Öğle arasında Berat hayat hikayesini bana, her zamanki gibi saniyede 1000 kelimeye yakın -belki o kadar çok değildir ama çoktu yani- bir hızla anlatırken Nurşi halime acıdığından olsa gerek, "Tuvalete gidelim hadi." diyerek konuşmayı böldü. Sonra tuvaletteyken -hep can sıkıntısından- rehberimdeki herkese mesaj attım, böylece ertesi gün süresi dolacak olan paketimden kalan tüm SMS'leri bitirdim. Mesaj da aynen şu "Bni kaçırıyolelçüşdddfcnfocacavajak" Sonundaki anlam veremediğimiz harflere kadar hepsi aynen yazdım çünkü bu olayda mesajın içeriğinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Geri dönüşlerden bazıları şu:
- Selam. (En çok bu tarz cevap aldım. Bu geri dönüşü yapan kişilerin de paketinin ertesi gün süresinin dolacağını düşünüyorum. Onlar da Sms'lerini bitirmeye çalışıyorlar. Ne diyim, kolay gelsin.)
- asdfsafdas (Nazlı yani, ondan daha düzgün bir cevap beklemiyordum zaten.)
- Okuldayım ben ya :/ (Oski bu. Olur yani, söylerim onlara, beni kaçırmak için senin okuldan çıkmanı beklerler.)
- (Görüldü: 12.40) (Bunu yazan arkadaşlar da var, kaçırılırsan kaçır be banane demeye çalışıyorlar sanırım. Canları sağ olsun.)
- Derse girdikten sonra gelen 9 cevapsız arama. (Bu mesaj olarak gelmiyor, bunu annem yapıyor. Mesajları gönderirken annemin de rehberimde kayıtlı olduğunu unutmuşum da.)
Tam 9 cevapsız arama geldikten sonra "Ya deprem oluyor ya da sıramın altındaki telefon titriyor." diye düşünüp telefonuma bakma zahmetine girdim veeee, Annem! Hemencecik sıranın altından (bu da en arkada oturmanın avantajlarından biri.) "Şaka yapmış arkadaş sakin.." yazıp suçu arkadaşımın üstüne atıp gönderdim, bir an bile tereddüte düşmedim bunu yaparken. Zira annem beni eve gidince gayet de terlikleyebilir ama arkadaşıma bir şey yapamaz. Kabul et çok zekice.
Ve annemden harika geri dönüş mesajı. "Teneffüste beni ara."
Yemin ediyorum hayatımda geçirdiğim en uzun 10 dakikaydı ve üstüne üstük matematik dersindeydik, çektiğim işkenceyi düşünsene! Ders bitince içim kan ağlayarak annemi aradım.
"Anne... Ben de tam matematik testi çözüyodum." (Suçumu hafifletme çabalarımı görüyoruz.)
"Beyza sen manyak mısın?! Ben burda ölüyodum korkudan az kalsın! Böyle şaka mı yapılır?! Müdürü aradım üç dört kere açmadı da iyi ki rezil olacaktık ona da. Sınıf öğretmenin de yanına geliyodu mesaj atmasaydın. Müge Anlı (Burada Müge ile ilgili bir şeyler söylüyor, tam olarak anlamadım. Sanırım sabahki yayınından bahsediyor. Ev hanımlığı yakışmadı bu kadına, kendini Müge'ye vurdu, tekrar başlasın işe bence.) Allah seni bildiği gibi yapsın ya, ya senin yaptığını Ezra yapmıyo."
"Çünkü Ezra'nın telefonu yok."
"Ay Allah'ım ya, bi de ukalalık yapıyo. Kızım sen..."
"Anne dedim ya arkadaşım şaka yapmış diye. Napıyım, sen benim anneme nasıl şaka yaparsın diyip arkadaşımı mı dövüyim yani?! Bak o da pişman zaten, dimi arkadaş?"
(Telefonu konuşmanın başından beri yanımda duran sıradaşın kulağına dayıyorum.) "Evet Beyza'nın annesi. Pardon."
(Telefonu geri alıp kendi kulağıma dayıyorum.) "Eklemek istediğin bir şey yoksa kapatıyorum ben telefonu."
"Sana ben ne diycem be! Anlayana konuşurum ben, sende benim dediklerimi anlayıcak zeka nerdeee?!"
-Telefonu kapatıyor tam burada.-
Annelere şaka yapılmaz, bir kez daha bunu anladım. Bir de rehberimden annemin adını silmem gerektiğini hatırladım. Yani abuk sabuk bir şey yazarım da yanlışlıkla anneme gider falan, sonra evde katliam çıkar; hikayemi anlatan filmler çekerler, kitaplar yazarlar belki, adını da "Beyza Katliamı" koyarlar muhtemelen. Böyle şeyler olsun istemeyiz.



