18 Aralık 2013 Çarşamba

SENA'DAN ÇALDIĞIM FOTOĞRAFLI MİM

Küçük Prens'e kendimi zorla mimlettirdim. Şunun altındaki yorumlara bir bakarsanız kendimi zorla mimlettiğim yeri görüp benimle dalga geçebilirsiniz, izin veriyorum.
---
1-Elimden gelse; biyolojiden yüz alırdım, ötesi var mı?

2-Kendi kendimi kontrol etmekte; dünya rekorum var. Çok sinir bozucu insanlara karşı sükunetimi koruduğum çok var.

3-Beni en çok kaygılandıran şey; Nurşi'nin Berat'a takıntısı. (Şaka -_- )

4-Hayatımın en kötü anı; pazartesi günü tüm üstümün çorbalı cacık olduğu andı herhalde, yani en yakın tarihteki en kötü anım ve şu an aklıma gelen tek kötü anım o.

5-Yalnızken daha mutluyum, yaşasın yalnızlık! (Kendini kandırdı.)

6-Nefret ettiğim yegane şey servis şoförümüzün dinlediği şarkılar. Şarjın biterse yandın. Ya kulaklığın yanında yoksa, o zaman sen zaten yoksun ki. Pardon bir saniye hatlar karıştı. Şimdi iyiyim.

7-İşimi çok iyi yapıyorum, işsizliği yani...

8-Kadınlar/Erkekler; her şeyden önce insanlardır. (Sıddık hoca mode:on. Bak iyi aklıma geldi, Sıddık hocayı da anlatıyım ben bir gün)

9-Hayat çok saçma, benden bile saçma. Hatta, benden saçma olabilen tek şey hayat.

10-Çocukken, Nazlı ve ben çok barbie bebeklerle oynardık. Aramızda kalsın, geçen gün Çaki'ye oynatma bahanesiyle yine oynadık çaktırmadan. Değişen bir şey olmamış yani.

11- Başkaların zayıf tarafı;  eminim benim zayıf taraflarımın yanında güçlü kalır.

12- Yalan söylemek, çok kötü bir şey, yalan söylemeyin, ağzınıza annemin yemeklerinden sürerim ölürsünüz -_-

13- Her şeyin çok kötü gittiği zaman, Nazlı bana sesli bir şekilde kitap okur, tuhaf... Kitabın yüzüne bakmadan bir sürü kitap bitirdim bu sayede.

14-Geceleri seni düşünür dururum, sen ve ben ve engelleriiiii... Bu şarkı da sana gelsin Nazlı, neden sana gelmeli bilmiyorum ama...

15-Başkalarına göre ben; gereksiz bir insan değilim, hatta iyi bile sayılabilirim. Ama başkaları beni tanımıyor, ondan öyle diyorlar, sorun bir Nazlı'ya beni, bakın neler anlatıyor size. Utanmadan iyi diyorsunuz bana, iyi olan bir sürü insanın hakkı var o "iyi insan" sıfatının üstünde, iyilik falan yapıyor o insanlar. İyi sıfat mıydı ya, her neyse.

16-Kurtulmak istediğim korku: İleride süpersonik yakışıklı bir sevgilim olunca onun çıplak fotoğrafları bizim okulda yayılır diye çok korkuyorum. Ama kurtulmak istediğim korkum bu değil, kurtulmak istediğim korku "Ya bu yakışıklı sevgilimin okulda çıplak fotoğraflarının yayılma korkusunu yaşayabileceğim süpersonik yakışıklı bir sevgilim olmazsa?" korkusu. Tanrım, lütfen bana çıplak fotoğraflarının yayılmasından korkacağım bir sevgili ver. Ama yani dediğim gibi süpersonik yakışıklı olsun. Beni dandik insanlarla oyalıyorsun, gözümden kaçtı sanma -_-

17-Bazen düşünüyorum da, annem haklı galiba, bana bordo çok yakışıyor ya...

18-En çok utandığım şey, arada bir, arada bir bile değil aslında, nadiren gizli gizli Beta dinliyor olmam, sonuçta ben Teoman, Şebnem Ferah falan dinleyerek büyümüş bir insanım, Beta hayranlarıma lafım yok yanlış anlaşılmasın ama -_-

Mimleyecek kimsem bile yok, şu an kendime çok pis acıdım.

Beyza

16 Aralık 2013 Pazartesi

EVREN BANA YİNE BİR MESAJ VERMEYE ÇALIŞIYOR SANIRIM

Öğle arasındaydık. Tahminimce altı-yedi dakikadır yemekhane kuyruğundaydık ve sıra bize yeni gelmişti. Ben sırada olduğum sürece kitap okudum zira bir ders sonra edebiyat yazılımız vardı ve benim kitabımın son kırk sayfası bitmemişti. (Hayatta son dakikaya bırakmadığım tek şey şu kitap okuma işleriydi ve ben onu da bu gün yaptım, kendimle gurur duyabilirim artık sanırım ha?!) Elime bir tepsi aldım ve kitabı onun üzerine bıraktım. Şu yemek alma işlemlerini bitirdikten sonra tepsiyi alıp masaların olduğu yere doğru yöneldim, tepsi göğüslerimin hizasında duruyordu ve elimden kaymasıyla birlikte -buraya dikkat gençler- bulunduğu hizadan aşağı doğru ne varsa çorba ve cacık oldu. Lakosum, pantolonum falan, hepsi. Tepsi yere düştüğünde ayakkabılarıma ve pantolonumun paçalarına da bezelye sıçradı. Burada birkaç damladan bahsetmiyoruz ama, baya baya lakosumun ön tarafı tamamen çorba ve cacık karışımı bir sıvı ile kaplandı.

Böyle olaylar olduğunda, yani kız sakarlıklar yaptığında yanında yakışıklı bir çocuk olması lazım ve o çocukla o kızın hikayenin sonunda çıkmaları lazım. Benim yanımda ise Zeyzey bir de Nurşi vardı. (Aslında şu an düşündüm de yanımda hayatımın aşkının olmaması güzel bir durum, ne zaman bezelye yesek beni bu günkü bezelye+çorba+cacık olan halimle hatırlayan biri hayatımın aşkı olsun istemiyorum.)

Sonrasında müdür -bu olaydaki süper kahramanım- yemeğini bıraktı ve yanıma geldi. (Kendimden nefret etmem için bir neden daha: zaten ömrünü yarılamış bir adamcağızın öğle yemeği zevkini elinden aldım) "Bırak kızım sen onları, git üstünü temizle, onları hallederler." dedi ve elime kendisinin ne zaman eline aldığını fark etmediğim bir havluyu verdi. Zeyzey'le temizlemeye çalıştık ama iyice bulandırdık, Nurşi ise sadece güldü. Sonra ben sinirlendim ve Nurşi'nin kapşonlusunu aldım. Aslında sinirlenmesem de alacaktım, üstüm hep battı sonuçta, bi şekilde kapatmam lazım bunu.

Evren, bu ne demek oluyor yani, şimdi sen bana fazla inek olmayıp yemekhane sırasında kitap bitirmemem gerektiği hakkında bir mesaj mı vermeye çalıştın? Yoksa bu bir daha ertesi günkü yazılı için bitirmem gereken kitaplar varken başka kitaplara başlamamam gerektiği hakkında bir ders miydi? Ya da Nurşi'nin kapşonlusunun bana yakıştığını mı anlatmaya çalışıyorsun? Lütfen seni anlamam için bana daha net mesajlar gönderir misin, geçen sefer de böyle yaptın, anlamadım bir bok, daha açık konuş benimle, rica ediyorum.

Beyza Nur

15 Aralık 2013 Pazar

SANTA BABY VE KAVURMA PARTİLERİ

Hayatımın en gereksiz cumartesi günüydü. Açık ve net. Bir insan nasıl cumartesi günü hiçbir şey yapmaz? Ben yapmadım ya hiçbir şey yapmadım. Okula gittim bir de tatil gününde. Kar tatili olmadığı gibi tatil günümü de aldılar elimden. Eve geldiğimde tuhaf bir şekilde Noel şarkıları dinledim. Şu Santa Baby, Christmas İs Coming falan. Santa Baby'yi Debby'nin coverladığı haliyle dinlemem ise ayrı bir merak konusu. Zira ben Debby Ryan'ı oldum olası sevmem. Sanırım içimdeki İsa aşkı Debby'yi bile dinlettirdi. İçimde neden bir İsa aşkı olabilir bunu da bilmiyorum açıkçası.

Noelde yapılan partilerden kurban bayramında da istiyorum. Kavurma ve bira, işte ben buna parti derim. Dur ya, ben nereye bira içiyorum, olmaz. Kavurma ve ayran, tamam bu oldu. Hem milli içeceğimiz ayran, hem de babam var benim olum yani en uygunu bu! Ki benim babam kurban bayramında tekel bayilerinin açık olmasını eleştirmiş bir insan yani, olmaz olmaz.

Babam ailesinin iyi çocuğu. Kardeşlerinin arasında tek üniversite okuyan, tek içki içmeyen, kumar oynamayan falan filan... Babam iyi çocuk olduğu için biz de iyi olmalıyız. Amcalarımın kızları istedikleri kadar sürtebilirken ben ders çalışmalıyım mesela. Ders çalışmalıyım çünkü babam o aileden düzgün bir birey olarak çıkabilmişse benim en azından tıp falan kazanmam lazım onlara göre.

Babamın annesi ve babası babam beş yaşındayken ayrılmış. Babam annesiyle kalıyormuş. Babaannem çok zeki kadındır, öyle böyle değil. Dedem defineci, ben onu bildim bileli kazıyor bir yerleri. Babaannemin evin arkasına çukur açtırması lazımmış, dedeme kaç kere söylemiş dedem açmamış. Babaannem de demiş ki "Rüyamda gördüm, bizim evin arkasında define vardı." Dedem tam olarak nerde diye sorunca da kazılması gereken yeri göstermiş. Dedem de kazmış. İhtiyacı olan büyüklükte kazdırdıktan sonra da anlatmış her şeyi, artık kazma, bırak, demiş. Babaannem böyle anlatıyor olayı, dedeme sorsan o zaten baştan her şeyi anlamış da kazılması gerektiği için kazmış.

Babamın annesi hastalanmış yedi yaşındayken, annesinin hastahanede kaldığı günlerde babam abileriyle kalmış. Sonra teyzesiyle yanlış hatırlamıyorsam, on iki yaşında kendi başına kalıyormuş baya. Orta okuldayken yani.

Annemle de orta okuldayken tanışmışlar. Sanırım o sıralar çıkmaya başlamışlar. Kendileri benim orta okulda sevgilim olmasına kızmışlardı ama, ne tuhaf. Liseyi de beraber okumuşlar. Annemin bir arkadaşı varmış, annemle babamı ayırmaya çalışmış da yapamamış. O annemi babamdan ayırmaya çalışan kız, annemin en yakın arkadaşını da sevgilisinden ayırmaya çalışmış. Bu kız hep kankalarının sevgilileriyle çıkıyormuş. Bizde de var böyle kızlar, bizim okulda yani. Bir de bir kızla olmayınca kankasıyla deneyen çocuklar var. Onları da unutmamak lazım.

Bir keresinde bizim okuldan bir çocuk benim kız arkadaşlarımdan birini face'ten ekleyip "Seni sanki bir yerden hatırlıyor gibiyim, yüzün çok tanıdık geliyor." demiş. Kız da "Evet gelmesi lazım, aynı okuldayız." demiş. Konuşmuşlar o gün ama bizimki bozulmuş, yani aynı okuldasın ama çocuk seni bilmiyor, çok kötü bir durum. İki üç gün sonra benim diğer kız arkadaşımı face'ten ekleyip ona da "Seni daha önce görmüş olma gibi bir ihtimalim var mı?" demiş, bizimki de "Bizim sınıf sizin katın altında, okula geliyorsan görmüş olman lazım." demiş. Bizim kızlar bana anlattı gülüştük falan. Ertesi gün çocuk beni de ekleyip "Sen bir yerden tanıyorum sanki." dedi, çok sinir bozucu ama gerçekten. "Hayır" dedim. "Beni daha önce görmüş olman
imkansız. Sen beni daha önce nerden görceksin ki?" Sonra çocuk aynı okuldayız falan dedi, "Yapma be, aynı okulda mıyız, daha önce hiç görmemiştim seni." dedim. Sonra bozuldu falan, bozulsun bir zahmet yani bizi o kadar bozdu.
Nazlı söylesin, bu Dylan mı Cole mu peki? :D
Bu arada şu an hala noel şarkıları dinliyorum. Şu Santa Baby, Debby'nin coverladığı, kaç gündür internette, nasıl hala 40 bin tık ya, ben 40 bin kere dinledim bunu, bu işte bir terslik var -_-

Dipnot: O kadar dağınık yazdım ki başlık bulamadım iyi mi?!


Beyza Nur

12 Aralık 2013 Perşembe

BİZİ LEZ SANMAYIN AMA BEN GİDİYORUM

Gideceğim. Gidiyorum. Gittim. Az sonra gideceğim. Bekle ya üşendim şimdi gitmeye, beş dakika sonra falan artık. Gidemeem kiiğ . Gitmiyorum. Gitmem...
Evet, bunlar benim bloggerı bırakırken alacağım kararlar. Şu an " gideceğim"deyim. İnşallah da en fazla 3 tane ilerlerim. Yani hiçbir şeyi uzatmak istemiyorum. ( En son bırakma kararı aldığımda bunların hepsini gerçekleştirdim ve sonunda geri döndüm. O gün de çok maldım, o ay da. Hala geçmemiş demek ki mallığım.)

Burayı bırakma kararı aldığımı söylemek biraz zor. Yani burada arkadaşlarım, severek okuduğum insanlar ve bir düzenim var. Düzenim gidecek olabilir ama arkadaşlarımı ve severek okuduğum şeyleri bırakmayı asla düşünmedim. Onları okumaya devam etmek istiyorum. Ve en azından bunu yapabilirim.

Yazmaya da ,en az okumaya devam etmek istediğim kadar devam etmek istiyorum. Ama bir şey var ve bana saçma sapan şeyler yaptırıyor. Bu her zamanki saçmalıklardan değil. Bu her zamankinden daha saçma.Yani içimden bir ses bana " Durma, hadi git, orası sana göre değil. Senin hayatın bu değil.." gibi aptal şeyler söylüyor. Ve benim ne istediğimin de bir önemi yok sanki. Neden bilmiyorum. Kendim bile artık kendime değer vermiyor, kararlarıma saygı duymuyorum. Artık insanları anlıyorum. Neden bu halde olduğumu da... Bundan önce bir kez daha bu aptal ses bana musallat olmuş ve bir kez daha gitmemi sağlamıştı. Gitmiştim. Sonra geri döndüm. Yani burayı bırakabileceğimi düşünmüyorum. Sadece gitmek istiyorum. Sonra geri dönebilirim ama bu sefer Beyza beni geri almaz herhalde, bıktı kız artık . Yani ben olsam bıkardım :D

Beyza gitmemem için her şeyi yapıyor. Ben de ona yapması imkansız bir şey söyledim ve yapınca geri dönerim, hata hiç gitmem dedim. Kıza "Yakışıklı ,uzun boylu ve bizimle blog yazmak isteyen birini bul ve bana "Gitme! Gidersen seni özlerim..." demesini sağla. Sana 2 hafta veriyorum. " dedim.Yani kız öyle birini bulsa hemen çıkmaya başlar ve blog hakkında bir şey söylemez. Hatta benim hakkımda da bir şey söylemez. Çünkü biliyorum. Öyle biri Beyza'yla çıksa (!) ve Beyza onu benimle tanıştırsa çocuk kaçar. Yani şu sıralar Beyza'yla birbirimizi çok kıskanıyoruz da... Bu çok saçma biliyorum ama , Beyza geçen gün tanıştığım çocuktan beni kıskandı. Beyza'ya buradan söylemek isterim ki , Bu çok malcaaaaa . Yapma böyle şeyler, hem evlendiğim zaman da seni kocamla aramızda yatırmıyıcam...

Neyse konumuza geçelim. Çünkü geçmezsek ben uzatacağım ve Beyza'nın " Beni de aranızda yatırın" olayını falan anlatacağım. Bu acıklı zamanımda bunu yapmak istemiyorum( Her ne kadar gülerek yazmış olsam da) ... Nerede kalmıştım ? Hıhh, Buldum.
Beyza ya gitmemem için bunları yapması gerektiğini söyledim ve sonra bunun çok ağır olduğunu düşünüp "Tamam tamam. Bizimle blog yazmasa da olur." dedim. Ama yakışıklı ve uzun boylu da kararlıyım. Yani bu tutar Oski'ye falan söyletmeye çalışır. Hiç uğraşamam.

Dipnot: Geçenlerde yazmıştım bu yazıyı, Beyza çocuğu buldu millet gitmiyomuşum. Neyse artık beni daha uzun zaman görürsünüz burada, zaten hiç gidesim yoktu. Yani geçenlerde  vardı da şimdi  yok, anladınız siz. 

Dipnot 2: Kocaman yazdım "gitmiyomuşum"u ki, yazıyı tamamen okumaya üşenen varsa gözüne çarpsın, yanlış anlaşılma olmasın, gidiyorum sanar falan, üzülür. -_-

Dipnot 3: Başlığı neden böyle koyduğumu unuttum ya o an yanımda Beyza vardı bi şey demişti anıra anıra gülmüştük sonra Beyza gidip "Gidiyorum"un başına "Bizi lez sanmayın ama"yı eklemişti :/

Nazlıı

8 Aralık 2013 Pazar

YAKALADIM SİZİ

Annem ona anlatmadığım bir takım olayları biliyor. Tuhaf olan bu olayların blogda yazması. (Masa örtüsü dramı, Nazlı'nın okulunun önünde kavga olması vb.) Okuldan bir arkadaşım da aynı şekilde, komşunun sokak kadını köpeğini, müzik dinlememe kızan komşuyu falan hepsini biliyor ama ona da daha önce anlatmamıştım. Hayır, tanıdık birilerinin okumasının sorun yaratacağı hiçbir şeyi zaten yazmıyorum da cidden bu anlatmadığım şeyleri bilme durumları biraz, çok azcık, korkutucu.

Geçen gün annem Nazlı'ya "Arkadaşlarınla gezerken seni köpek kovalamış Nazlı. Geçmiş olsun." dedi. Nazlı ilk "Evet ya, öyle ol..." sonra aynen anneme bakarak şöyle:

















Annemi geçiyorum, o annem, okuması ile okumaması arasında hiçbir fark yok. Ya ama arkadaşlarım okumasın, bu blogda ölümüne saçmalıyorum, arkadaşlarımın hakkımda zaten pek de düzgün olmayan düşüncelerinin iyice kötü olmasını istemem.

Doğru söyleyin gençler, hanginiz annem? :D


Beyzanur

3 Aralık 2013 Salı

Beyza'ya Noooot :)

"Ne çıplak gitmesi Nazlı? Biz Serebro mıyız?"
Beyzanur

Uzun zamandan beri - en fazla bir gün-  bilgisayara oturmadığımdan, hatta bilgisayarın yüzünü bile görmediğimden Beyza'yla konuşamıyoruz. Telefon desen annem sağ olsun kendisine dokunsam bile babama şikayet ediyor beni "Sabahtan akşama kadar elinden düşmedi,"  diye. Konuşamadığımız bu uzun zaman içerisinde Beyza beni özlemiş sanki. Kendisi her ne kadarda 'özlemek' diye adlandırmasada ben anladım. 'Nazlısızlık 2' diye yazı yazmış sonra özlemedim diyor. Bende yedim sanki.


Performans ödevlerim bitip, benim bilgisayara oturma hakkım olunca taslaklardaki yazılarını ve bana attığı mesajları gördüm. Yoksa onlardan da haberim yoktu benim. Neyse ben kısa kesip Beyza'dan özür dilemeye başlayacağım.

Aşkım, bebeğim, canım kankam, kankaşkım, 
Valla bak zamanım olmadı yoksa girerim biliyorsun beni. Ama şu sıralar çok yoğunum ben. Anca şimdi zamanım oldu. Bir de ben senin yanına gelip o gıcık komşunuzu dövcem.  Biliyorum zaten ben o adamı hani ben sizde kaldığımda çocukları şikayet edip beni uyandıran adam kesin o. Zaten dövesim vardı kendisini biliyosun, tam olmuş olur :)  Ayrıca gelince adamı dövüp gitmem hemen biraz otururum canııım , o zaman görüşürüz hem. iki günde biriken özlemimizi de gidermiş oluruz :) Çok akıllıyım dimi ...

Nazlıcan'dan, dünyanın en taş hatununa...

( Yağ çekmişken tam çekiyim dedim de o yüzden.. )

Not : Tamamen sana yazılmış bir yayındır Bayzacım :) :)

Nazlıı