zombi bakışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zombi bakışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2013 Salı

Kötü Kötü Anılar Ve Beklenmedik Kişilerden Gelen Zombi Bakışları

"Ben, ben üzgünüm ama... bu yanlış.  Aslında benim ol isterdim çünkü... Senden gerçekten etkilendim, açıkçası seninle annemin hakkında 'Onu bu havada giyme, deliklerinden hava alır, üşürsün.' dediği yırtık kotu giyersem çok uyumlu oluruz. Belki beraber Aysu'nun doğum gününe de gidebilirdik. Ama sen, sen kankamın bebeğisin. Onun bebeğini alamam, bu çok yanlış olur. Ve seni kankamla beraber kullanamayız, hiç hoş bir görüntü olmaz.  Eminim benim bacaklarımda daha güzel dururdun. Sana tüm harçlığımı yatırmaya hazırım ama dünya buna hazır değil. Çünkü Nazlı sevgilisini çalsam kızmaz ama botlarının aynısından alırsam beni öldürür, anlıyor musun beni? Ve beni seven insanlar da var bu dünyada, onları da düşünmeliyim; o kadar bencil olamam! Şimdi seni burada bırakıp gitmek zorundayım çünkü mağaza görevlisi bana kötü kötü bakıyor. Hem, sanırım mağazadaki insanlar da bu durumdan rahatsız."

"Evet, öyleler."

"Dur sana bi' sarılayım"

"Dur, hayır! Unutma o kankanın aşkı!"

"Peki o zaman gidelim, bu mağaza bana acı veriyor."

---

Şu şarkıyı ne zaman dinlesem bu kötü hatıram aklıma geliyor. Şarkıyı çok seviyorum ben, çok dinliyordum eskiden. Tabi şimdi dinlemiyorum o kadar. Bazen, ders çalışırken, rastgele bir şarkı çalıyor, o da bu şarkı oluyor (Sadece bir kere oldu ama neyse) ben de değiştirmiyorum. Eskilere dalıp gidiyorum, kalbim acıyor. Sen benim olmalıydın Nazlı'nın ayakkabısı!




Beyza Nur


29 Ekim 2013 Salı

EVREN BANA BİR MESAJ VERMEYE ÇALIŞIYOR SANIRIM

Geçen gün Melihimsi bir şey gördüm kitabevine giderken. Sonra o Melihimsi şeyin gerçekten Melih olduğunu fark ettim, yanında alkışçıları var her zamanki gibi, meşhur arkası, onlarsız gezmiyor. Saçını boyamış, koyu kestane yapmış. Ben "Turuncu kafa hali daha güzeldi aslında, neden saçını boyamış ki bu?" derken yanlışlıkla (!) başka bir caddeye girdim. Telefonla konuşan kadın telefondaki kişiye yüksek sesle "Hayır, kapatma telefonu, bak sinirliyim zaten!" derken koluna asmak yerine iplerini eline sardığı çanta hızlı bir dönüş yaparken omzuma doğru uçtu girdiğim caddede. Yaralanmadan kurtuldum bu çanta darbesinden. Sonra da köpek beni kovalıyor sandım, zinciri varmış sahibinin elinde. Koşmadım sanırım; koşmuş da olabilirim, bilmiyorum.

O gece kötü kötü rüyalar gördüm. Melih'in olduğu kısımları çıkarırsak her gün başıma gelen aksiliklerden bir farkı yoktu, alışık olduğum şeyler yani. Melih alışık olmadığım şeyler, evet. Asla alışık olmak istemeyeceğim şeyler de aynı zamanda.

Dün Nazlı'ya bunları anlattım. Bana Melih ve hayran kitlesinden bahsetti. Normal şartlar altında, karşımdaki insan  böyle eli yüzü düzgün bir insan falan olsa, "Ey eli yüzü düzgün insan, neden bana kavgalı olduğum kişiyi övüyorsun?" der kızarsın. Amma ve lakin bahsettiğimiz kişi Nazlı, mantıklı bir şey söylemesini zaten beklemiyordum ki. Sonra "Ben de o hayran kitlesinden biri olarak... Melih'in turuncu saçları da güzeldi ama niye boyamış ki, popisin Melih, popiliğinden utan!" gibi bir şeyler söyledi. Ben ki Melih ile kavga ettikten sonra gidip feysten engelleyen ilk kız olarak (ilk insan da olabilirim bu alanda aslında) tarihe geçmiş mübarek bir insanım. (Sonra telefondan mesajlaştık, o engellemenin mantığını hala çözebilmiş değilim ama Melih'i engellemek çok zevkli bir şeydi. Hatta aynı zevki tatmak için birkaç kez bir dakikalığına engeli kaldırıp "cüce" falan yazıp tekrar engelledim. Çocuk kısa boylu olsa gam yemeyecek yalnız, Allah'ım sen Melih'i nasıl insanlar ile uğraştırıyorsun ya! Bir saniye n'oluyor ben Melih'in tarafına geçtim, neden?) Kankam ki Melih'in sahte hayran kitlesinden. Nasıl bir ikiliyiz biz ya?!

Bu gün de annemlerle falan geziyoruz. Küçükken Mert'le Mc Donald's'a gittiğimizde şu çocuk menülerinden çıkan oyuncakları kırmaya çalışırdı hep, bir keresinde kıramayınca eve geldiğimizde çekiçle kırmaya çalışmıştı, ondan bahsediyorlar. Onlar konuşurken aklıma Mert ile küçükken çok oyun oynadığımız geldi. Biz Mert'lerin evine gittiğimizde askerleri ile oynardık, o bize geldiğinde barbie bebeklerimle oynardık. Aaa, biz çok köpekçilik oynardık. O köpek olurdu ben veteriner ya da köpeğin sahibi. Köpek demişken, Melih'in de köpeği vardı dimi? Melih demişken karşıdan boyu yarısına gelen bir kızla el ele tutuşarak gelen Melih mi?

Onlara çok pis bakmış olmalıyım, annem fark etti, "Yoldan geçen insanlara zombi gibi bakma, insanları korkutacaksın." dedi bir de üstüne. "Anne o yoldan geçen insan değil, buraların fame çocuğu, herkes ona zombi gibi bakma hakkına sahiptir." dedim annemin arkasından ayakkabıcıya girerken. Annem "Anladım, ama sen yine de bakma bence." dedi. Sonra beğendiği ayakkabıları falan gösterdi. "Nah anladın anne, bi kere fame ne demek onu nerden bilcen?" demedim tabi. Gittim annemin beğendiği ayakkabılara baktım, hiçbirini yakıştırmadım, hıncımı öyle aldım. Sonra annemin kankası ona yakışan ayakkabıyı gösterdi. Ben de neden annem ve kankası ile gezdiğimi düşünmeye başladım. Bir sonuç alamadım bu düşünme işleminden.

Evren bu bir daha kitabevine gitmemem ve annemlerle gezmemem hakkında bir mesaj mıydı şimdi? Neydi bu karşıma Melih'i çıkarmalar falan? Kitaplarımı da sen alırsın o zaman artık Sayın Evren. Malum, ben artık kitabevine gitmeme kararı aldım.

Dipnot: Belki de evren bana "Artık kitabevine gitme." demek yerine, "Artık Melih ve meşhur kankalarının gezdiği yerlere kurulmuş kitabevlerine gitme." demek istiyordur. Bu daha mantıklı.

Beyza Nur