Ya ben yemin ediyorum bak şu Nazlı ile beyinlerimiz aynı çalışıyor. Hayır yani böyle bir şey yok. Allah'ım bir insan düşündüğüm her şeyi kelimesi kelimesine söyleyebilir mi?Şimdi ben geçen gün can sıkıntısından "Nazlı ile Saçmalamaca" oynuyordum. Bu en sık oynadığım oyunlardan biridir. Oyunun ne olduğu hakkında kısa bir bilgi vereyim: Okullar sağ olsun uzun zamandır yüz yüze görüşemediğiniz bir zamanda Nazlı'nıza uzun bir mesaj yazarsınız. İçeriğinin çok saçma olması lazımdır ve karşınızdaki Nazlı'dan bu saçma içerikli uzun iletiye mantıklı tek bir cümle ile karşılık vermesini beklersiniz.
Nazlı'ya bu uzun ve saçma mesajlardan birini gönderdim. Mesaj İngilizce zira annesi öyle tembihledi geçenlerde. Maksat Nazlı'nın İngilizcesi gelişsin. (Hayır aslında sadece çevirmek için uğraşsın diye yani tamamen gıcıklığım ile alakalı.) İşte süper saçma mesajın altına da "İnşallah mesajlarımızı okuyan biri İngilizce bilmiyordur. Yani belki o zaman rezil olmam." diye ekleyiverdim. Ondan sonra da içimden "Hoş zaten sen de bilmiyorsun." yazmak çok geldi. Ama dedim kızı gece gece gömmeye gerek yok, kendim çok iyi bilirmiş gibi falan. Olmaz yani. Ben böyle düşündüm amma ve lakin Nazlı'nın tek cümlelik mantıklı cevabı şu: "Ben okuyorum ve bilmiyorum yetmez mi?" Yani yeter ki bebeğim, biz zaten süperiz, İngilizcemiz kötü olsa da olur bizim. Ve ayrıca bu zamana kadar verdiği en kısa ama mantıklı cevap buydu yani, bir kere ben de düşünmüştüm.
Geçenlerde de Nazlı bizdeyken Tuğba da gelmişti. Kız bizimle konuşuyor, biz aynı anda cevap veriyoruz kıza. Bu üç dört kere olmuş olacak ki, kız yüksek bir ses tonu ile "Bu bana özel bir şey mi yoksa siz hep böyle aynı anda mı konuşuyorsunuz?!" dedi, biz de üstüne aynı anda "Yok canım yaaa!" yaptık. Olmadı tabi.
Ya gerçekten beraber geçirdiğimiz korkutucu bir zaman yok. Yani yapışık ikiz gibi değiliz. Her gün konuşuruz ama haftada bir görüşürüz, öyle yani. Ama bu aynı anda konuşmalar, birbirimizin cümlelerini tamamlamalar nereden geliyor ben onu çözebilmiş değilim. Her beraber takılan insanlarda böyle tepkimeler gözükse idi, sevgililer tek bir sesten konuşurdu. Süperiz lan biz, okuyorsun dimi Nazlı?
"Ben sen gelmeden önce depresyona girmiştim Beyza. Hatta sana depresyonda olduğumu anlatmak için camın kenarında iki saattir 'Depresyondayım, camdan bakıyorum.' duruşu çalışıyordum. Niye kapıdan gelir gelmez bir takım beni güldürme çabaları içerisine giriyorsun sen ki şimdi? Gülmeyecektim ben. Pratik yaptım lan o kadar!"
"Bir de dövseydin Nazlı! Oha ama yani olmaz ki bu kadar da! Espri yapmak da mı suç?! Neyse yani neyin var?"
"Çocuk dolu ev işte. Öyle. Bu gün Melih'i gördüm. İşte o da dedi ki 'sen neden depresyondasın?' Sonra bana sarıldı. Ağladık."
"Ohaaa! Cidden mi?"
"Ya bir git allasen ya! Hehe gerçekten. Ağız tadıyla depresyona bile giremiyorum."
"Gitmiyorum lan! Ben senden daha fazla bu evin kızı sayılırım. Bu evde senden çok vakit geçiriyorum tamam mı?"
Mesela bu şeker Sprouse ikizleri de aynı anda konuşuyorlar bazen ama
onlar gerçek ikiz. Ayrıca onlar erkek biz kızız ve onlar daha şekerler.
O değil de kendimi tuhaf hissediyorum. Bunlar hep Nazlısızlıktan.
Beyza
