24 Ekim 2013 Perşembe

TENEFFÜS SAÇMALAMACASI

Olum o değil de, gidip boynuna atlayasım var.

Yok o kadar da değil, ağırdan al azıcık, ya da atla, ya senin bi tane arkadaşın vardı bi kız hani geçe-

Nazlı mı?

Hah, evet. Kanki ona sorsana bi sen.

Ya sordum ama cevaplarını beğenmedim. O yüzden sana soruyorum ya.

Ha, anladım. Bence barışın kanka. Ya da dur ben karışmıyım, sen kafana göre takıl.

Kafam "Bunlar boş işler canısı, hadi git biyoloji sınavına çalış." diyo. Biraz odun da benim beynim.

Ahaha anlıyorum, kalbinin sesini dinle sen o zaman. (Yüzünde "Allam nolur Beyza yine saçmalamasın yarabbim." ifadesi var.)

Yok lan, ben kalbimin sesini dinlemeyi uzun zaman önce bıraktım. Kalbimin bi boka yaradığı yok affedersin, anca kan pompalıyo. Lan acaba ben pankreasımı mı dinlesem? Hem söylenişi de havalı bak: pan-kre-as.

Yok yok, bence sen dalağını dinle.

Kanka dalak nerdeydi yaa? Bi dinliyim bakıyım ne diyo kendisi?

Karnının oralarda bi yerde olması lazım. Boşuna uğraşma, kulağını dayayamazsın.

Yoo ben stetoskop kullanıcaktım zaten. Sende stetoskop bulunur mu?

Ahaha maalesef Beyzacım.

Emin misin, sırt çantana iyice bi baksaydın ehehe. Neyse ben biraz daha saçmalıcaktım ama psikolojini bozarak günaha girmek istemiyorum. Sevap pointi biriktiriyorum da.

Alla alla niçin ?

Cole gibi bi sevgilimin olması için hehe.

Ulan Beyza yaptın yine yapacağını. Sen en iyisi beyninin sesini dinle; git derslerine çalış yavrucum. (Kafamı tutup omzuna koyup sırtımı sıvazlıyor.)

Olum hiç değilse bi akciğerlerimi dinletseydim ya, belki de nefes darlığı vardır bende, beynime oksijen gitmiyodur falan.

Şişştt. (Kafama bir kere "Sus artık Allah'ını seviyorsan." anlamına gelecek şekilde vuruyor.)

Acıdı yaa. Sayılı nöronum vardı onları da öldürdün.

Ahaha ama hak ettin.




Beyza Nur

22 Ekim 2013 Salı

BURALARDA BİR BEYZA VARDI HATIRLARSANIZ


Efendim yaklaşık bir iki yüz yıldır - belki iki yüz yıl değildir ama bana beş altı gün o kadar uzun geldi- yayın giremiyor isem ya da siz  yorumlarda saçmalayan bir Beyza göremiyor iseniz -bilmem fark ettiniz mi ama- bilgisayarımın köyde kaldığındandır. Ki bilmeyenler için evlat acısından beter bir olay bilgisayarını köyde unutmak.

Tabi geldi geçti, babama "Bilgisayarımı getirmiyorsan kendini de getirme baba eve." ve "Ya baba işte İstanbul'a gelirken kullandığın yolun üstünde değil mi ya?" şeklinde gösterdiğim tepkiler, babamın  "Coğrafya çalış lan azıcık, ne diye gönderiyoruz biz seni o okula ?!"  gibi geri bildirimleri; benim onu coğrafyamın çok iyi ve köyün yolunun üstünde olduğuna inandırma çabalarım, hiçbirinin işe yaramaması sonucunda annemi işin içine kattım ve tabi ki babam bilgisayarımı getirmek zorunda kaldı.

Aslında bayramın üçüncü gününden önce yani bilgisayarımı köyde bırakma hatasını yaptığım günden önce yayın yazsaydım anlatacağım çok şey vardı. Fakat şimdi Nazlı ile beraber babamın kestanelerini sömürmemizi, Emirhan ve Yusuf yanımıza geldiğinde "Kestane kalmadı beyler, Nazlı hepsini sömürdü." dememi, Emirhan'ın evine Emirhan yokken gidip bilgisayarı istila etmemizi ve Emirhan'ın biz onların evindeyken gidip annemden babamın kestanelerini istemesi ve şu 'babamın kestaneleri' olayını gereksiz bir biçimde uzatmamızı zira bunun çok eğlenceli olmasını, o günkü "Tek başına olmaz" saçmalığından dolayı ebeveynlerimden Nazlı'ya sitem ile bahsetmem ve Mert'in "Sakin ol Beyza, ağır bir ergenlik atlatıyosun." deyip kahkaha atması sonucunda ortamda ona da meşhur ani çıkışlarımdan birini yapacağımı sanılması ama sadece "Olum bu gün ergenus mode:on oldum lan." dememi, sonra da "Dün böyle değildim ben." ile sesli bir şekilde ani çıkışımı yapmamı (yani ani çıkışlarımın en büyük özelliği beklenmedik olması ise benden yapmamı bekledikleri zaman yapamazdım.) Emirhan bize sevgilisinden bahsettikten sonra "Sizinkiler?" demesi sonucunda benim "Biz Nazlı ile çıkıyoruz " dememi, akabinde gelen kahkahamızı ve sarılışımızı ayrıca o anda neden bilmem Nazlı ile kucak kucağa olmamızı, zaten girdiğimiz her ortamda tuhaf bir şekilde eş cinsel olduğumuzun sanılmasını -aslında tuhaf değil böyle bir algıya kapılmaları için birçok neden veriyoruz insanlara, mesela denizde yaptığımız  hareketler gibi ama onlardan şu an bahsetmek istemiyorum- ve bu durumdan en ufak bir rahatsızlık duymamamızı ya da Emirhan'a Dylan Sprouse'ın fotoğrafını gösterip "21 yaşına gelince buna benzeyeceksin." dediğimde bana "İnşallah ama sonra bana aşık olmayasın." dediğini Nazlı'ya anlattığımda tahminen üç dakika boyunca hiç konuşmayıp sadece gülmesini, ardından "Aslına bakarsan haklı çocuk." demesini, Yusufların saçma oyunlarını, Emirhan ile karşılıklı olarak birbirimize göt lakabını takmamızı ve karıştırmamak için göt çocuk-göt kız şeklinde söylememizi, Nazlı'yla neden annelerimize yalvardığımızı anlatamam çünkü bayat haber oldu.

Beyza Nur

15 Ekim 2013 Salı

Hayırlı Bayramlar

Bayram dediğiniz sabah dokuz on arası Beyza'nın "Anne ben Nazlı'ya elimi öptürmeye gidiyorum.", Nazlı'nın da "Anne ben Beyzalara bayramlaşmaya gidiyorum." diyerek evden çıkmaları ve minibüs durağında biri inerken diğeri ise sıra beklerken karşılaşması ve fırsattan istifade gezmeleridir.

Tabi siz telefonlaşın evden çıkmadan önce.

Beyza&Nazlı

14 Ekim 2013 Pazartesi

Seyfocan ve Beyza


Selam ben Seyfocan. Beni tanıdınız mı? Tabi tanımazsınız, çünkü ben kendimi size Beyza diye tanıttım. Zira zaten ben Beyza'yım. Ama aynı zamanda Seyfocan'ım da, yarı zamanlı Hasan olarak iş gördüğüm de var yani. Dur ya çok karışık anlattım.

Babamın kaç yıllık kızıyım, bir günden bir güne üç çocuğunun da kız olmasından şikayetçi olduğunu görmedim Allah için. Ama nedendir bilmem, babamda hep bir "Beyza=Seyfocan" psikolojisi vardır. Yıllardır sofraya babam tarafından Seyfocan olarak çağırılırım mesela, ya da "Seyfocan! Naber lan?"dır babamın bana hatır sorma şekli.

Aslında babamın 'Seyfocan'ı olmaktan pek de şikayetçi olduğum söylenemez. Hatta birçok faydasını gördüm babamın Seyfocan'ı olmanın. Mesela;

  • 4 yaşımdayken aile dostlarımızın kızları (O aile dostlarının kızlarından biri Nazlı'dır efendim, zamanla benim de dostum olmuştur.) bize geldiğinde oynamamız üzere (Bkz:Mayk, Sindy, Victoria ve ben) annem tarafından alınmış barbie bebeklerin yanında, içine Mayk'ın sığabildiği ve Sindy ile Victoria'ya hava atmak amaçlı kullanılan uzaktan kumandalı arabalarım da vardı.
  • 6 yaşımdayken komşu kızları pembe, sepetli ve destek tekerlekleri olan bisikletlere bindiği zaman babası Seyfocan'ına kocaman kırmızı bir bisiklet almıştı. 
  • 14'lerimde annem tarafından babama alınmış her türlü gömlek ve t-shirt'ten beğendiğim herhangi birine el koyma hakkına sahip oldum zira babamla hemen hemen aynı boya geldim.
Böyle bir sürü şey sayarım ama ne kadar saysam bitmez. Yani hayat babamın Seyfocan'ına güzel. Ama annemin Beyzoş'u olunca daha güzel ne yalan söyleyeyim. Çünkü kadın egemen bir evde yaşıyoruz. Sayıca erkeklerin dört katıyız birazcık da.  Yani annemi arkama aldım mı, ne yapmış olursam olayım başım derde girmez. Bir ceza annemin onayından geçmediği sürece geçerli olmadığı gibi, af da sadece ona aittir. Yapılan bir hata annem tarafından affedilmiş ise o hata herkesce affedilmiş olur ki zaten annem affedene kadar tüm insanlığa afffettirebilirsin kendini, o derece zor yani.

Babamın Seyfocan'ı, annemin Beyzoş'u derken bak dedemin Hasan'ını unuttum. Hasanlık da şöyle bir şey efendim, dört oğlu ve dört erkek torunu olmasına rağmen hala neden bana Hasan diye seslendiğini çözemediğim dedemin torunu olmaktır. O da güzel bir şeydir. Yani genellikle. Tamam bazen kötü olabiliyor. Mesela bir kere dedemin dükkanına gitmiştim, oturuyorduk. Sonra dedem "Vay! Hasan!" dedi. Ben de "Efendim dede?" dedim. Sonra dedem karşısındaki adama gülerek "Bak bu da bizim torun Hasan." dedi. O an dank etti bana, "Adamın adı Hasan'mış be, ucundan biraz rezil olmuşsun sen kızım." Ne yapalım, hayat bu işte.

Pişt: Yukarıdaki resmi görünce aklıma ne geldi, ben küçükken babam traş olurken hep onu seyrederdim, bakmadığı bir zamanda traş köpüğünü kapıp ellerime, tişörtüme falan sıkardım. Sonra babamcağız annem görmeden temizlemeye çalışırdı. Ama o zamandan belliymiş benim bu kadar saçma bir insan olacağım.

Beyza Nur

13 Ekim 2013 Pazar

BEYZA'YI ÖVMEK YA DA ÖVMEMEK

"Evet Hakim Bey, gün boyunca evde kös kös oturdum ve Beyza hiç aklıma gelmedi.." Benden pek duyamayacağınız bir söz, Beyza'ya en çok ihtiyacım olduğum zaman ağzımdan çıkıyor. Beyza'ya ihtiyacım olduğu zamanda, demeyelim de  Beyza'ya " Yarın sabah konuşalım 1-2 gibi. Ben şimdi çıkıyorum." dedikten sonra bir de "Söz, yarın 1 gibi gelicem ." dedikten sonra ağzımdan çıkıyor. Kendi kendime gün içerisinde içinde hiç 'Beyza' kelimesi geçmeyen, küçük ama pratik düşünme yeteneği olan beynime, " Hay geri zekalı, hayvan. Yıllarca ağzından çıkmayan bu cümleyi bu gün mü çıkarttın o salak yerden ?!!??!"dedim.  Neyse , yapabileceğim bir şey olmadığı için ben de Facebook'a girdim. Tabi girdiğimde Beyza'nın beni beklerken ki çaresiz mesajlarını okudum. Yeni yazı girdiğini söylemiş. Ben ona yazmışım o da duygulanıp bana bir "Sana ihtiyacım var çünkü," yazısı yazmış. Tatlı kız. sağ olsun güldürdü de beni akşam akşam. ( Bu cümle beni biraz suçluluk duygusu hissetmem gerekmiş gibi hissettirdi. Kıza 1'de geleceği demişim. Garip bir şekilde saat 7. Akşam olmuş yani.Neyse ki bende "suçluluk duygusu" gibi bir duygu yok. Oh mis.. )
Yalnız baya baya güldürdü. Yani garip bir şekilde bilgisayarın başında kahkaha attım. Kardeşim de kafamı tutup salladı ve bana "Neye gülüyosuunn ? " dedi.
Bu " Bilgisayarın başında kahkaha atıp, insanların ilgisini kendine çekme." işini iki üç günden beri yaşıyorum ben. Yani sağ olsun Beyza bana yaşatıyor. Geçen gün konuşuyoruz ; 

Nazlı : Ben sıkıldım yağğ :(
Beyza : Sıçarım senin ağzına.
Nazlı : N'oluyor ya :D 
Beyza : Kimden sıkılıyorsun lan sen ??
Nazlı : Güldürme kanka .Yanımda insan uyuyor ben kahkaha atıyorum :D
Beyza : Sıkıntın geçti yani :D

Ya da ..
Nazlı : Ya kanka şöyle yakışıklı bir çocuk var mı ya? Biraz eğlenirim. 
Beyza : Yakışıklı çocukla eğlenilmez. 
Nazlı : Nedenmiş o :D
Beyza : Allah çarpar..

NE??ALLAH MI ÇARPAR?? BU MUDUR YANİ YAKIŞIKLI ÇOCUKLARLA İLGİLİ DÜŞÜNCEN??
Neyse bu konuya şok olmamış gibi davranmak istiyorum. Ve zaten Beyza'ya neden böyle bir soru sordum bilmiyorum. Zaten beni sonra aydınlattı kendisi ;

Nazlı : Saçmalama kanka ya :D
Beyza : Mal mısın kızım. Yakışıklı çocuk tanısam hemen çıkarım zaten sana mı söyliyicem ??
Nazlı : Haa.. Doğru.
...
Not: Ya, of ya . Bu yazıyı Beyza'yı övmek için yapmamıştım ben :( 

Dip Not : Artık o da beni övmek için yazı yazar sonra ben de onu övmek için yazarım böyle böyle gideriz...

Dibinde Dip Notu : Ya da ben ona bu övme yazısı gibi şeyi yazdıktan sonra o bana yazmaz.. Çünkü biliyorum ben ,biraz öküzdür kendisi. 

Dibinde Dip Notunun Çukura Düştüğü An : Yazı bitmiştir arkadaşlar...

Nazlıı

11 Ekim 2013 Cuma

BİZ İKİMİZ, SİZ HEPİNİZ

Nerdesin sen?

Ben nerde miyim?  Ben salondayım hani böyle içinde televizyon falan var ya, sen bilirsin o odayı.

Iyy esprilere bak. Geçen gün bizim kızlarla dışarı çıktık. Onların iletişimi nedir öyle, mani okuyup gülüyorlar. İğrenç iğrenç espriler, aklıma onları getirdin bak.

Sen zaten neden onlarla geziyosun ki dağ gibi ben varım burda. Ayrıca mani ne ya?

Ya sen Yakacık'ta mısın? Neden Yakacık'tasın ki sen?

Ben Yakacık'ta mıyım? Oha ben Yakacık'ta mıyım şu an, oturma odam Yakacık'a mı kaçmış? Ahaha ne Yakacık'ı kızım ya?!

(Burda bir sürü güler Beyzoş) Haa anladım, evdesin. Süperim dimi? :D

Of mal mısın ya sorsaydın düzgünce evdeyim derdim ki.

İlişkimizin heyecanı gitmesin diye böyle dedektifik bir şekilde sorayım dedim.

Haa anladım, ama uğraşma yaaaa, baksana Muhteşem Yüzyıl'ın bile heyecanı yokken.

Ehehe, anladım ben seni, sen evde oturmuş, Muhteşem Yüzyıl izliyosun.

Alla alla, ciddi misin sen? Bu kafayı tam olarak ne yapıyor Beyza, bana da söylesene lütfen.

Allah vergisi bişiy.
---

Konudan bağımsız bişey :Nazlı yapma herkesi gömüyorsun sen :D

Pişt: Dedektifik diye bir kelime muhtemelen yok.

Beyza Nur