beyza ve fantastik rüyaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyza ve fantastik rüyaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2014 Cumartesi

YÜS PUANIN KALAN ELLİSİ

Öyle biri var ki, şu sıralar sürekli düşündüğümden olsa gerek sürekli rüyamda görüyoruasdfssgdjfjds şaka şaka yok öyle bir şey. Ben bilinmeyen numaradan arayan sapığa telefonu açıp hiç konuşmayıp dört saniye sonra arayan kişinin "Aaal... alo?" dedirttikten sonra, hala konuşmayıp onun "Kimsiniz?" filan demesine neden olup sonra kahkahayı basarak iyi geceler deyip kapatmış insanım. Yani anlayacağınız üzere oturup tüm gece birini düşünmek için fazla öküz biriyim. Neyse.

Gece rüyalarımı süsleyen beyaz atlı prensim olmayabilir ama benim de gayet güzel rüyalarım vardır yani. Mesela geçenlerde rüyamda annemle babam konuşuyorlardı. Annem babama "Ben armudu böyle sap sarı olmadan sevemiyorum." diyordu, babam da cevap olarak "Ben daha olgunlaşmamışken yani yeşilken seviyorum. Hatırlıyor musun Beyza armutlar daha yeşilken doğmuştu. Belki de o yüzden güzeldir." diyordu. Ulan rüyamda bile kendimi övüyorum, kimseyi tanımadım ben benden daha özeeelll. Ama annem rüyamda bile beni gömme yeteneğine sahip bir canlı: "Armut sarıyken daha lezzetli, daha güzel olur. Armutlar sarıyken Ezra doğdu, onu o yüzden seviyorum." Şimdi diyeceksin ki, kazık kadar kız olmuşsun hala kardeşlerini kıskanıp böyle saçma rüyalar mı görüyorsun? Valla öyle bir şey yok, en fazla gece canım armut istemiştir, armutu düşünerek uyumuşumdur yani. Ama hani utanmayıp kardeşlerimi kıskansam da hakkımdır. Bizim ailede şöyle bir şey var, ben muhtemelen hastahanede karıştırıldım, yani annemlerin öyle bir teorisi var, her şeyi anlatıyorum şimdi:

Ben doğduğumda benim yanımda esmer bir bebek yatıyormuş. Teyzem, dayım falan hepsi, hatta babam bile benim yerime o bebeği sevmişler. Sonra anneannem gelmiş, beni göstermiş, bizim bebeğimiz bu demiş. O beni bizimkilere gösterene kadar hastahanedeki esmer bebek bana gösterilmesi gereken ilgiyi görmüş. Ama ben kızmıyorum teyzeme, dayıma filan. Çünkü ben doğduğumda sarı saçlı, yeşil gözlü bir bebekmişim, benim annem Rihanna'dan, babam da annemden biraz hallice. Kimse böyle bir anne ve böyle bir babadan böyle bir bebek beklemez. Sonradan göz rengim değişti, saçlarım siyaha döndü ama hala annemle babamın yanında Alacakaranlık'taki Edward gibi kalıyorum. Yüzüm gözüm desem, annemle babamın fotoğraflarını alıp bilim adamlarının yanına gitsem, adamlar anne-babadan bebeğe gerçekten gen aktarımı var mı diye tekrar düşünürler. Ezra anneme benziyor, Çaki babamın kopyası, akıllarda tek bir soru var: "O hastahanedeki diğer bebek bizim miydi acaba?" Yıllarca bunu anlatıp yüzüme vurdular, ben bile acaba hastahanede karıştım mı diye çok düşündüm.

Bir keresinde rüyamda Kaan Tangöze bana evlenme teklifi ediyordu. Ben olmaz diyordum. "Niye, yaş farkından dolayı mı, ama sen Teo ile çıkmıştın, onla da aranızda yaş farkı var." diyordu bana Kaan, ben de "Teo farklı, hem ayrıca yaş farkından dolayı da değil, sen Nazlı'nın aşkısın." diyordum. Rüyamda bile saçmayım be, gerçek hayatta böyle bir şey olsa, Nazlı'yı falan unutup şarkıları hakkında "Bizim sınıftaki ergenler bile dinlemeye başladıysa ben artık dinlemem." deyip kendimi bir bok sandığım adamın kucağına atlayıp "Bir sevgilim olsa giderim balayına." diye Athena'ya bağlarım ben.

Şu Kaan'ın bana evlenme teklifi ettiği rüyayı gördükten sonra gidip manyak gibi anneme "Kırklarında biriyle evlensem çok kızar mısın?" diye sordum. Annem de karşılığında "Birileri kendinden büyük birine aşık olmuş galiba." dedi. Ama siz aklınıza şimdi düşünceli ve sevecen bir anne getirdiniz dimi? Normalde dünyanın en tatlı anne cümleleri arasına girebilecek olan bu cümle annemin vurgu ve tonlaması ile şu hale geliyor: "Birileri kendinden büyük birine aşık olmuş galibaaaa!!!21!21!1! Haaa?!'!1" ve beynim bu cümleyi şu şekilde algılıyor: "Ebenin amı ya, ne diyosun kızım sen?! Kesinlikle biz seni o hastahanedeki esmer bebekle karıştırdık, o bizim bebeğimizdi." Gidip olmayan sevgilisi için de bu soruyu zaten ancak telefon sapığına sapıklık yapan mal sorup annesini işkillendirir.

Uzun yazı, özet geçiyorum beyler: Rüyalarım da en az kendim kadar saçma.

Beyza Nur

29 Ekim 2013 Salı

EVREN BANA BİR MESAJ VERMEYE ÇALIŞIYOR SANIRIM

Geçen gün Melihimsi bir şey gördüm kitabevine giderken. Sonra o Melihimsi şeyin gerçekten Melih olduğunu fark ettim, yanında alkışçıları var her zamanki gibi, meşhur arkası, onlarsız gezmiyor. Saçını boyamış, koyu kestane yapmış. Ben "Turuncu kafa hali daha güzeldi aslında, neden saçını boyamış ki bu?" derken yanlışlıkla (!) başka bir caddeye girdim. Telefonla konuşan kadın telefondaki kişiye yüksek sesle "Hayır, kapatma telefonu, bak sinirliyim zaten!" derken koluna asmak yerine iplerini eline sardığı çanta hızlı bir dönüş yaparken omzuma doğru uçtu girdiğim caddede. Yaralanmadan kurtuldum bu çanta darbesinden. Sonra da köpek beni kovalıyor sandım, zinciri varmış sahibinin elinde. Koşmadım sanırım; koşmuş da olabilirim, bilmiyorum.

O gece kötü kötü rüyalar gördüm. Melih'in olduğu kısımları çıkarırsak her gün başıma gelen aksiliklerden bir farkı yoktu, alışık olduğum şeyler yani. Melih alışık olmadığım şeyler, evet. Asla alışık olmak istemeyeceğim şeyler de aynı zamanda.

Dün Nazlı'ya bunları anlattım. Bana Melih ve hayran kitlesinden bahsetti. Normal şartlar altında, karşımdaki insan  böyle eli yüzü düzgün bir insan falan olsa, "Ey eli yüzü düzgün insan, neden bana kavgalı olduğum kişiyi övüyorsun?" der kızarsın. Amma ve lakin bahsettiğimiz kişi Nazlı, mantıklı bir şey söylemesini zaten beklemiyordum ki. Sonra "Ben de o hayran kitlesinden biri olarak... Melih'in turuncu saçları da güzeldi ama niye boyamış ki, popisin Melih, popiliğinden utan!" gibi bir şeyler söyledi. Ben ki Melih ile kavga ettikten sonra gidip feysten engelleyen ilk kız olarak (ilk insan da olabilirim bu alanda aslında) tarihe geçmiş mübarek bir insanım. (Sonra telefondan mesajlaştık, o engellemenin mantığını hala çözebilmiş değilim ama Melih'i engellemek çok zevkli bir şeydi. Hatta aynı zevki tatmak için birkaç kez bir dakikalığına engeli kaldırıp "cüce" falan yazıp tekrar engelledim. Çocuk kısa boylu olsa gam yemeyecek yalnız, Allah'ım sen Melih'i nasıl insanlar ile uğraştırıyorsun ya! Bir saniye n'oluyor ben Melih'in tarafına geçtim, neden?) Kankam ki Melih'in sahte hayran kitlesinden. Nasıl bir ikiliyiz biz ya?!

Bu gün de annemlerle falan geziyoruz. Küçükken Mert'le Mc Donald's'a gittiğimizde şu çocuk menülerinden çıkan oyuncakları kırmaya çalışırdı hep, bir keresinde kıramayınca eve geldiğimizde çekiçle kırmaya çalışmıştı, ondan bahsediyorlar. Onlar konuşurken aklıma Mert ile küçükken çok oyun oynadığımız geldi. Biz Mert'lerin evine gittiğimizde askerleri ile oynardık, o bize geldiğinde barbie bebeklerimle oynardık. Aaa, biz çok köpekçilik oynardık. O köpek olurdu ben veteriner ya da köpeğin sahibi. Köpek demişken, Melih'in de köpeği vardı dimi? Melih demişken karşıdan boyu yarısına gelen bir kızla el ele tutuşarak gelen Melih mi?

Onlara çok pis bakmış olmalıyım, annem fark etti, "Yoldan geçen insanlara zombi gibi bakma, insanları korkutacaksın." dedi bir de üstüne. "Anne o yoldan geçen insan değil, buraların fame çocuğu, herkes ona zombi gibi bakma hakkına sahiptir." dedim annemin arkasından ayakkabıcıya girerken. Annem "Anladım, ama sen yine de bakma bence." dedi. Sonra beğendiği ayakkabıları falan gösterdi. "Nah anladın anne, bi kere fame ne demek onu nerden bilcen?" demedim tabi. Gittim annemin beğendiği ayakkabılara baktım, hiçbirini yakıştırmadım, hıncımı öyle aldım. Sonra annemin kankası ona yakışan ayakkabıyı gösterdi. Ben de neden annem ve kankası ile gezdiğimi düşünmeye başladım. Bir sonuç alamadım bu düşünme işleminden.

Evren bu bir daha kitabevine gitmemem ve annemlerle gezmemem hakkında bir mesaj mıydı şimdi? Neydi bu karşıma Melih'i çıkarmalar falan? Kitaplarımı da sen alırsın o zaman artık Sayın Evren. Malum, ben artık kitabevine gitmeme kararı aldım.

Dipnot: Belki de evren bana "Artık kitabevine gitme." demek yerine, "Artık Melih ve meşhur kankalarının gezdiği yerlere kurulmuş kitabevlerine gitme." demek istiyordur. Bu daha mantıklı.

Beyza Nur

29 Eylül 2013 Pazar

Karman Çorman Maddeler - 3

1-  Eğer bir evcil hayvan olma şansım olsaydı, kedi olurdum. Ama hep köpeğim olmasını istemişimdir, o ayrı.

2- Bilgisayar masamın etrafındaki boş kola şişeleri, buruşturulmuş kağıtlar, mandalina ve muz kabukları ve cips paketleri burayı bir 'Çöp Kutusu-Bilgisayar Masası' gibi gösteriyor.

3- Sabah altı buçukta kalkması gereken biri için fazla iddialıyım; uyumuyorum, anneme "Uykum yok ki." diyorum falan...

4- Uykum çok var aslında.

5- Birkaç gündür tuhaf tuhaf rüyalar görüyorum. Dün gece de rüyamda anneannem biz eğlenelim diye büyü yapıyor, ben evden kaçıyorum, gençler yolumu kesiyor, babamın dükkanına giriyorum, orada da parti var. Nereden çıkıyor böyle şeyler? Söyle beynim, hesap ver bana!                           

6- Okul günün en güzel saatlerini benden alıyor. Hayır yani yanlış anlaşılmasın, ben okulu seviyorum ama yani okul uyku saatlerime denk geliyor

7- Bu günler neden bu kadar çabuk bitiyor ya? Yirmi dört saat bağlamıyor beni, bana 28 saat lazım. Bu isteğim mecliste tartışılsın, yasa halini alsın lütfen. 28 saatin uygulanmadığı yerlerde ağır cezalar uygulansın.


Beyza Nur

27 Eylül 2013 Cuma

SİNEK VALESİ


Sevgili yatağımın hemen yanındaki bilgisayar masasında oturup yine bir son güne hatta son saatlere bırakılmış kimya ödevini önceki gün sadece 4 saat uyumuş olmama rağmen gecenin birinde yapmak için direniyorum. O sırada internet gidiyor. TTNET benim bu sene sınıfta kalmamı istiyor adeta, kendisi son derece azimli bu konuda. Belli ki çok hırs yapmış. İnternet geri gelene kadar en azından kaslarımı dinlendireyim diyerek kendimi yatağımın üzerindeki bir adet kimya defteri ve kitabı, ürün dosyaları, kaynak kitaplar ve kalemlerden oluşmuş yığının arasına bırakıveriyorum. Bilgisayarımda olan bir şarkı rastgele çalıyor, başını çok sevdiğim bir şarkıya benzetiyorum. Bir anda yorgunluğum silinmeye başlıyor ama sadece başlayabiliyor zira birkaç saniye içinde çalan şarkının yıllar önce indirmiş bulunduğum ve şimdi neden indirdiğime anlam veremediğim bir şarkı olduğunu anlıyorum. Üstüme bir ağırlık çökmüş, yerimden kalkamıyorum. "Biri bana Teoman açsın." diyorum. Sonra odada benden başka kimsenin olmadığını fark ediyorum. Akabinde uykusuzluktan olsa gerek "Biri şu şarkıyı kapatsın!" diye bağırıyorum. Ev ahalisi uyumuş olduğundan hiçbiri duymuyor sesimi tabi. Birkaç dakika sonra şarkı bitiyor zaten. A Certain Romance başlıyor sanırım. Alex Turner'ın sesini duyduğumda tekrar rahatlamaya başlıyorum hemen. "Arctic Monkeys bu yaa!" diye bağırıyorum. Sesimi müzik bastırıyor zaten.

Duyduğumu hatırladığım son şarkı  'Kupa Kızı Sinek Valesi'. Teoman'ın sesi bana o an ninni gibi geliyor ve yavaş yavaş gözlerim kapanıyor.

Gözlerimi tekrar açıyorum. Bilin bakalım ben kimim? Tabi ki de Kupa kızı! Şarkıdaki gibi Sinek Valesi ile köprünün üzerinde iken karşılaşıyoruz. Süt gibi bembeyaz bir Sinek Valesi bu. Adeta Teoman "kar tanesi" diye bana değil erkeğime sesleniyor. Ben de onun gibi "Onu bulacağımı zaten biliyordum ben." diyorum rüyamda.

Bir mesaj geliyor sonra, mesaj sesi ile uyanıyorum. Sevinçle zıplıyorum yatağımdan. İlk olarak saate bakıyorum. Saat 06.30 olmuş, günlerden cuma. Bir gün daha geçmiş ben uyurken. Ardından telefonu elime alıyorum. Mesajın Sinek Valesi değil de arkadaşımdan geldiğini görmem ve beynimin rüya ile gerçek hayatı ayırması arasında yaklaşık on saliselik bir süre var. O an benim kar tanem de bende pencere camının buğusuna benzer izler bırakan bir hayal halini alıyor. Yorganımın altında kitaplar, gece her kim gelip müziği kapattıysa kitapları kaldırma gereği duymamış. Meğer ben dün gece Sinek Valesi ile değil de kimya kitapları ile uyumuşum. Ah doğru, bir de yarım kalmış bir ödevim ve bu zamanı ayırmak için kahvaltımdan feragat edeceğim yarım saatim var. Yanında da promosyon olarak yalnızlığımı hatırlayıp duruyorum şu rüya sayesinde. Bir sabah gerçek aşkımı bulduğumu sanarak uyanıyorum ama elimdeki tek şey arkadaşımdan gelen henüz okumadığım bir mesaj.

Bir an bütün bunları düşünmekten vazgeçiyor beynim. Hızlı bir el hareketi ile hem tuş kilidini hem de mesajı açıyorum aynı saniye içerisinde. "Dün gece seni rüyamda gördüm." Anlatsana, diyorum. Nasıldı? 

Beyza Nur