sıradaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıradaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2014 Cumartesi

BEYZA KATLİAMI

Perşembe günü, yılın ilk okul günü. Farklı olması lazımdı, en azından daha az biyolojili. Ama hayır, salının aynısıydı. Belki birkaç küçük farkla...

Öğle arasında Berat hayat hikayesini bana, her zamanki gibi saniyede 1000 kelimeye yakın -belki o kadar çok değildir ama çoktu yani- bir hızla anlatırken Nurşi halime acıdığından olsa gerek, "Tuvalete gidelim hadi." diyerek konuşmayı böldü. Sonra tuvaletteyken -hep can sıkıntısından- rehberimdeki herkese mesaj attım, böylece ertesi gün süresi dolacak olan paketimden kalan tüm SMS'leri bitirdim. Mesaj da aynen şu "Bni kaçırıyolelçüşdddfcnfocacavajak" Sonundaki anlam veremediğimiz harflere kadar hepsi aynen yazdım çünkü bu olayda mesajın içeriğinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Geri dönüşlerden bazıları şu:

- Selam. (En çok bu tarz cevap aldım. Bu geri dönüşü yapan kişilerin de paketinin ertesi gün süresinin dolacağını düşünüyorum. Onlar da Sms'lerini bitirmeye çalışıyorlar. Ne diyim, kolay gelsin.)
- asdfsafdas (Nazlı yani, ondan daha düzgün bir cevap beklemiyordum zaten.)
- Okuldayım ben ya :/ (Oski bu. Olur yani, söylerim onlara, beni kaçırmak için senin okuldan çıkmanı beklerler.)
- (Görüldü: 12.40) (Bunu yazan arkadaşlar da var, kaçırılırsan kaçır be banane demeye çalışıyorlar sanırım. Canları sağ olsun.)
- Derse girdikten sonra gelen 9 cevapsız arama. (Bu mesaj olarak gelmiyor, bunu annem yapıyor. Mesajları gönderirken annemin de rehberimde kayıtlı olduğunu unutmuşum da.)

Tam 9 cevapsız arama geldikten sonra "Ya deprem oluyor ya da sıramın altındaki telefon titriyor." diye düşünüp telefonuma bakma zahmetine girdim veeee, Annem! Hemencecik sıranın altından (bu da en arkada oturmanın avantajlarından biri.) "Şaka yapmış arkadaş sakin.." yazıp suçu arkadaşımın üstüne atıp gönderdim, bir an bile tereddüte düşmedim bunu yaparken. Zira annem beni eve gidince gayet de terlikleyebilir ama arkadaşıma bir şey yapamaz. Kabul et çok zekice.

Ve annemden harika geri dönüş mesajı. "Teneffüste beni ara."

Yemin ediyorum hayatımda geçirdiğim en uzun 10 dakikaydı ve üstüne üstük matematik dersindeydik, çektiğim işkenceyi düşünsene! Ders bitince içim kan ağlayarak annemi aradım.

"Anne... Ben de tam matematik testi çözüyodum." (Suçumu hafifletme çabalarımı görüyoruz.)
"Beyza sen manyak mısın?! Ben burda ölüyodum korkudan az kalsın! Böyle şaka mı yapılır?! Müdürü aradım üç dört kere açmadı da iyi ki rezil olacaktık ona da. Sınıf öğretmenin de yanına geliyodu mesaj atmasaydın. Müge Anlı (Burada Müge ile ilgili bir şeyler söylüyor, tam olarak anlamadım. Sanırım sabahki yayınından bahsediyor. Ev hanımlığı yakışmadı bu kadına, kendini Müge'ye vurdu, tekrar başlasın işe bence.) Allah seni bildiği gibi yapsın ya, ya senin yaptığını Ezra yapmıyo."
"Çünkü Ezra'nın telefonu yok."
"Ay Allah'ım ya, bi de ukalalık yapıyo. Kızım sen..."
"Anne dedim ya arkadaşım şaka yapmış diye. Napıyım, sen benim anneme nasıl şaka yaparsın diyip arkadaşımı mı dövüyim yani?! Bak o da pişman zaten, dimi arkadaş?"
(Telefonu konuşmanın başından beri yanımda duran sıradaşın kulağına dayıyorum.) "Evet Beyza'nın annesi. Pardon."
(Telefonu geri alıp kendi kulağıma dayıyorum.) "Eklemek istediğin bir şey yoksa kapatıyorum ben telefonu."
"Sana ben ne diycem be! Anlayana konuşurum ben, sende benim dediklerimi anlayıcak zeka nerdeee?!"
-Telefonu kapatıyor tam burada.-

Annelere şaka yapılmaz, bir kez daha bunu anladım. Bir de rehberimden annemin adını silmem gerektiğini hatırladım. Yani abuk sabuk bir şey yazarım da yanlışlıkla anneme gider falan, sonra evde katliam çıkar; hikayemi anlatan filmler çekerler, kitaplar yazarlar belki, adını da "Beyza Katliamı" koyarlar muhtemelen. Böyle şeyler olsun istemeyiz.

12 Kasım 2013 Salı

HAKKIMDA YİRMİ GERÇEK

Uska beni yorumlarda mimlemiş, yorumlarda birini mimleyeni ilk defa gördüm ya Uska nasıl bir varlıksın sen? İşte, hakkımda 20 gerçek:

1. Şebnem Ferah'ın şarkılarını sevmiyormuş gibi yapıyorum ama seviyorum.

2. Adam akıllı oturup bir blog yazma fikrini bu blogu okuduktan sonra düşünmüştüm ama bu blog çıktı ortaya. (Ve sanırım yayınlarının yüzde doksan kadarını okudum.)

3. Arkadaşlarımla konuşurken moda ve aşk hayatı ile ilgili sohbetlerinden çok sıkılıyorum. Ayrıca samimi olmayan diyaloglardan nefret ederim.

4. Sevdiğim bir kitabı veya yazıyı, artık okumaktan sıkılana kadar okurum.

5. Kendi kendimi gömerim arada. Ama bunu kendimle barışık olduğumdan falan değil, karşımdakinin beni küçük düşürebilecek herhangi bir şey diyeceğini hissettiğimde veya benimle dalga geçmesine fırsat vermemek için yapıyorum. Kendimle alay ederken aklımdan geçenler: "Kendi kendimi gömüyim de kimsecikler beni gömecek bir konu bulamasın. Hihihi"

6. Yıllardır herkes telefobim var sanıyor da yok aslında öyle bir şeyim. Telefonla konuşmaktan ölümüne nefret ederim. Mesajlaşmak iyidir iyi!

7. Biri ile arkadaş olabilmem için sadece espri anlayışımızın aynı olması yeterli. Zaten biriyle birazcık konuşsam hemen kanka olurum. (En güzel örneği son iki yazımda adı geçen 'sıradaş'. Bak bu yazıyla üç oldu. Biz senle aynı yemekhane kuyruklarını çektik, aynı hocaların azizliğine uğradık, az şey mi bunlar?)

8. Gıcık olduğum insanlara muhalefet olmaya bayılırım.

9. Beden dersi en çok zorlandığım ders, hatta bir keresinde hoca derse girmesin diye dua falan etmiştim.

10. Ben çok güzel "Hastayım misafirliğe gitmeyelim, senin arkadaşlarına da bulaştırmayalım." taklidi yaparım, annem de çok güzel yutmuş taklidi yapar. Süper ikiliyiz biz.

11. Fizik dersini çok seviyorum. Testleri kazık gibi, yazılıları belki zor olabilir, arada fizikçi gıcıklık yapıyor olabilir, ben de bazen derste uyuyor olabilirim, ama seviyorum ben fiziği. Boş zamanlarımda hobi olarak fizik çalışırım.

12. Ben Dark Shadows vampiriyim, olmadı Saftirik Vampirin Günlüğü, hiç olmadı Bakıcım Bir Vampir ama Alacakaranlık'la alakam yok.

13. Ezra ile tek ortak özelliğimiz: Disney Channel. The Suite Life On Deck final bölümünü beraber izlemiştik, o günden beri televizyon izlemiyoruz beraber sanırım.

14. R5 grubunun bateristi genelde arka planda kalıyor diye çok üzülüyorum ben. Bir de dördü kardeş, baterist kardeşleri değil ya hani, dışlamıyorlar normalde ama ben dışlıyorlarmış gibi hissediyorum tuhaf bir şekilde.

15. Gurur duyduğum ama aslında hiçbir işe yaramayan hatta en gereksiz iki özelliğim: Sprouser ve Hunidaş olmam.

16. Teoman bir, Alex Turner iki, bayılıyorum ikisine de.

17. Kendini beğenen, megaloman, başkalarının hatalarını yüzlerine çarpmaktan zevk alan herkesten nefret ediyorum.

18. Performans ödevlerinin teslim tarihinin son üç gününe girmeden ödevlere odaklanamıyorum.

19. Saçmalama fobim var ama sürekli saçmalıyorum ve çok zor bir durum. Ve bir de saçmalamak fiilini çok kullanıyorum. Ha bir de bir ara deli olmaktan korkuyordum, sonradan kendime "Ne biçim şeylerden korkuyosun kızım sen, başka korkucak şey mi bulamadın sen?" dedim ve akışına bıraktım. Şimdi çok mutluyum. Zaten sülalemdeki çoğu kişi deli (biraz kaba oldu ama kusura bakmayın bildiğin uçmuşsunuz siz) ben de geleceğin en sağlam deli adayıyım. Ayrıca potansiyel şeker hastasıyım.

20.  Hayal kurmayı çok seviyorum ama bazen kendim bile hayallerime "Oha lan uçma bence bu kadar." diyorum.


Beyza Nur

9 Kasım 2013 Cumartesi

HAFIZA KARTI İLE YAPILAN DENEYLER VE BEN

Tostun bile Cole'la fotoğrafı var :/
Sizce Beyza'ya son iki gündür neler olmuştur?

a) Bilgisayarını neden değiştirdiğini unutmuştur; beraber yuvarlandığı, bir sürü oyun yüklediği, dinlediği her şarkıyı indirdiği, hunharca kullandığı ve bu sebepten üç ayda bir format atmak zorunda kaldığı bilgisayarına "Onla çok anılarımız var lan." deyip geri dönmüş, internete bağlanmak için canla başla mücadele verirken neden değiştirdiğini hatırlamıştır.

b) Geçen yazının sonuna not olarak iliştirme gereği duyduğu yemekhanede gereksiz uyarılar gönderen sıradaşla kanka olmuş, öğle arasında sıradaşla konuşmaktan yemeğini yiyememiş, beden eğitimi dersine geç kalmış, zaten her hafta bir bahane bularak beden dersinden kaytardığı için kendisine sinir olmuş öğretmenini iyice sinirlendirmiştir.

c) Lacivert ojelerini el tırnaklarına “Beyza’nın şu zamana kadar en düzgün oje sürme çalışması” olarak nitelendirebileceğimiz şekilde sürmüş ve daha sonra ayak tırnaklarının ojesiz olduğunu fark edip, ayak tırnaklarına oje sürmek yerine ellerindekini çıkartmıştır.

d) Telefonun SIM kartı yerine hafıza kartı koyarsak ne olacağını merak etmiştir; bunu denemiş ve sonrasında hafıza kartını çıkartamamıştır.

e) Evdeki cips zulalarının bittiğini fark edince yeni bir zula oluşturabilecek miktarda cips almak için sınavlara çalışırken sık sık kullandığı “Evli ve çocuklu, bu sebeple saçını yapamamış kadın topuzu” ile markete gitmek üzere dışarı çıkmış, yolda bir arkadaşını görüp konuşmaya başlamış ve sonra kendini o iğrenç topuz ile arkadaşının kuzeninin halasının düğününde bulmuştur.

Cevap: Beyza maldır, hepsini yapmıştır. 

Kendime not: Test çözerken post yazma, sonra saçma sapan şeyler çıkıyor ortaya.
Okuyana not: Gençler SIM kartı yerinden şu hafıza kartını nasıl çıkarabileceğim hakkında fikri olan var mı? Yarım saattir uğraşıyorum.
Düğün salonu sahiplerine not: Lütfen salonlarınızı bizim marketin iki sokak ötesine falan açmayın, benim arkadaşlarım “Saçım kötü”den anlamıyorlar çünkü.

Beyza Nur

7 Kasım 2013 Perşembe

N.T.S. VE OKUMA SEVDASI

Şu hayatta bana gelen mesajları benden çok merak edip benden önce cevaplayan üç insan tanıdım: Nazlı, Tuğba ve servisteki kız.

Nazlı'ya bir şey demiyorum, diyemiyorum daha doğrusu, korkuyorum ama ben.

Tuğba'yı çözebilmiş değilim. Geçen gün resmen gelen mesajları ilk ona okutmuyorum diye bana çıkışmıştı. Hatta o çıkışmayı yaparken gelen mesaj sesi ile telefonumun üstüne atladı. Abartmıyorum, çok ciddiyim. Tuğba'nın yatağının üstünde duruyordu, baya baya telefonun üstüne atladı. Baksın tabi, lafım yok.

Veeee, en sevdiğiniz: Servisteki kız!
Kendisi mesajı okuyamadan kapatınca "Dur bi göremedim." diyebilmiş mübarek bir insan. Ona bir şey söylemek istemiyorum, saygım sonsuz ona. Sadece "Al, bak içinde kalmasın!" diye terslemiş olabilirim birazcık. Ama yani çok samimi olmadığınız birinin mesajlarını okunmaz, ya okunsa bile "Dur bi göremedim." denmez, çaktırmadan bakılır.

Buradan siz üçünüze sesleniyorum: Valla size kızdığımdan yazmadım bu yazıyı. Öyle okumaya değecek değerde mesajlarım olsa amenna! Ama işte benim öyle özel bir şeylerim olmadığı için ben üzülüyorum. Siz "Aman bu ne ya saçma saçma diyaloglar, Allam ya ne kadar gereksiz bir konuşma bu. Hayır sevgilisi ile falan da konuşmuyor ki böyle biz bakınca rahatsız olsun, rahatsız da olmuyo pislik." diyorsunuzdur içinizden diye korkumdan, mesaj atarken kasıyorum. Siz bakıyorsunuz diye kendimi düzgün bir şeyler yazmak zorunda hissediyorum.

Dip not: Ya da vazgeçtim, üçünüze değil, ikinize sesleniyorum. Nazlı'nın gazabından korkarım ben.
Dibin dip notu: Yemekhanede, "Bak o tabağı alma, o tabağa az koymuşlar, aç kalırsın sonra." diye gereksiz ama sempatik uyarılar gönderen sıradaş, cansın.

Beyza Nur