Selam ben Seyfocan. Beni tanıdınız mı? Tabi tanımazsınız, çünkü ben kendimi size Beyza diye tanıttım. Zira zaten ben Beyza'yım. Ama aynı zamanda Seyfocan'ım da, yarı zamanlı Hasan olarak iş gördüğüm de var yani. Dur ya çok karışık anlattım.
Babamın kaç yıllık kızıyım, bir günden bir güne üç çocuğunun da kız olmasından şikayetçi olduğunu görmedim Allah için. Ama nedendir bilmem, babamda hep bir "Beyza=Seyfocan" psikolojisi vardır. Yıllardır sofraya babam tarafından Seyfocan olarak çağırılırım mesela, ya da "Seyfocan! Naber lan?"dır babamın bana hatır sorma şekli.
Aslında babamın 'Seyfocan'ı olmaktan pek de şikayetçi olduğum söylenemez. Hatta birçok faydasını gördüm babamın Seyfocan'ı olmanın. Mesela;
- 4 yaşımdayken aile dostlarımızın kızları (O aile dostlarının kızlarından biri Nazlı'dır efendim, zamanla benim de dostum olmuştur.) bize geldiğinde oynamamız üzere (Bkz:Mayk, Sindy, Victoria ve ben) annem tarafından alınmış barbie bebeklerin yanında, içine Mayk'ın sığabildiği ve Sindy ile Victoria'ya hava atmak amaçlı kullanılan uzaktan kumandalı arabalarım da vardı.
- 6 yaşımdayken komşu kızları pembe, sepetli ve destek tekerlekleri olan bisikletlere bindiği zaman babası Seyfocan'ına kocaman kırmızı bir bisiklet almıştı.
- 14'lerimde annem tarafından babama alınmış her türlü gömlek ve t-shirt'ten beğendiğim herhangi birine el koyma hakkına sahip oldum zira babamla hemen hemen aynı boya geldim.
Böyle bir sürü şey sayarım ama ne kadar saysam bitmez. Yani hayat babamın Seyfocan'ına güzel. Ama annemin Beyzoş'u olunca daha güzel ne yalan söyleyeyim. Çünkü kadın egemen bir evde yaşıyoruz. Sayıca erkeklerin dört katıyız birazcık da. Yani annemi arkama aldım mı, ne yapmış olursam olayım başım derde girmez. Bir ceza annemin onayından geçmediği sürece geçerli olmadığı gibi, af da sadece ona aittir. Yapılan bir hata annem tarafından affedilmiş ise o hata herkesce affedilmiş olur ki zaten annem affedene kadar tüm insanlığa afffettirebilirsin kendini, o derece zor yani.
Babamın Seyfocan'ı, annemin Beyzoş'u derken bak dedemin Hasan'ını unuttum. Hasanlık da şöyle bir şey efendim, dört oğlu ve dört erkek torunu olmasına rağmen hala neden bana Hasan diye seslendiğini çözemediğim dedemin torunu olmaktır. O da güzel bir şeydir. Yani genellikle. Tamam bazen kötü olabiliyor. Mesela bir kere dedemin dükkanına gitmiştim, oturuyorduk. Sonra dedem "Vay! Hasan!" dedi. Ben de "Efendim dede?" dedim. Sonra dedem karşısındaki adama gülerek "Bak bu da bizim torun Hasan." dedi. O an dank etti bana, "Adamın adı Hasan'mış be, ucundan biraz rezil olmuşsun sen kızım." Ne yapalım, hayat bu işte.
Pişt: Yukarıdaki resmi görünce aklıma ne geldi, ben küçükken babam traş olurken hep onu seyrederdim, bakmadığı bir zamanda traş köpüğünü kapıp ellerime, tişörtüme falan sıkardım. Sonra babamcağız annem görmeden temizlemeye çalışırdı. Ama o zamandan belliymiş benim bu kadar saçma bir insan olacağım.
Beyza Nur
