işte bunlar hep seks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işte bunlar hep seks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2014 Cumartesi

OKUL FORMALARIMIZ KAPI KİLİTLERİ İÇİN


Başlığı ben de anlamadım gençler, başlığı görmezden gelin.
---
Karne günü felaketti. Ama sadece perşembe günü yüzünden, değilse tüm dönem boyunca yan gelip yatıp not ortalamamı düşürebilecek ne varsa yapmamdan kaynaklanan bir felaketlik değil bu, tamamen perşembe günü dediğim gibi.

Karne gününden iki gün önce evimize bir ön yerleşme yapmış olan Nazlı'yı -her yarı yıl tatilinden önce bir ön yerleşme yapar, karne gününden önceki gece kendi evine gider, karnesini yedi sülalesine gösterme işlerini bitirdikten sonra evimizde kendine ayırdığı yere geri yerleşir,  yaz tatillerinde de ben aynısını yaparım- daima evde olan Çaki'yi ve hayatını okul ile ev arasında gidip gelişlerle idame ettiren bir insan olan beni evde yalnız bırakıp çıktı. 

Perşembe öğleden sonra, Çaki'yle fazla oynamışız, çocuk aşırı enerji tüketiminden sızıp kalmış salonun halısının üzerinde. Onu yatağına yatırdıktan iki üç saat sonra kaldırma gereği duyduk çünkü, çünküsü yok sadece ibnelik.

Aramızdan biri -Nazlı- Çaki'yi uyandırmamaya karar vermiş çünkü çok tatlı uyuyormuş falan filan ama çıkarken kapıya ne yaptıysa artık kapı kitli kalmış. İlk önce evdeki tüm kapı anahtarlarını denedik -bu sırada gürültüden Çaki uyandı- ve hiçbir anahtarın kapıyı açmadığını keşfettikten sonra annemi arayıp "Bu kapının anahtarını nereye koydun hatun?!" dedim, annemse ilk önce kendisine hatun diye seslenilmesinin hoşuna gitmediğini -bunu zaten biliyordum ama anneme bir iki haftadır küsüm ve dünyada onu sinir edebilme olasılığı olan her şeyi yapmaya çalışıyorum, o da bana aynısını yapmaktan çekinmiyor tabii- sonrasında da kapının anahtarının dayımda olduğunu ve onu arayıp anahtarı getirmesini söyleyeceğini belirtti.

Sonrasında uyanmış olan Çaki ağlamaya başladı. Benim aklıma anneannemin çocuk ağlaya ağlaya çatlayacak cümleleri geldi ve cidden çatlar mı diye korkmaya başladım. Annemi tekrar aradığımda "Dayının telefonu kapalı, ben taksiye atlayıp geliyorum bi yirmi dakkaya." deyip kapattı. Bizim evin kapısının olan bir anahtarın neden dayımda olduğunu hala çözemedim ya, neyse.

Çaki çok ağladı falan (iki yaşına geldi ama hala konuşabildiği kelimeler 20 taneyi geçmiyor, ben küçükken öyle miymişim, onun yaşındayken kurduğum cümleler şu an kurduklarımdan iyiymiş, bizim ailede böyle bir efsane dolaşıyor) ama hiç beşikten kalkıp kapıyı açmaya çalışmadı, biz de Nazlı ile beşikten çıkamadığını, atlamaya boyunun yetişmediğini düşündük. Bendeki çocuk gerçekten çatlar mı korkusu gittikçe büyümeye başladı ve Nazlı'ya "Keseri getir!" emrini verdim. Nazlı "Anneni mi beklesek?" dedi, ben de "Çocuk mu çatlasa?!" dedim, sonra o da korktu ve keseri kapıp geldi, ben de kilidi kırdım. İçeri girdiğimizde Çaki'nin beşiğinden çıkmak için en ufak bir çaba göstermemiş olduğunu ve hala yerinde kıpırdamadan yattığını gördük ama bunu görmezden geldik çünkü az önce kısmen kapıyı kırmıştık.

O gün annem eve gelene kadar -yaklaşık on dakika boyunca- evde süper kahraman gibi bir şey durumundaydım. Annem geldi, "Her şey iyi hoş da kapının kilidini kıracağına çilingir çağırsaydın" dedi ve beni göt etti. Sonra Nazlı da evine gitti ve bu göt olmanın acısını kendimi odaya kapatıp Nurşi'ye "Okulda yoktum, sivil mi gelicez yarın?" diye sormakla geçirdim. O da gitmiyormuş okula iki gündür, sınıftan birine sormuş, sivil gelme demişler ona. Nurşi'ye hayatımda hiçbir karne gününe okul formasıyla gitmediğimi ve sadece bu karne gününde okul formasıyla gitmenin saçma olduğunu söyledim ve karşılık olarak "Senin hayatın saçma zaten. Ben uyuyorum, sana iyi geceler." cevabını aldım ve ertesi gün formamı da giyip servisime bindim ve ben hariç herkesin sivil gittiğini gördüm.

Okula gittiğimde ilk önce Nurşi'ye hesap sordum, sonra mantıklı düşünüp "Senin suçun yok ama." dedim (Nurşi sivil gelseydi bana bilerek formayla gel dediğini düşünürdüm ama o da formayla gelmişti) sonra ne zamandan beri mantıklı düşünebildiğimi düşündüm. Sınıfta biz hariç herkes sivildi.

Sonra Beratgiller geldi, bana bir "Anaaa, bu okul formasıyla gelmiş yaaa!" tepkisi verdiler, ben durumu anlattım. (Geri kalan diyaloğu yazmak istemiyorum çünkü arkadaş bana sinirlendiği için biraz fazla küfürlü bir diyalog oldu. Konuşmanın içeriği, benim okula neden sivil gelmediğim, Berat'ın bizim çocuklarla sadece sınıfın ineğinin sivil gelmeyeceği yönünde bir iddiaya girmesi ve benim şu durumda ona para kaybettirmem ile ilgili. Bu arada Nurşi iddiaya giren diğer çocuğa sormuş, çocuk da iddiayı kazanmayı garantilemek için okul forması ile gitmemiz gerektiğini söylemiş, bu da mı evrenin mesajı değil ulan?!)

Asıl bomba, sınıfın ineğinin okula sivil gelmesiydi. Neyse canım ya, zaten not ortalamamız yakın, ayrıca üniformalı olan benim, bildiğin bende gizli ineklik varmış. Kendimi de anlamıyorum, normalde okula sivil gelirim, karne günü okul forması ile. Ama bunlar annemin beni gömmesinin verdiği acı ile oldu, işte bunlar hep annemin suçu, bunlar hep seks.

Yazı çok uzun, üşenen olursa özet geçiyorum: Karne günü herkes sivil giderken okula ben okul formasıyla gittiysem eğer, annem yüzündendir.

Beyza Nur