nazlı belki de hayatımı bitirmemişsindir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nazlı belki de hayatımı bitirmemişsindir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2014 Çarşamba

FOTOĞRAF MAĞDURLUĞU

Hiç bir amacım olmaksızın, pardon pardon bir amacım vardı evet, face'teki kapak fotoğrafımı değiştirecektim, şöyle diyelim o vakit, sadece kapak fotoğrafımı değiştirmek için birkaç ay önce kullanmayı bıraktığım eski bilgisayarımı açmış, kimse görmesin diye iç içe açılmış klasörler yığınının ancak 10 klasörü açtıktan sonra ulaşabildiğiniz ergen fotoğraflara bakıyordum. O sırada odama yine ansızın dalmış olan annem, aa fotoğraflara mı bakıcaz, dedi ve -işsizlik işte, diyorum ev hanımlığı yakışmıyor bu kadına diye- bir koşuda elinde benim küçüklük fotoğraflarım olduğu bir albümü alıp tekrar yanıma geldi.

Böyle ben bilgisayardakilere bakıyorum, annem bana bir şeyler gösteriyor, kıramıyorum da kadını, "Napıyım senin gösterdiklerini, kapak fotoğrafımı değiştircem ondan bakıyorum." da diyemiyorum, fazladan iki fotoğrafa bakıyorum alt tarafı.

Biz böyle 15 dakika kadar sadece fotoğraflara baktık. Sonra annem Nazlı ve Yasin ile küçükken çekilmiş fotoğrafı gösterdi, ama baya küçüğüz, Nazlı beş, ben altı buçuk, Yasin de yedi yaşında falan. Nazlı ağlıyor, Yasin ifadesiz, ben gülüyorum. İlk bakışta anlam veremediğim bu fotoğrafa biraz bakıp hafızamı da biraz zorladıktan sonra o fotoğrafı çekilirken annemin "Hadi bakıyım, hep beraber öpün birbirinizi!" dediğin, sonra Yasin, Nazlı'nın yanağına ulaşmaya çalışırken yanlışlıkla öpüştüklerini, sonra Nazlı'nın ağladığını, Yasin'in küçük çaplı bir şok geçirdiğini, benim de bu olaydan tuhaf bir şekilde zevk aldığımı ve annemin fotoğrafı çekmek için yarım saat bekleyip tam üçümüzün tipi de dağılmışken çektiğini hatırladım. Ne ben, ne Yasin, ne de Nazlı annemin bize attığı bu kazığı unutmadık, intikamımızı alacağımız gün elbet gelecektir. Ama biz o gün büyük ihtimalle intikam falan almaya üşeneceğiz,o ayrı.

Bu ufaktan hatırlama, anıların depreşmesi ve intikam planları kurma aşamalarını beynimde çok kısa bir süre içinde gerçekleştirdikten sonra "Aaa, bu fotoğrafı hatırlıyorum beeeennn!" diye bir ani çıkış yaptım. Annemse sadece "Hı-hım." dedi, iki saattir sanki o her fotoğrafa, "Aa, bak şurda şöyle yapmıştın hatırlıyo musun?" demiyormuş gibi, sanki ben burnumdan sümüğün eksilmediği, hatta burnumu silmekten etrafının Nurşi ile "kırmızı ruj efekti" yaratmak için kırmızı ruju direk sürüp okula gittiğimiz -kırmızı ruj efektini başka nasıl yaratabileceğimiz aklımıza gelmemişti- günkü kadar kırmızıyken onun gösterdiği her fotoğrafa sanki çok umrumdaymış gibi tepkiler vermemişim gibi. Sonra ben "Ne kadar aptalız ya, çok tatlıyız ama burda. Küçüğüz ya hepimiz." dedikten sonra gülümseyip tekrar kapak fotoğrafı seçimine döndüm, son baktığım fotoğrafı da geçtim, ve yeni fotoğraf, annemin gösterdiğinin hemen hemen aynısı, ben yine gülüyorum, Nazlı tuhaf bir şekilde kafasını eğmiş hüzünlü hüzünlü bakıyor, ama Yasin yok. Yasin nerede, bu fotoğrafın Yasin'i nerede len, Yasinsiz aptal ama sevimli fotoğraf mı olur?!

Ha, doğru ya, Yasin ergenliği benden önce atlatmıştı bu yaz. Göbek erimiş, ses coollaşmış, bütün o geçen senelerde yaptığı "Yusuf'un yüzünü çizme." olaylarına tövbe edilmiş, o artık bir ergen değil. O artık öyle ergen pozlar vermiyor, daha düzgün fotoğraflarımızda herkese ibret verecek düzgünlükte pozlarıyla, o artık bir yetişkin adayı. Ey Yasin ile aramızdaki altı ay, sen nelere kadirsin?!

Özet: Nazlı ile her zaman ergeniz, yıllar bizi değiştirmediği gibi, sevimsizleştiriyor. O anormal davranışlar eskiden "Ay çok şeker ya minnak şeyler yerim sizi." etkisi oluştururken insanlar üzerinde, şimdi "Mal mısınız olum siz?!" tepkileri oluşturuyor, hem de bizim üzerimizde.


Beyza Nur

22 Aralık 2013 Pazar

HAYATI KARARAN GENÇLER VE NAZLI

  



Pek bir şey anlatmaya gerek yok aslında. Her şey apaçık ortada. Nazlı genç bir Oski'nin daha hayatını kararttı. Zalimsin Nazlı!
Nazlı'dan Not: Kimse benim sefgilime sarkamaz. Pıçaklarım ! -_-

Beyza & Nazlı

7 Kasım 2013 Perşembe

N.T.S. VE OKUMA SEVDASI

Şu hayatta bana gelen mesajları benden çok merak edip benden önce cevaplayan üç insan tanıdım: Nazlı, Tuğba ve servisteki kız.

Nazlı'ya bir şey demiyorum, diyemiyorum daha doğrusu, korkuyorum ama ben.

Tuğba'yı çözebilmiş değilim. Geçen gün resmen gelen mesajları ilk ona okutmuyorum diye bana çıkışmıştı. Hatta o çıkışmayı yaparken gelen mesaj sesi ile telefonumun üstüne atladı. Abartmıyorum, çok ciddiyim. Tuğba'nın yatağının üstünde duruyordu, baya baya telefonun üstüne atladı. Baksın tabi, lafım yok.

Veeee, en sevdiğiniz: Servisteki kız!
Kendisi mesajı okuyamadan kapatınca "Dur bi göremedim." diyebilmiş mübarek bir insan. Ona bir şey söylemek istemiyorum, saygım sonsuz ona. Sadece "Al, bak içinde kalmasın!" diye terslemiş olabilirim birazcık. Ama yani çok samimi olmadığınız birinin mesajlarını okunmaz, ya okunsa bile "Dur bi göremedim." denmez, çaktırmadan bakılır.

Buradan siz üçünüze sesleniyorum: Valla size kızdığımdan yazmadım bu yazıyı. Öyle okumaya değecek değerde mesajlarım olsa amenna! Ama işte benim öyle özel bir şeylerim olmadığı için ben üzülüyorum. Siz "Aman bu ne ya saçma saçma diyaloglar, Allam ya ne kadar gereksiz bir konuşma bu. Hayır sevgilisi ile falan da konuşmuyor ki böyle biz bakınca rahatsız olsun, rahatsız da olmuyo pislik." diyorsunuzdur içinizden diye korkumdan, mesaj atarken kasıyorum. Siz bakıyorsunuz diye kendimi düzgün bir şeyler yazmak zorunda hissediyorum.

Dip not: Ya da vazgeçtim, üçünüze değil, ikinize sesleniyorum. Nazlı'nın gazabından korkarım ben.
Dibin dip notu: Yemekhanede, "Bak o tabağı alma, o tabağa az koymuşlar, aç kalırsın sonra." diye gereksiz ama sempatik uyarılar gönderen sıradaş, cansın.

Beyza Nur

5 Kasım 2013 Salı

Kötü Kötü Anılar Ve Beklenmedik Kişilerden Gelen Zombi Bakışları

"Ben, ben üzgünüm ama... bu yanlış.  Aslında benim ol isterdim çünkü... Senden gerçekten etkilendim, açıkçası seninle annemin hakkında 'Onu bu havada giyme, deliklerinden hava alır, üşürsün.' dediği yırtık kotu giyersem çok uyumlu oluruz. Belki beraber Aysu'nun doğum gününe de gidebilirdik. Ama sen, sen kankamın bebeğisin. Onun bebeğini alamam, bu çok yanlış olur. Ve seni kankamla beraber kullanamayız, hiç hoş bir görüntü olmaz.  Eminim benim bacaklarımda daha güzel dururdun. Sana tüm harçlığımı yatırmaya hazırım ama dünya buna hazır değil. Çünkü Nazlı sevgilisini çalsam kızmaz ama botlarının aynısından alırsam beni öldürür, anlıyor musun beni? Ve beni seven insanlar da var bu dünyada, onları da düşünmeliyim; o kadar bencil olamam! Şimdi seni burada bırakıp gitmek zorundayım çünkü mağaza görevlisi bana kötü kötü bakıyor. Hem, sanırım mağazadaki insanlar da bu durumdan rahatsız."

"Evet, öyleler."

"Dur sana bi' sarılayım"

"Dur, hayır! Unutma o kankanın aşkı!"

"Peki o zaman gidelim, bu mağaza bana acı veriyor."

---

Şu şarkıyı ne zaman dinlesem bu kötü hatıram aklıma geliyor. Şarkıyı çok seviyorum ben, çok dinliyordum eskiden. Tabi şimdi dinlemiyorum o kadar. Bazen, ders çalışırken, rastgele bir şarkı çalıyor, o da bu şarkı oluyor (Sadece bir kere oldu ama neyse) ben de değiştirmiyorum. Eskilere dalıp gidiyorum, kalbim acıyor. Sen benim olmalıydın Nazlı'nın ayakkabısı!




Beyza Nur