"Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,Kelimelerinse kifayetsiz olduğunuBu derde düşmeden önce."
Orhan Veli Kanık
Boşluktayım… Galiba zamanda asılı kaldım.
Ya da uzaydayım. Tek bildiğim, çevremdeki herkes çok hızlı hareket ediyor.
Bense dondum kaldım.
Hissetmiyorum… Artık hiç kimse hakkında
hiçbir şey hissetmiyorum. Yoksa hissediyor muyum?
Bilmiyorum… Gerçekten o kadar anlamlı
geliyor ki bazı şeyler… Sanki konuştuğumuz her şey hiç duymadığım kelimeler.
Tekrar tekrar duymak istediğim kelimeler… Her kelimeye o kadar çok anlam
yükledim ki… Konuştuğun her kelime artık benim, bana ait. Kurduğun her cümleyi
bana kurdun. Öyle değil mi? Yoksa değil mi?
Bazı şeyler de inanılmaz derecede boş
geliyor ama. Çelişkili, değil mi? Çok karıştı her şey. Çok karıştı bütün
hisler… Anlamsız! Kendi kurduğum bütün cümleler anlamsız geliyor mesela şu
sıralar. Bir cümle kuruyorum, güzel buluyorum. O cümleyi bir yere yazıyorum. O
kadar da anlamlı gelmiyor o cümleyi
yazarken.
Tuğba’yı çok seviyorum artık. Bir de
Selen’i, Sedef’i ve sütlü çikolatayı ve bir de çikolatalı sütü…
Artık pilavı sevmiyorum. Kırmızıyı da
sevmiyorum. Ve maviyi, ve beyazı… Artık griyi seviyorum ve siyahı ve de domates
çorbasını… Sarı laciverdi bile sevmiyorum artık.
Değişiyorum, biliyorum. Değişmeyi seviyor
muyum, bilmiyorum.
Sadece… Bir cümle vardı, “Benim adım
Beyza.” kadar doğru olduğunu düşündüğüm ve yine benim kurduğum:
Hiç olmadığın biri vardı, o olmak istedin
mi? Tam o olmaya başlamışken, o olmaktan vazgeçtin mi? Bu kararsızlığından
dolayı sonunda bambaşka biri olarak doğdun mu?
Sadece bu cümlelerin biraz anlamı var
galiba kurduğum bütün cümlelerin içinde…
Dizim yaralandı. Çarşamba günü düştüm de.
Acıyor. Yaşadığım en büyük acı o işte. O kadar acı çekiyorum sadece. Acı falan
çekmiyorum bile. Her şey harika. Hayat çok güzel. Hayat sandığından çok daha
güzel. Gerçekten.
İyiyim ben. Gerçekten!
Beyza Nur ÇALIŞ
Beyza Nur ÇALIŞ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz yapıyor yorum, biz yazıyor yayın ;)