Gece rüyalarımı süsleyen beyaz atlı prensim olmayabilir ama benim de gayet güzel rüyalarım vardır yani. Mesela geçenlerde rüyamda annemle babam konuşuyorlardı. Annem babama "Ben armudu böyle sap sarı olmadan sevemiyorum." diyordu, babam da cevap olarak "Ben daha olgunlaşmamışken yani yeşilken seviyorum. Hatırlıyor musun Beyza armutlar daha yeşilken doğmuştu. Belki de o yüzden güzeldir." diyordu. Ulan rüyamda bile kendimi övüyorum, kimseyi tanımadım ben benden daha özeeelll. Ama annem rüyamda bile beni gömme yeteneğine sahip bir canlı: "Armut sarıyken daha lezzetli, daha güzel olur. Armutlar sarıyken Ezra doğdu, onu o yüzden seviyorum." Şimdi diyeceksin ki, kazık kadar kız olmuşsun hala kardeşlerini kıskanıp böyle saçma rüyalar mı görüyorsun? Valla öyle bir şey yok, en fazla gece canım armut istemiştir, armutu düşünerek uyumuşumdur yani. Ama hani utanmayıp kardeşlerimi kıskansam da hakkımdır. Bizim ailede şöyle bir şey var, ben muhtemelen hastahanede karıştırıldım, yani annemlerin öyle bir teorisi var, her şeyi anlatıyorum şimdi:
Ben doğduğumda benim yanımda esmer bir bebek yatıyormuş. Teyzem, dayım falan hepsi, hatta babam bile benim yerime o bebeği sevmişler. Sonra anneannem gelmiş, beni göstermiş, bizim bebeğimiz bu demiş. O beni bizimkilere gösterene kadar hastahanedeki esmer bebek bana gösterilmesi gereken ilgiyi görmüş. Ama ben kızmıyorum teyzeme, dayıma filan. Çünkü ben doğduğumda sarı saçlı, yeşil gözlü bir bebekmişim, benim annem Rihanna'dan, babam da annemden biraz hallice. Kimse böyle bir anne ve böyle bir babadan böyle bir bebek beklemez. Sonradan göz rengim değişti, saçlarım siyaha döndü ama hala annemle babamın yanında Alacakaranlık'taki Edward gibi kalıyorum. Yüzüm gözüm desem, annemle babamın fotoğraflarını alıp bilim adamlarının yanına gitsem, adamlar anne-babadan bebeğe gerçekten gen aktarımı var mı diye tekrar düşünürler. Ezra anneme benziyor, Çaki babamın kopyası, akıllarda tek bir soru var: "O hastahanedeki diğer bebek bizim miydi acaba?" Yıllarca bunu anlatıp yüzüme vurdular, ben bile acaba hastahanede karıştım mı diye çok düşündüm.
Bir keresinde rüyamda Kaan Tangöze bana evlenme teklifi ediyordu. Ben olmaz diyordum. "Niye, yaş farkından dolayı mı, ama sen Teo ile çıkmıştın, onla da aranızda yaş farkı var." diyordu bana Kaan, ben de "Teo farklı, hem ayrıca yaş farkından dolayı da değil, sen Nazlı'nın aşkısın." diyordum. Rüyamda bile saçmayım be, gerçek hayatta böyle bir şey olsa, Nazlı'yı falan unutup şarkıları hakkında "Bizim sınıftaki ergenler bile dinlemeye başladıysa ben artık dinlemem." deyip kendimi bir bok sandığım adamın kucağına atlayıp "Bir sevgilim olsa giderim balayına." diye Athena'ya bağlarım ben.
Şu Kaan'ın bana evlenme teklifi ettiği rüyayı gördükten sonra gidip manyak gibi anneme "Kırklarında biriyle evlensem çok kızar mısın?" diye sordum. Annem de karşılığında "Birileri kendinden büyük birine aşık olmuş galiba." dedi. Ama siz aklınıza şimdi düşünceli ve sevecen bir anne getirdiniz dimi? Normalde dünyanın en tatlı anne cümleleri arasına girebilecek olan bu cümle annemin vurgu ve tonlaması ile şu hale geliyor: "Birileri kendinden büyük birine aşık olmuş galibaaaa!!!21!21!1! Haaa?!'!1" ve beynim bu cümleyi şu şekilde algılıyor: "Ebenin amı ya, ne diyosun kızım sen?! Kesinlikle biz seni o hastahanedeki esmer bebekle karıştırdık, o bizim bebeğimizdi." Gidip olmayan sevgilisi için de bu soruyu zaten ancak telefon sapığına sapıklık yapan mal sorup annesini işkillendirir.
Uzun yazı, özet geçiyorum beyler: Rüyalarım da en az kendim kadar saçma.
Beyza Nur





