Nefes falan almayı unutmuş bir şekilde, bilgisayara donuk donuk bakarken birden aklıma artık nefes almam gerektiği, bunu biraz daha ihmal edersem ölebileceğim geldi. Sonra adeta "Odadaki tüm hava benim." dercesine havadaki tüm oksijeni bitirmeye yeltendim. Lakin sadece iki akciğerimin içine alabileceği miktarda hava girdi içime.
Beni, bilgisayara attığım boş bakışları, derin soluklarımı, dolan gözlerimi gören herkes sevgilisi tarafından atılan bir tweet ile terk edilen bir kız sanabilir. Katiyen öyle bir şey yok. Değilse bu boş bakışların, dolan gözlerin, derin solukların bir açıklaması var; uzun zamandır evde Teoman dinleyememiş olmam gibi, bu yazıya nasıl başlayacağımı bulana kadar bilgisayar ekranı ile kesişmelerimiz sonucunda gözlerimin sulanması gibi, ya da başka sebepler...
Mesela bu sebeplerden biri de yan komşumuzun anlayışsız tepkileri.
Cumartesi geceleri evde olduğumda -evde olurum tabi başka nerede olacağım- gün doğana kadar müzik dinliyorum ben. Çok eğlenceli oluyor, sadece müzik dinleyip hayal kurmak. Ertesi sabah yataktan kalkıp kendimi dışarı atmayı başarıp olmak istediğim asıl mekan diye adlandırdığım yere vardığımda gerçekleşebilecek bir milyon ihtimali müzik eşliğinde düşünmek... Ve ertesi sabah olduğunda bu bir milyon ihtimalin hiçbirinin gerçekleşmemesi, hayatı çekici kılan şey. Sonunu bilmemek, asla bildiğimiz bir sonucun olmayacak olması ama yine de hayal etmek.

Allah'ın sadece bir günü, kulaklığım bozulmuş ve müzik dinlemeden uyumak istemediğim için yalnızca saat on bire kadar bilgisayardan müzik dinledim. Çok yüksek bir sesi yoktu. Tuvalet için dışarı çıktığımda kapının önünden fısıltı şeklinde duymuştum. Ve tam on bir olunca kapattım müziği.
Ertesi sabah şikayet etmiş beni anneme yan dairedeki abi. Sebep yatak odasına girdikten en geç üç dakika sonra kesilen fısıltının onu rahatsız etmesi. Anneme tek dediğim şu, "Okuldan gelince yüksek sesle dinliyorum evet. Ama yani bahsettiğimiz saat öğleden sonra dört buçuk. Abi bildiğin fırsat kollamış beni şikayet edebilmek için." Hayır abinin şikayeti "Ben dün gece yan taraftan bir MaNga duydum da kızınız sesi kıstı. Çok alındım açıkçası. MaNga hepimizin MaNga'sı." olsa anlayışla karşılarım, ama buna çok kızdım.
Şu anda annem bana evde müzik açmamı yasakladı. Kulaklıklarım ise hala bozuk. Pazar gününden beri "Yarın alırım." diyorum. Anlayacağınız ben okuldan döndüğümde müziksizlikten ölmek üzre oluyorum. "Hemen sabah olsun, evden çıkayım bir an önce." bir haftadır eve gelince istediğim tek şey. Tabi nefes almayı unuturum ben. Hayır yani insan müziksiz nasıl yapabilir ki? Dilerim ben yirmi sekiz-otuz falan olunca bu abinin olduğu gibi müzik düşmanı olmam. Ya da en azından saat onda duyduğum fısıltıyı şikayete gelmem.
Dipnot: Resimdeki çocuk benim komşum olsun. Ben hiç kıs sesi falan demem. Dersem camdan atın beni.
Beyza Nur