barbie bebeklerle oynamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barbie bebeklerle oynamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2014 Pazar

DONDURMA ZOMBİ

İki saattir Çaki ve Ezra ile oyun oynuyoruz. Oyundan çay, kahve filan içiyoruz. İlk başta kendi kahvemi götürmüştüm çocuklarla oynarken ama az önce annem çocukların üzerine dökülür, çocukların eli kolu yanar diye elimden aldı. İlk başta almasına sinir olmuştum ama biraz mantıklı düşününce bunun iyi olduğunu fark ettim. Şimdi bizim çocuklar onu halıya veya koltuğa dökerse, annem ilk "Çocuklar yandı mı?" diye sorar, sorduğu sorunun cevabını vermemi beklemeden elime bezi verir ve "Sil hadi şurayı madem senin yüzünden döküldü." der. Yani akşam akşam halı silmediğim için anneme teşekkür etmem lazım. Ama dur ya, üşendim şimdi, kim kalkıp salona gidip anneme teşekkür edecek? Fazla yorucu bir iş.

Şu evcilik işini de anlamıyorum, ben küçükken hiç evcilik oynamak istemedim. Zaten neden isteyeyim, bebeğe süt ver, evi oyuncak süpürge ile süpür, bebeğin kıyafetlerini oyuncak ütü ile ütüle, oyun mu oynuyoruz ev hanımlığı dersi mi alıyoruz? Benim oyunum belliydi, barbie bebekler. Onlara son moda kıyafetler diktirirdim ananeme, (ananem benim sayemde o yaştan sonra modayı takip eden bir kadın oldu) Nazlı ile oynadığım zaman onları hayalimde partilere götürüp, yakışıklı sevgili bulurdum. Mert ile oynadığım zaman bebeklerin yaşadığı kasabayı zombiler basardı, bütün insanları yerdi o zombiler, sonra biz insan ırkını tekrar çiftleştirip çoğalmasını sağlar, dünyayı kurtarırdık. (Benim Mert'e zorla barbie bebek, kuaförcülük oynatmam gibi, Mert de bana zorla ateri filan oynatırdı, sonra beraber kola içip geğirme yarışları yapardık, sırf bu yüzden şu an ikimizde de karakter bozukluğu var.)

Ben beş yaşımdayken geceleri partilere gidip, gündüzleri dünyayı zombi istilasından kurtarıyordum resmen, bu çocukların içi geçmiş. Ben bu çocukları cidden anlamıyorum.

Anlamıyorum demişken, sabah da Oski "Kadınlar gününü kutlayacaktım ben aslında, ama sen kadın değilsin diye vazgeçtim, ama sen kadınları 'kadın' ve 'kız' diye ayırmama kızarsın diye korktum, şimdi ne yapıcağımı bilmiyorum." diye mesaj attı, ilk önce o mesajı anlamaya çalışırken bir beynimi patlattım, sonra baktım durum karışık, "Önemli olan niyet pampa, zaten sen elinden gelen her şeyi yapmışın." dedim. Çocuk onu anlıyorum sandı sonra da. Oysa ki onu ömrünün sonuna kadar hiç kimse anlayamayacak. Ben sadece anlamış gibi yapıyorum, anlamak ve anlamış gibi yapmak çok farklı şeyler.

Bir de, Zeyzey ile barıştık artık. Ama cidden özlemiştim. Küsken de aynı sınıfta olduğumuz için ara ara konuşmak zorunda kalıyordum da, aslına aynı sınıfta olmamızla alakası yok. Kızla toplasan on kere konuşmuşum küs olduğumuz vakitte. Onların da bir kaç tanesi şöyle:

  1. Börek yapıp sınıfa getirmişti. Herkese birer tane dağıttı, ben ikinci dilim böreği de istedim ondan. İlk dilimi yere düşürmüştüm ve böreği seviyorum napıyım? Söz konusu börek olunca küslük dinlemem, utanmam isterim.
  2. Yemekhanede ben masanın en ucundaydım ve sürahi ile benim aramızda yaklaşık beş kişi vardı. Ben de sürahiye en yakın kişi Zeyzey olduğu için "Zeyneeeep, suyu uzatsanaaa." diye seslenmiştim ona. Söz konusu su olduğunda da aynı şekilde utanmayıp istiyormuşum demek ki.
  3. Seni özledim, hadi sarılalım, deyip sarılmıştım kıza. Sarıldıktan sonra da "Evet şimdi tekrar küsebiliriz." deyip gitmiştim. Arkamdan deli demiş sürtük.
  4. Facebook'ta grupta konuşurken herkesin evine götüreceği iğrenç karneden bahsederken benim tırnaklarım ojeli olduğu halde asetonumun bitmiş olması ve ertesi gün okul olduğu için isyan etmem kimseye önemli gelmemişti. Sonra ben de gruptan çıkmıştım. Arkamdan bir sürü mesaj atmış. Sen ojeni düşünürsün ama gruptan çıkınca arkandan Zeyzey mesaj atar işte.


Ne kadar saçma diyalog varsa kurmuşum küsken kızla. Ama iyi oldu ya küs olmamamız artık, dondurma sezonunu ne güzel okulda biz açtık. Zeynep okulun arka bahçesinin karşısındaki bakkala "Mehmet abiiiii! Bize iki dondurma!" diye bağırıp dondurma getirttirdi. Dondurmayı yedikten sonra da bir sürü midem bulandı. Mehmet abinin dondurması mı yenir ya, onun dondurmasında at eti vardır be!

Beyza

14 Ekim 2013 Pazartesi

Seyfocan ve Beyza


Selam ben Seyfocan. Beni tanıdınız mı? Tabi tanımazsınız, çünkü ben kendimi size Beyza diye tanıttım. Zira zaten ben Beyza'yım. Ama aynı zamanda Seyfocan'ım da, yarı zamanlı Hasan olarak iş gördüğüm de var yani. Dur ya çok karışık anlattım.

Babamın kaç yıllık kızıyım, bir günden bir güne üç çocuğunun da kız olmasından şikayetçi olduğunu görmedim Allah için. Ama nedendir bilmem, babamda hep bir "Beyza=Seyfocan" psikolojisi vardır. Yıllardır sofraya babam tarafından Seyfocan olarak çağırılırım mesela, ya da "Seyfocan! Naber lan?"dır babamın bana hatır sorma şekli.

Aslında babamın 'Seyfocan'ı olmaktan pek de şikayetçi olduğum söylenemez. Hatta birçok faydasını gördüm babamın Seyfocan'ı olmanın. Mesela;

  • 4 yaşımdayken aile dostlarımızın kızları (O aile dostlarının kızlarından biri Nazlı'dır efendim, zamanla benim de dostum olmuştur.) bize geldiğinde oynamamız üzere (Bkz:Mayk, Sindy, Victoria ve ben) annem tarafından alınmış barbie bebeklerin yanında, içine Mayk'ın sığabildiği ve Sindy ile Victoria'ya hava atmak amaçlı kullanılan uzaktan kumandalı arabalarım da vardı.
  • 6 yaşımdayken komşu kızları pembe, sepetli ve destek tekerlekleri olan bisikletlere bindiği zaman babası Seyfocan'ına kocaman kırmızı bir bisiklet almıştı. 
  • 14'lerimde annem tarafından babama alınmış her türlü gömlek ve t-shirt'ten beğendiğim herhangi birine el koyma hakkına sahip oldum zira babamla hemen hemen aynı boya geldim.
Böyle bir sürü şey sayarım ama ne kadar saysam bitmez. Yani hayat babamın Seyfocan'ına güzel. Ama annemin Beyzoş'u olunca daha güzel ne yalan söyleyeyim. Çünkü kadın egemen bir evde yaşıyoruz. Sayıca erkeklerin dört katıyız birazcık da.  Yani annemi arkama aldım mı, ne yapmış olursam olayım başım derde girmez. Bir ceza annemin onayından geçmediği sürece geçerli olmadığı gibi, af da sadece ona aittir. Yapılan bir hata annem tarafından affedilmiş ise o hata herkesce affedilmiş olur ki zaten annem affedene kadar tüm insanlığa afffettirebilirsin kendini, o derece zor yani.

Babamın Seyfocan'ı, annemin Beyzoş'u derken bak dedemin Hasan'ını unuttum. Hasanlık da şöyle bir şey efendim, dört oğlu ve dört erkek torunu olmasına rağmen hala neden bana Hasan diye seslendiğini çözemediğim dedemin torunu olmaktır. O da güzel bir şeydir. Yani genellikle. Tamam bazen kötü olabiliyor. Mesela bir kere dedemin dükkanına gitmiştim, oturuyorduk. Sonra dedem "Vay! Hasan!" dedi. Ben de "Efendim dede?" dedim. Sonra dedem karşısındaki adama gülerek "Bak bu da bizim torun Hasan." dedi. O an dank etti bana, "Adamın adı Hasan'mış be, ucundan biraz rezil olmuşsun sen kızım." Ne yapalım, hayat bu işte.

Pişt: Yukarıdaki resmi görünce aklıma ne geldi, ben küçükken babam traş olurken hep onu seyrederdim, bakmadığı bir zamanda traş köpüğünü kapıp ellerime, tişörtüme falan sıkardım. Sonra babamcağız annem görmeden temizlemeye çalışırdı. Ama o zamandan belliymiş benim bu kadar saçma bir insan olacağım.

Beyza Nur

28 Temmuz 2013 Pazar

Mayk, Sindy, Victoria ve Ben..

 Çocukluğumdan beri barbi bebeklere hayranım.Hatta çocukluğum onlarla geçti ve ailemin bir üyesi olmuşlardı bi yerden sonra.Mesela Beyza da bilir. Onunla birlikte hep barbi bebek oynardık . Hatta oynamak yetmez izlerdik. Bazen ben evde tek başıma sıkıldığımda barbie CD'lerimden birini açıp karşısında barbi bebek oynardım .O derece yanii :)
  Zaten Beyza'yla küçükken birbirimize gittiğimizde sanki yapmak zorundaymışız gibi her seferinde barbi oynardık.Hatta onlara garip şeyler yaptırıp, kafalarını koparıp başka vücutlara takıp, saçlarını keserdik. Başka şeyler de yaptırırdık tabii.
  Hatta Beyza'nın Mayk adındaki erkek bebeğini paylaşamaz ,daha ne olduğunu bilmeden önce  Sindy'le yatırır ,sonra aynı akşam içerisinde bi de  Wecdoria'yla yatırırdık. - Ben o zamanki aklımın şimdiden daha sivri olduğunu düşünürüm her zaman. Hiç birşey bilmeden bebeklere sex yaptırmak zor olmalı, ama biz yaptırırdık. / en azından yatakta öpüştürürdük ama bu bile fazlaydı o zamanki kafamıza göre. Bunları yaptıktan sonra sanki bütün kuralları çiğnemiş gibi kıkırdardık..
  O zamanki sivri zekamız, Mayk'ı paylaşma yöntemimiz ve bir şey bilmeden Mayk'a  yaşattığımız dolu dolu sex geceleri.. Bunlar aklımda büyük bir yer ediniyor olmalı ki o zamanlar yaptığımız her şeyi çok iyi hatırlıyorum.Sanki o zaman yaptıklarım beynime altın harflerle kazınmış gibi.Ama şöyle bi bakınca bunların aklımda kalması o kadar da anormal değil. Yani kim unutabilir ki barbi maceralarını. Bir tane erkek bebek varsa biz ne yapabilirdik? Yapılması  gerekeni yapıp ikisiyle birden yatırırdık. Ondan sonra da birlikte yaşayan Sindy ve Wecdoria bunu anlarlardı ve onları kavga ettirirdik.

- Tabii ben Mayk'a da acıyorum şimdi. Aynı gün içerisinde , Aynı evde yaşayan iki kadınla sex yapmak zor olmalı. Yani birine su içmeye gidiyorum diyerek diğerinin yanına gitmek ve ona da çaktırmadan ötekine gitmek.İşi baya bi zordu Mayk'ın .Yani o zamanlar bizden çekmediği kalmamıştı diyebilirim.

  Aslında biz barbi bebekleri diğer çocuklar gibi kullanmazdık.Yani oynama tarzımız farklıydı.Hiçbir zaman onların normal, sıradan bi hayatı olmamıştı . Her zaman aksiyonlu sahneler vardı hayatlarında. Biz gelecekte yaşayamayacağımız sahneleri bebeklere yaşatırdık.( Tabii Mayk'sız sahneleri. Bunu yaşayıp yaşamıyacağmı daha bilmiyorum. Erkeklerden her şey beklenir diye düşünüyorum. )Belki de bu yüzden bebeklerin hayatımda büyük bir yeri vardı. Kendi istediğim hayatı ona yaşatıp yaşayamayacağım bütün şeyleri onlara yaptırmıştım. Mümkün olmayan şeyler yaşatmıştım onlara. Benim için bile..
  Mesela 2 katlı büyük bir evde - Yani sehpanın alt ve üst kısmı. Hayal gücümüz biraz genişti ve barbi bebeklerimizin sığdığı bir ev yoktu. Sadece küçük bebeklerin sığdığı evler vardı :). - sadece ikimiz yaşamamız ve nerdeyse 3+1 bi ev boyutunda odalarımızın olması , babalarımızın çok zengin olması ve sabahtan akşama kadar diskoya gidip geri gelmememiz , sabah evde kendimizi çok içmiş bi şekilde bulmamamız, evdeki havuzun kenarında büyük partiler vermemiz ve yolda, kafede , okulda , diskoda , hatta yağmur yağarken evimizin zilini çalan ve kısa sürede tanışıp kaynaştığımız, sıra sıra kullandığımız ,yakışıklı mı yakışıklı, karizmatik, kaslı, zengin ve bizi anlayabilen bir erkek. Mayk..
  Yani bunlar ne kadar olağan şeyler olsa da bize göre yapılması zor ve hayallerde kalan şeylerdir. Çünkü bizim hayatımız evde tıkılıp kalmış ve arkadaşlarının ( Yakışıklı olanlar da dahil. ) bütün davetleri annesi tarafından usta bir katil gibi yok edilip, küçük parçalara ayrılıp, bir daha asla konusu açılmayacak şekilde kapanmış, sabahtan akşama kadar bilgisayarın başında oturan kızlarızdır ve bu tür şeyleri sadece barbilere yaşatıp gözlemleyebiliriz. - ya da annemizin sözünü dinlemeyip evden kaçarız ve en fazla 1 ay sonra paramız biter ve iş bulamayıp orospu oluruz. Ve emin olun 3+1 büyüklüğünde bir odam olup da orospu olucağma kıç kadar odama oturup barbi bebeklerimle oynamayı tercih ederim -

-Aslında şöyle bi bakınca ''zengin ve yakışıklı bi Mayk'' fikri insana fena gelmiyo.  Tabi benim için her zaman fena bi fikir değildi . Çünkü biliyosunuz bu kısacık hayatta bütün gayem ve emelim zengin koca bulmak olucak. Yani erkeklerle ilgili pek fazla kriterim yok bi yakışıklı olsun bi de zengin .Tabii yakışıklı olması da önemli ama ilk önce zengin olsun yani :D . -

 Düşünüyorum da şu an elime bir barbi bebek karşıma da oynayabileceğim bi Beyza verin yine oynarım. Hatta evlenene kadar oynarım, hatta o da yetmedi en az 40 yaşıma kadar oynarım ben . Kendimi biliyorum. İşsiz bi insanım ben .

-Daha barbi bebeklerle ilgili anlatıcağam çok anım var. Sonuçta ben barbi bebek oynamakta ustalaşmış bir insanım. -




(baya uzun olmuş :D)
Nazlııı