nazlı yayın girsin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nazlı yayın girsin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2014 Salı

AĞLAMALIK ŞEYLER

Tüm hafta sonu bu klibi izleyip izleyip ağladım.


Eğer klipte ağlanacak bir şey yok diyen olursa ciddiyim Nazlı'ya pıçaklatırım. Nasıl yok ya? Orada çok tatlı bir adam var ve rap yapıyor. Söylesene, neden rap? Neden tüm rapçiler yakışıklıyken Metallica'nın tüm grup üyeleri dede? Cidden neden? Adaletin bu mu dünya? 

Klibi o kadar izlemişim ki ilk başlarda klibi sadece Sansar Salvo için dinlerken, sonraları klipteki sarışın yeşil gözlü kıza hasta olduğumu fark ettim. İzlerken "Çok masum bakıyo, ay yerim ya şarkıyı yanlış söyledi şapşik." falan dediğimde anlamaya başladım bunu. En acısı da kızın klipte sokak lambalarından daha az görünmesiydi. Cidden neden? Adaletin bu mu dünya? (İkinci kez)

Bir ara sesi kapatıp sadece klibi izlemeyi bile düşündüm ama sonra annem odama aniden girerse ne yaptığımı açıklamak zor olur diye vazgeçtim. Klibin her saniyesini ezberledikten sonra zaten çocuk gözüme daha az tatlı gözükmeye başladı. En sonunda onun da tipinden Türklük akan normal bir insan olduğunu fark ettim. Yani yakışıklı falan değildi. Ama kötü de değil hani, ilk sevgilinin adının Hasan veya Ali olması gibi bir şey, normal yani, %99 ihtimalle bu ikisinden biridir, kalan %1 de zaten Ali Hasan ya da Hasan Ali. Ama işte ne biliyim normalliği bile tatlı gibi bir şey. Ya of iyice saçmaladım. 

O hani Sansar'ın yanındaki kız sizce de çok sinir bozucu değil mi, hani sürekli saçma bir şekilde ağzını kocaman açıp gülüyor falan ya. Ya bir de, şu şarkının sonlarına doğru Sansar'ın bereli olduğu bölüm var ya, onun ekran fotoğrafını çekmek için durdururken yaklaşık on defa filan yanlış yerde durdurdum ama Nazlı tek seferde durdurmayı başarmış, cidden haksızlık var yemin ediyorum. (Üçüncü kez)

Beyza Nur

1 Şubat 2014 Cumartesi

TÜKENMİŞLİK SENDROMU

Yazı yayınlandıktan sonra eklenen resim.
-Aslında şimdi yayın yazasım var.
-Benim de.
-Yazcak bi şey yok.
-Bende de.
-Ben aslında üşeniyorum.
-Ya sen yaz abi ben yaza yaza tükendim Serdar Ortaç misali kendimi üç yayındır tekrar ediyorum.
-Bende bi şey yok yatıp kalkıyorum sadece. Bende Özledim'in finalini yazıyım istersen.
-Neden yazasın? Bu arada neden One Direction eskisi kadar revaçta değil?
-Bu seni neden ilgilendiriyo?
-Şu an tükenmişlik sendromu mu yaşıyoruz?
-Sen napıyosun orda?
-Face kamerasını kullanarak saçımı düzleştiriyorum, ya sen?
-Allah belanı versin Beyza! Ama güzel fikir. Ayna icat edilmeseydi bu kullanılırdı ha.
-Kesinlikle, ama arkadaşın görüntülü arayınca bırakmak ve onunla konuşmak zorunda kalıyosun orası kötü.
-Sen ona da bi çözüm bulursun ehehehebiyahahdeayaalaaha.
-Ne dedin anlamadım?
-Gülüyodum bi şey söylemiş gibi oldu.
-Neyse bence camdan atlayalım.
-Hayır ya, senin camdan atlayınca bi bok olmuyo, ayaklarımız yere değiyo daha atlamadan.
-Yaşlandın Nazlı.

Beyza&Nazlı

16 Kasım 2013 Cumartesi

SIRANIN HAZİN SONU


"Uyumak, oyun oynamak, tuvalete gitmek istiyorum."

İlk önce neden böyle bir alıntı yaptığımı, akabinde neden Nazlı'ya "Yarın size gelirsem anneni ararım" dediğimi, ve en sonunda da neden Oski'nin önerdiği şarkıları dinlediğimi düşünelim. Ya da yorulmayalım düşünerek falan, hiçbirine bir anlam veremeyeceğiz sonuçta.

Sabah kalktığımda youtube'tan makyaj yapma videolarını izleyerek kendimi uyandırdım ama yanlış anlaşılma olmasın, okula rimel bile sürmeden gittim zira ben bu videoları izlerken servis bizim eve doğru ilerliyormuş.

Okula gidince direk sınıfa gidip arka sıradaki kızlar hakkında sanki onu demek için tüm gece beklemiş gibi "Şu kızların kafasından yaşamak istiyorum ya." dedim ve sanki tüm gece onu söylemem beklenmiş gibi bir "Onların kafası olduğunu sanmıyorum." cevabı aldım. Bunları hafif bağırarak söylemiş olmalıyız, duydular da birazcık. Ya da onların taklidini yediden yetmişe herkesin anlayabileceği bir şekilde yaptığımız için de ters ters bakmış olabilirler.

Ben ve Nurşi, dersi derste dinleyememe gibi bir problemi olan birtakım insanlar olarak, şüphesiz şu yazılı haftasını ikimizin bünyesi de kaldıramadı. Yine bir İngilizce dersi, "Bu hafta ölmediysem, garanti on yıl daha bana bir şey olmaz." derken ben Nurşi'ye, bir baktım sırada çarpılmış bir uzaylı, "İnanmıyorum ya bensiz uzaylı mı çizdin?" dedim (Böyle cümleler kurmuş olmam normal, dediğim gibi bünyem bu haftayı kaldıramadı.) Nurşi "O uzaylı değil Ay'ımsı bişiy." dedi. Sonrası hafızamda bir boşluk, tek hatırladığım Zeyzey'in bize, "Sizce de bu sıra için bile biraz zalimce değil mi?" diye sorduğu ve Nurşi'nin "Ben acıkmıştım sadece, Beyza'yı bilemem" diye bu soruyu cevaplandırdığı.

Aqua derken neden bahsediyorduk ve neden babasının gözleri ile ilgilenmiştik o an, ben neden çok konuşup kendime "çene" falan dedirtmiştim, ya da A. bu kadar kötü bir çizimle temsil edilmeyi hak edecek kadar ne yaptı, bunlar o çizimleri yaparken çok gerekli konular gibi geliyordu aslında.

Dipnot: Bu tabi ki Nurşi'nin sırası, benim sıram hiç bu kadar temiz olmadı.

Beyza Nur

22 Ekim 2013 Salı

BURALARDA BİR BEYZA VARDI HATIRLARSANIZ


Efendim yaklaşık bir iki yüz yıldır - belki iki yüz yıl değildir ama bana beş altı gün o kadar uzun geldi- yayın giremiyor isem ya da siz  yorumlarda saçmalayan bir Beyza göremiyor iseniz -bilmem fark ettiniz mi ama- bilgisayarımın köyde kaldığındandır. Ki bilmeyenler için evlat acısından beter bir olay bilgisayarını köyde unutmak.

Tabi geldi geçti, babama "Bilgisayarımı getirmiyorsan kendini de getirme baba eve." ve "Ya baba işte İstanbul'a gelirken kullandığın yolun üstünde değil mi ya?" şeklinde gösterdiğim tepkiler, babamın  "Coğrafya çalış lan azıcık, ne diye gönderiyoruz biz seni o okula ?!"  gibi geri bildirimleri; benim onu coğrafyamın çok iyi ve köyün yolunun üstünde olduğuna inandırma çabalarım, hiçbirinin işe yaramaması sonucunda annemi işin içine kattım ve tabi ki babam bilgisayarımı getirmek zorunda kaldı.

Aslında bayramın üçüncü gününden önce yani bilgisayarımı köyde bırakma hatasını yaptığım günden önce yayın yazsaydım anlatacağım çok şey vardı. Fakat şimdi Nazlı ile beraber babamın kestanelerini sömürmemizi, Emirhan ve Yusuf yanımıza geldiğinde "Kestane kalmadı beyler, Nazlı hepsini sömürdü." dememi, Emirhan'ın evine Emirhan yokken gidip bilgisayarı istila etmemizi ve Emirhan'ın biz onların evindeyken gidip annemden babamın kestanelerini istemesi ve şu 'babamın kestaneleri' olayını gereksiz bir biçimde uzatmamızı zira bunun çok eğlenceli olmasını, o günkü "Tek başına olmaz" saçmalığından dolayı ebeveynlerimden Nazlı'ya sitem ile bahsetmem ve Mert'in "Sakin ol Beyza, ağır bir ergenlik atlatıyosun." deyip kahkaha atması sonucunda ortamda ona da meşhur ani çıkışlarımdan birini yapacağımı sanılması ama sadece "Olum bu gün ergenus mode:on oldum lan." dememi, sonra da "Dün böyle değildim ben." ile sesli bir şekilde ani çıkışımı yapmamı (yani ani çıkışlarımın en büyük özelliği beklenmedik olması ise benden yapmamı bekledikleri zaman yapamazdım.) Emirhan bize sevgilisinden bahsettikten sonra "Sizinkiler?" demesi sonucunda benim "Biz Nazlı ile çıkıyoruz " dememi, akabinde gelen kahkahamızı ve sarılışımızı ayrıca o anda neden bilmem Nazlı ile kucak kucağa olmamızı, zaten girdiğimiz her ortamda tuhaf bir şekilde eş cinsel olduğumuzun sanılmasını -aslında tuhaf değil böyle bir algıya kapılmaları için birçok neden veriyoruz insanlara, mesela denizde yaptığımız  hareketler gibi ama onlardan şu an bahsetmek istemiyorum- ve bu durumdan en ufak bir rahatsızlık duymamamızı ya da Emirhan'a Dylan Sprouse'ın fotoğrafını gösterip "21 yaşına gelince buna benzeyeceksin." dediğimde bana "İnşallah ama sonra bana aşık olmayasın." dediğini Nazlı'ya anlattığımda tahminen üç dakika boyunca hiç konuşmayıp sadece gülmesini, ardından "Aslına bakarsan haklı çocuk." demesini, Yusufların saçma oyunlarını, Emirhan ile karşılıklı olarak birbirimize göt lakabını takmamızı ve karıştırmamak için göt çocuk-göt kız şeklinde söylememizi, Nazlı'yla neden annelerimize yalvardığımızı anlatamam çünkü bayat haber oldu.

Beyza Nur