annem klasikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annem klasikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

FINDIKLI ÇANTA


Okuldan geldiğimden beri odamdan çıkmayan, az önce elinde bir kase fındık, bir paket boncuk ve karabiber bulunan çaki hepsini okul çantamın içine boşalttı. Ben sadece kısa süreli bir şok yaşayarak onu izledim. Çaki beni farkettiğinde odadan çıkıp koridorda koşmaya başladı. Koridorun sonuna geldiğinde kaçacak bir yerinin kalmadığını fark etmiş olsa gerek, kendini yere attı, yanına gidi kaldırmak için kolundan tutunca da ağlamaya başladı. Sonra annem Çaki'nin yanına koştu ve "Naptın Beyza minnacık çocuğa ya inanmıyorum sana?!" diye bağırmaya başladı. Bense olayın en başında bulunduğum odamın kapısından içeri hiç sesimi çıkarmadan girerek "İçeri gelmesin o zaman görür sopanın kralını!" diyerek kapıyı kapattım. Eee, madem son derece saçma bir şekilde iki yaşında bir çocuğu ağlatmakla itham ediliyorum, o zaman havamı da atarım arkadaş!

Beyza Nur

21 Kasım 2013 Perşembe

ANNESİ DEĞİŞİK VAMPİR ANILARI

Şu yazıya nasıl başlayacağımı düşünerek on beş dakika harcadıktan sonra "Başlamamalıyım belki de bu yazıya." dedim ve blogger sekmesini kapattım. Sonra kalktım, biyolojiden soru çözmeye başladım. Ama sadece başladım, iki soru çözdükten sonra  "Yazmam lazım benim yaaa." dedim ve kendimi bir şekilde yazmam gerektiğine inandırdım. Tekrar açtım kapattığım blogger sekmesini, durdum bir an, "Yayını nereden oluşturuyoduk unuttum abi yaaa ?" falan dedim kendi kendime. Tamam abartmayalım başlıyorum değilse yine kalkacağım bilgisayarın başından, sonra iki üç gün daha yayın girmek falan aklıma gelmeyecek, bu sefer gerçekten unutacağım yayınların nereden oluşturulduğunu.
---

3 Ekim 2013 Perşembe

RUHUMA YAPTIKLARI ÇİN İŞKENCESİ

Nefes falan almayı unutmuş bir şekilde, bilgisayara donuk donuk bakarken birden aklıma artık nefes almam gerektiği, bunu biraz daha ihmal edersem ölebileceğim geldi. Sonra adeta "Odadaki tüm hava benim." dercesine havadaki tüm oksijeni bitirmeye yeltendim. Lakin sadece iki akciğerimin içine alabileceği miktarda hava girdi içime.

Beni, bilgisayara attığım boş bakışları, derin soluklarımı, dolan gözlerimi gören herkes sevgilisi tarafından atılan bir tweet ile terk edilen bir kız sanabilir. Katiyen öyle bir şey yok. Değilse bu boş bakışların, dolan gözlerin, derin solukların bir açıklaması var; uzun zamandır evde Teoman dinleyememiş olmam gibi, bu yazıya nasıl başlayacağımı bulana kadar bilgisayar ekranı ile kesişmelerimiz sonucunda gözlerimin sulanması gibi, ya da başka sebepler...

Mesela bu sebeplerden biri de yan komşumuzun anlayışsız tepkileri.

Cumartesi geceleri evde olduğumda -evde olurum tabi başka nerede olacağım- gün doğana kadar müzik dinliyorum ben. Çok eğlenceli oluyor, sadece müzik dinleyip hayal kurmak. Ertesi sabah yataktan kalkıp kendimi dışarı atmayı başarıp olmak istediğim asıl mekan diye adlandırdığım yere vardığımda gerçekleşebilecek bir milyon ihtimali müzik eşliğinde düşünmek...  Ve ertesi sabah olduğunda bu bir milyon ihtimalin hiçbirinin gerçekleşmemesi, hayatı çekici kılan şey. Sonunu bilmemek, asla bildiğimiz bir sonucun olmayacak olması ama yine de hayal etmek.

Allah'ın sadece bir günü, kulaklığım bozulmuş ve müzik dinlemeden uyumak istemediğim için yalnızca saat on bire kadar bilgisayardan müzik dinledim. Çok yüksek bir sesi yoktu. Tuvalet için dışarı çıktığımda kapının önünden fısıltı şeklinde duymuştum. Ve tam on bir olunca kapattım müziği.

Ertesi sabah şikayet etmiş beni anneme yan dairedeki abi. Sebep yatak odasına girdikten en geç üç dakika sonra kesilen fısıltının onu rahatsız etmesi. Anneme tek dediğim şu, "Okuldan gelince yüksek sesle dinliyorum evet. Ama yani bahsettiğimiz saat öğleden sonra dört buçuk. Abi bildiğin fırsat kollamış beni şikayet edebilmek için."  Hayır abinin şikayeti "Ben dün gece yan taraftan bir MaNga duydum da kızınız sesi kıstı. Çok alındım açıkçası. MaNga hepimizin MaNga'sı." olsa anlayışla karşılarım, ama buna çok kızdım.

Şu anda annem bana evde müzik açmamı yasakladı. Kulaklıklarım ise hala bozuk. Pazar gününden beri "Yarın alırım." diyorum. Anlayacağınız  ben okuldan döndüğümde müziksizlikten ölmek üzre oluyorum. "Hemen sabah olsun, evden çıkayım bir an önce." bir haftadır eve gelince istediğim tek şey. Tabi nefes almayı unuturum ben. Hayır yani insan müziksiz nasıl yapabilir ki? Dilerim ben yirmi sekiz-otuz falan olunca bu abinin olduğu gibi müzik düşmanı olmam. Ya da en azından saat onda duyduğum fısıltıyı şikayete gelmem.

Dipnot: Resimdeki çocuk benim komşum olsun. Ben hiç kıs sesi falan demem. Dersem camdan atın beni.

Beyza Nur

24 Ağustos 2013 Cumartesi

YATAK ODASINA USULCA GİR

Bay Beyza’nın Kulakları’nın son zamanlarda çok maruz kaldığı bir cümle var. (Evet, benim kulaklarım erkek.) Bir annem klasiği: Yatak odasına usulca gir. Benim hayatımda bir “günaydın”, bir “alo” bir “nasılsın” oldu bu cümle. 

Geçen gün kardeşim “Yatak odasına usulca gir.” diye taklit yaptı. Ben gülmeye başladım tabi. “Bak seni taklit ediyor.” dedim anneme ama anlamadı. Anlamayınca Ezra ile yine gülmeye başladık. “Senin cümlen.” dedi Ezra. Anlamadı. “Sen sürekli söylüyorsun ya!” dedim. Güldü ve boş boş baktı. Farkında bile değilmiş.

Bir de ben çok söylenmesinden geçtim, işin saçmalığına şaşırıyorum. Sanki sen söylemesen ben bütün mahalleyi toplayıp bir rock grubuyla girmeyi planlıyordum yatak odasına. Tamam, bir keresinde şarkı söyleyerek Çaki'nin odasına girdiğim, karşı duvardaki aynayı görünce kendime bakmaya başladığım ve dikkatimin dağıldığı, sonra da aynaya yaklaşırken ayağımın altına Çaki’nin oyuncaklarından birinin battığında çığlığı bastığım ve Çaki’yi uyandırdığım doğru. Ama üzerinden bir yıl geçti sanırım. Ayrıca o bir kazaydı yani. Bir daha yapmam zaten öyle şeyler. Ama annemin sözlüğünde kaza yok galiba. Ben bu evden taşınana kadar Bay Beyza’nın Kulakları daha çok duyacak bunu. Sonuçta ben birkaç yıl daha annemin dizinin dibindeyim. Param yok canım ya. Hem böyle de fena değil, Baba Bank var, temizliği Ezra ve Annem yapıyor. Yemekler zaten annemden, ben de alış veriş falan işte. Çaki hiçbir şey yapmıyor. Resmen Çaki egemen evde yaşıyoruz.

Kendi evim olsa evi bok götürür affedersiniz. Ben kalkıp temizlik yapmam, kendimi biliyorum ben. Ama babama da bir sormak lazım… Bence ben evden taşınırsam annemi eve temizliğe gönderir o. Göbek bile atabilir. Haklı da. Benim de böyle çocuğum olsa ben de kurtulmak isterdim. Çok bile dayandı o bana. Ama dediğim gibi, param yok. Üzgünüm baba.

Neyse konudan çok sapmadan yazıyı bitireyim: Ben de biliyorum yatak odasına sessiz sedasız gizliden girmeyi. Ama alttaki gibi şeylerle karşılaşmak istemiyorum.

Gifin altındaki yazıyı boş verip, "İnsan bir kapıyı tıklar, hayvan!" diye okuyoruz. Gif bulamadım, napıyım?

Beyza Nur