Masum bir yalan... Ya da çok zararsız bir düşünce... Ne olduğunun pek de bir önemi yok aslına bakarsanız. Önemli nokta bunu karşındakine söyleyememek; söyleyememek ve hissettirememek... İçine atmak. Diğer önemli nokta: Artık içinin de dolmuş olması. Ve sonra büyük bir acı, geçmek bilmez bir sancı...
Bazen o "dolmuş olan için"den gelen bir bağırma isteği... Ve bunu hissettiğin an bağırırsın. Karşındaki, karşında olması gereken kişi asla olmadı. Zavallı kurban, sana ne olduğundan habersiz seni sakinleştirmeye çalışır. Amacı yardım etmek değil! Asla amacı bu olmadı. sadece dinlemek istemiyor o. O da susmanı istiyor.
Herkes, susmanı istiyor...
Hiç kimse ne halde olduğunu bilmek istemiyor; insanlar aslında ne düşündüğünü hiçbir zaman önemsemedi. Ne kadar acı çektiğini, neler yaşadığını asla anlamıyor; anlamak da istemiyorlar. Herkes kendini düşünüyor, çevrelerinde olup bitenleri önemsemiyorlar.
Bencillik!
Bazen isyan etmek istiyorsun... Ama ne çare; haykırışlarını kim duyar ki? yine de bir an için bile olsa düşünüyorsun işte. Sonra... Neyse, diyorsun; vazgeçiyorsun. Bazen bir ses geliyor haykırışına karşı. Hemen aldanma, o bir yankı! Boşluğa bağırıyorsun çünkü. Sesini duyan tek kişi sensin. Kendi haykırışlarında boğuluyorsun.
Bağırma! Haykırma! Sus! Sesini çıkarma! Konuşma! Düşünme! Hataları bulma! Sus! Sus! Sus!
Beyza Nur & Selen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz yapıyor yorum, biz yazıyor yayın ;)