sohbetlerinden çok sıkılıyorum. Ayrıca samimi olmayan diyaloglardan nefret ederim.

4. Sevdiğim bir kitabı veya yazıyı, artık okumaktan sıkılana kadar okurum.

5. Kendi kendimi gömerim arada. Ama bunu kendimle barışık olduğumdan falan değil, karşımdakinin beni küçük düşürebilecek herhangi bir şey diyeceğini hissettiğimde veya benimle dalga geçmesine fırsat vermemek için yapıyorum. Kendimle alay ederken aklımdan geçenler: "Kendi kendimi gömüyim de kimsecikler beni gömecek bir konu bulamasın. Hihihi"

6. Yıllardır herkes telefobim var sanıyor da yok aslında öyle bir şeyim. Telefonla konuşmaktan ölümüne nefret ederim. Mesajlaşmak iyidir iyi!

7. Biri ile arkadaş olabilmem için sadece espri anlayışımızın aynı olması yeterli. Zaten biriyle birazcık konuşsam hemen kanka olurum. (En güzel örneği son iki yazımda adı geçen 'sıradaş'. Bak bu yazıyla üç oldu. Biz senle aynı yemekhane kuyruklarını çektik, aynı hocaların azizliğine uğradık, az şey mi bunlar?)

8. Gıcık olduğum insanlara muhalefet olmaya bayılırım.

9. Beden dersi en çok zorlandığım ders, hatta bir keresinde hoca derse girmesin diye dua falan etmiştim.

10. Ben çok güzel "Hastayım misafirliğe gitmeyelim, senin arkadaşlarına da bulaştırmayalım." taklidi yaparım, annem de çok güzel yutmuş taklidi yapar. Süper ikiliyiz biz.

11. Fizik dersini çok seviyorum. Testleri kazık gibi, yazılıları belki zor olabilir, arada fizikçi gıcıklık yapıyor olabilir, ben de bazen derste uyuyor olabilirim, ama seviyorum ben fiziği. Boş zamanlarımda hobi olarak fizik çalışırım.

12. Ben Dark Shadows vampiriyim, olmadı Saftirik Vampirin Günlüğü, hiç olmadı Bakıcım Bir Vampir ama Alacakaranlık'la alakam yok.

13. Ezra ile tek ortak özelliğimiz: Disney Channel. The Suite Life On Deck final bölümünü beraber izlemiştik, o günden beri televizyon izlemiyoruz beraber sanırım.

14. R5 grubunun bateristi genelde arka planda kalıyor diye çok üzülüyorum ben. Bir de dördü kardeş, baterist kardeşleri değil ya hani, dışlamıyorlar normalde ama ben dışlıyorlarmış gibi hissediyorum tuhaf bir şekilde.

15. Gurur duyduğum ama aslında hiçbir işe yaramayan hatta en gereksiz iki özelliğim: Sprouser ve Hunidaş olmam.

16. Teoman bir, Alex Turner iki, bayılıyorum ikisine de.

17. Kendini beğenen, megaloman, başkalarının hatalarını yüzlerine çarpmaktan zevk alan herkesten nefret ediyorum.

18. Performans ödevlerinin teslim tarihinin son üç gününe girmeden ödevlere odaklanamıyorum.

19. Saçmalama fobim var ama sürekli saçmalıyorum ve çok zor bir durum. Ve bir de saçmalamak fiilini çok kullanıyorum. Ha bir de bir ara deli olmaktan korkuyordum, sonradan kendime "Ne biçim şeylerden korkuyosun kızım sen, başka korkucak şey mi bulamadın sen?" dedim ve akışına bıraktım. Şimdi çok mutluyum. Zaten sülalemdeki çoğu kişi deli (biraz kaba oldu ama kusura bakmayın bildiğin uçmuşsunuz siz) ben de geleceğin en sağlam deli adayıyım. Ayrıca potansiyel şeker hastasıyım.

20.  Hayal kurmayı çok seviyorum ama bazen kendim bile hayallerime "Oha lan uçma bence bu kadar." diyorum.


Beyza Nur

11 Nisan 2013 Perşembe

başlığını küçük harfle yazmak istediğim, aynı zamanda "v" harfimin klavyede zor bastığı yazı. başlığa for.


Çok sevdiğin bir arkadaşının haftalar sonra gözlerinin içinin güldüğünü görmek çok güzel.

Seviyorum seni kız.

"Kanka silgini versene. Ooo kanka silgini mi değiştirdin? Hayırlı olsun."

Sanırım silgidaş da olduğumuz için hemen fark ediyorsun.

Bizim bir silgimiz var. Beraber kullanıyoruz. Ben kafama göre evde unutuyorum onu, bazen kaybediyorum, yenisini alıyorum falan. Kaybettiğim zaman seninkini kullanıyoruz. Ama sen çantandan çıkarmaya üşendiğin için ben çıkarıyorum. No problem.

"Hocaya bir soru sordu. Ama hoca başka bir soruyu cevapladı. Beyza da ona sinirlendi. D'imi Beyza?"
"Hıhı, evet."
"Bak seni ne kadar iyi tanıyorum."
"Aynen kanka."

Şu yazıya hiçbir anlam verememiş olabilirsin. Diğer insanlar da aynı durumda. Sadece bu hafta yaptığımız diyalogları falan aklımdan geçiriyorum. Yani sonuçta burası benim günlüğüm. İstediğimi yazabilirim. Bunu yazıyorum, var mı? "v" tuşu çok zor basıyor. Yazmak çok zor oluyor. Üşeniyorum kanka.

bby

selen bloga yazı girsin.