4 Ağustos 2013 Pazar

ORUÇLU VE YORGUN


Bir insan oruçluyken neler yapabilir? Valla biz normalde yataktan kalkmaya üşenen insanlar olarak bu gün yataktan kalkalım dedik ve hayatımızın en büyük hatası oldu. Şöyle ki:

Her şey sahura kalkmamızla başlamıştı. Herkes bizden önce yemiş zaten, biz ezik girller olarak sonradan yalnız yedik. Aslında yiyemedik, daha çok Bora ve Pelin'i çekiştirdik. Arada birimiz yemek yedi, birimiz de neredeyse iki buçuk litre suyu içti. Beyza'dan not: İki buçuk litre su içtiğim halde o kadar susayacağımı bilseydim asla o kadar su içip midem ve idrar keseme eziyet etmezdim.

Gece geç saatlere kadar oturduk. Bunu bilmeyen evin hanımı, bizi sabahın köründe uyandırdı. İlk uyandığımızda adeta zombi gibi gözüküyorduk. Zombi gibi bile olamadık aslına. Onların hiç değilse bir karizması var, adamlar beyin yiyorlar bir kere.

Zaten zombi gibi görünmemiz yetmezmiş gibi, bir de çocuk sesleriyle sınandık o gün. Tabi yetmezdi, bir de yaşlı amcamız var, "Orada uyuyan biri var mı, bu ne ya sabahtan beri!" diye seslendi. Çocuk sesleri geliyormuş da, rahatsız oluyormuş. O yüzden bağıra çağıra bizi uyandırdı. Allah seni başımızdan eksik etmesin karşı binadaki amca. Hayır bizim ne günahımız vardı? Bizi niye uyandırdın? Nazlıcan'dan not: Amca baktım benle muhabbeti ilerletti, yüzüne camı kapatıp bütün sorunları çözeyim dedim. Büyük düşünen bir insanım.

Öğlene doğru kardeşlerimizi parka götürmeye gittik. Çocuklar biraz sallandılar, sonra susayıp oturdular. İlk çocuklara su aldık. Bir insan su alıyorsa da oruç tutabilir, tamam mı? Dışlamayın onları, belki kardeşimiz var olum!  Resmen herkes tip tip bize bakıyordu. Çocuklar su içtikten sonra oynamaya başladılar. Biz de gölgedeki bir bankta onları izliyorduk. Konuşurken elli yaşımızda göbekli yaşlılar olacağımız aklımıza geldi. İçimize bir şevk geldi, başladık oruçlu oruçlu spor yapmaya. Nazlıcan'dan not: Aslında durumu yine ben kurtardım sayılır. Beyza'ya ellili yaşlarımızda hiç evlenmemiş un  kurabiyeleri olabileceğimizi söylemesem spor falan yapmazdık. Eee spor yapmazsak sonumuzun ne olacağı belli işte :D Beyza'dan not: Senin yüzünden susuz kaldık. Neyse biz sporumuzu yapaduralım, çocuklara bir bakacak olduk ki, bankta oturmuş muhabbet ediyorlar. Diğer çocuklara vaaz veriyorlar. O an anladık ki, biz kardeşlerimizi değil, kendimizi parka götürmüşüz.

Yorgunluktan bitap düşünce evin yoluna koyulduk. Nazlıcan'dan not: Bitap ne demek acaba Beyza ne biçim kelimeler kullanıyorsun? Çok ayıp ama. Lakin eve vardığımızda vücudumuzda depoladığımız enerjinin henüz bitmemiş oluğu kanısına vardık. Ve susuzluktan ölmemek için su savaşı yaptık. Hani olur da ağzımıza birkaç damla su gelir ve yanlışlıkla onları yutarız diye. Ama maalesef böyle bir şey olmadı. Nazlıcan'dan not: Kendi adına konuş Beyza. Benim ağzıma birkaç damla su girmiş ve ben onları yanlışlıkla yutmuş olabilirim, tamam mı?

Su savaşı sonrasında ıslanan üstümüzü değiştirdikten sonra saçımızı papatya suyu ile açmaya karar verdik. Tabi biz nasıl yapıldığını bilmediğimiz için bloggerdan başka blogları okumak zorunda kaldık. Meğer insanlar bloggerda yararlı şeyler paylaşıyorlarmış!!! Biz ne kadar da kişisel yazılar yazıyoruz. Baktık ki bloggerdaki herkes papatya suyu ile saç açma denemelerini yazmış, biz de yazmaya karar verdik, ama üşeniyoruz. Bir dahaki sefere  artık.

Aslında ikimiz de yapacaktık, sonra Nazlıcan yan çizdi.

Aslıda yan çizmedim. İlk önce  Beyza'nın saçında görmek istedim. Neredeyse saçımızın rengi aynı. İğrenç olacaksa ben hiç bulaşmayayım diye düşündüm.

Beyza'dan not: Bu papatya konusunu kapatmak istiyorum. Saçım hala açılmadı.

Bu papatya suyunu sürdükten sonra güneşte kalmak gerekiyormuş. Biz de biraz dolaşalım bari, vakit çabuk geçsin dedik. En büyük hatalarımızdan biri oldu. Parka gittik. BAŞKA NEREYE GİDEBİLİRDİK?! Park bizim mekanımız. Hayır yani, o parklarda sigara içenlerden de değiliz, bildiğin salıncakta sallanıyoruz. Hatta spor yapmayı falan da deniyoruz. Artık haraç falan keseceğiz. Hatta o kadar benimsemişiz ki orayı bağıra böğüre kahkaha atıyorduk. Sonra bir bakmışız sağımızda, solumuzda, arkamızda ve önümüzde kısacası parkın her yerinde apaçi,abaza, kro, piç hatta Pİ çocuklarla dolmuş.

Olayın Devamı Beyza'dan: Bunu ben anlatıyorum çünkü Nazlı bu olayı anlatamıyor. O kadar da yürekli bir kız değil o. Size de şöyle diyeyim, apaçilerin arasından (Bknz: O küfürleri ben sıralamadım.) (Bknz: Apaçi ve Nazlı'nın yazdığı diğer şeylere hakaret amaçlı yazılmış bir yayın değildir.) (Bknz: Ben çok bilimselleştim.) (Bknz: Ben "bknz" ı "Bakınız" olarak kullanıyorum. Ayrıca bilimselleşmek diye bir kelime olmaya da bilir.) en apaçisi,  N.K.'a küçük bir çocuk aracılığıyla çıkma teklifi etti. Aynı anda birbirimize baktık ve eşyalarımızı alıp hızlıca gittik. Ve eşyalarımızı karıştırdık. Saçım kurumadığı için yarım saat sonra tekrar gitmek zorunda kaldık ama Allah'tan apaçiler gitmişlerdi. Nazlı'dan not: Yanlış anlamayın Ateist ,Satanist ve diğerleri Beyza'nın öküzlüğünden dolayı özür dilerim. Biz kuluz hata yaparız. Biz ellemeyelim. Bırakalım, Allah affetsin onu. Nazlı'dan not-2 : Ya inanmıyorum. Zaten apaçilere kurban gidiyordum az kalsın, son anda kurtuldum. Bi de çocuk göndermiş  "Şuradaki abi senle çıkmak istiyor" diye. Bu ne ya. Tamam, apaçisin ama bu kadarı da olmaz ya. Çocuk göndermek ne, mektup yazıp gönderiyorsun sanki , sesli mesaj mı bu ? Çok üzgünüm şu an . Biraz Beyza devreye girsin. Ben kenarda ağlayacağım galiba :(   Bu sefer de bir başka tip çocuklarla karşılaştık. O kadar biçimsizlerdi ki, tanımlayamıyoruz. Yoldan geçene nedensiz bir şekilde "Pişt, pişt!" yapan Nazlı, bu sefer kendi ile beraber beni de yaktı. Çocukların gazabına uğradık. Çocuk dediğim, erkek oldukları için değil, bildiğin 12 yaşında çocuklardı. Onlara seslendiğimizi sanan ergen gençleri, bize karşılık olarak "Pişt!" mesajını yolladılar. Biz de bir kere daha kendi mekanımızı terk etmek zorunda kaldık. Ama bu sefer gidişimiz çok iddialı oldu. Orta parmak yapıp gittik. Böylece benim bana her derdini anlatana verdiğim klasik nasihat olan "Parmak yapıp kaçsaydın." ilk defa tam yerini buldu. İnsanlar da huzura ermiş oldu, artık demeyeceğim. Sonra arkandan "O parmağı alıp bir yerine sokarım." diyorlar da, geri dönünce kaçıyorlar. Hiç benlik değil. Atarlı ama korkak. Neyse, bu olayı da böylece kapatmış bulunduk. Nazlı'dan not: Buradan parka gittiğimizde gördüğüm yakışıklı mavi tişörtlü çocuk. Burada söyleyeyim. HER ZAMAN PARKA GELEBİLİRSİN. KAPIMIZ HER ZAMAN SANA AÇIK. Hayır yani yakışıklı olmasa söylemem ama yakışıklıydı.

Beyza'nın apaçiler ile ilgili son sözü: Sanki parktaki apaçiler yetmiyormuş gibi, kendi evimizin önünde de bize apaçi müziği ile işkence ettiler. Ben rock in roll insanıyım, yapılır mı bu bana?! Dayanamadım, camdan bağırdım. "Iyyy, krolar!" Hatta yetmedi, gittik kovaladık. Yalnız, birbirimize "Gel şunları kovalayalım." demedik. İkimiz de bunu yapmamız gerektiğini biliyorduk. İşin garip yanı kardeşlerimiz de bunu anlamış olmalılar ki hepimiz beraber çıktık dışarıya.

Tekrar Beraber Yazmaya Koyulunca:
Parkta sıkılınca eve gittik. Evde nedensiz bir şekilde kola aş ermeye başladık. Aslında nedensiz bir şekilde değil, biz her zaman kola aş ereriz. Üşenmeden markete gitmeye kalktık, yolda kardeşlerimiz peşimize takıldı. ( Bizim annelerimiz, her ikimizinki de, on yıl sonra bize bir kardeşin iyi geleceğini düşünmüş, sağ olun, var olun. Bizi sizler doğurdunuz.) Onlara eve götürüp tekrar yola koyulduk, tekrar peşimizden geldiler. Tekrar kovduk ama gitmediler. En sonunda başımıza vuran oruç etkisini göstermeye başladı. (Göstersin artık, gün boyunca yapmadığımız şey kalmadı.) "Eve gidiyorsunuz, hemen!" diye bağırınca bakkalcı ortaya tepkisini koydu: "Sakin olun!" O hırsla ona da çatabilirdik, ama büyüğe saygımız var işte! Ayrıca biz bakkala gitmek de istemiyorduk. Bu çok tuhaf çünkü market daha uzak ve uzun yolu seçmek hiç bizlik değil. Sanırım papatya suyunun kokusu bizde kafa yapmıştı.

Orucumuzu açtıktan sonra bütün günün yorgunluğuyla kendimizi balkona attık. (Bknz:bunu bu balkondayken yazdık. Yani bütün günün verdiği yorgunlukla böyle halüsinasyon görüp böyle yazılar yazmamız doğaldır. Bir de beynimize oksijen gitmiyor canım ya.) Bizi konuşurken dinleyen küçük kardeş 1, konuştuğumuz her şeyi duymuş ve beyninde şöyle bir şey kurmuş: "Gizemli kişi Beyza'ya evlenme teklifi etmiş." Hayır yok öyle bir şey. "Beyza bunu kabul etmemiş." Uyduruyorsun canım yiææææææ. Beyza'dan not: Beni babama söylemekle tehdit etti.Hayır yani, gerçek olsa gam yemeyeceğim. Ben de her şeyi Nazlı'nın üzerine attım.Ayrıca evlenmek kiiimmm, biz kim ? 

Beyza'dan kendine not: Küçük kardeş 1'in yanında hiçbir şeyden konuşma. Hayır, blogger yazımızı bile bu hale getirebildiyse artık, dışarı çıksak evden kaçtı diyecek.

Bu arada karşı binadaki kız bize sabah evden kaçmayı teklif etti, düşünüyoruz. Uyanabilirsek şayet, düşüneceğiz. Çünkü kaçmak çok yorucu. Biz bunu yapmak için fazla uyuşuğuz. Ayrıca ayrı eve de taşınırdık ama, pizza söylemeye bile üşeniriz. Böyle iyi oluyor ya, arada bir kalıyoruz birbirimizde. Ona da üşeniyoruz aslında. Nazlı'dan not: Biz bu gidişle elli yaşı zor göreceğiz, hala hayal kuruyoruz çıtır olacağız diye. Elli yaşımıza geldiğimizde tek çıtır kalan şey cips olacak. O da bizde kilo yapacak. Bence yatıp uyuyalım Beyza.

Beyza'dan Not: Şahsen nefes almak refleks olmasaydı onu bile yapacağımı sanmıyorum. Ama üşenmedim, bu yazıyı yazdım. Aferin bize, bizde çok gelişme görüyorum.

Son Sözler: 

Beyza: Demin sahurda millete tarih dersi veriyorum. Yapmayacağım böyle şeyler artık. Bu da son olsun. Bir manyak mıyım ne?

Nazlı: Evet haa, benim de her şeye gülesim geldi sofrada. Demek ki neymiş, sofra bana enerji veriyormuş. Yani senle bir ilgisi yok :D . Neyse ya zaten neredeyse 5 saatten beri yazıyoruz. Bence siktir olup gidelim.

Haberini Verelim Köşesi: İlk romanımızın konusu sanırım bu gün olacak. Yani biraz uzatsak, detaylara girsek, apaçinin Nazlı'ya nasıl sarktığını falan anlatsak, bildiğin roman olacak bu.

Okumadan geçen üşengeç okurlarımıza not: Okuyun lan çok güzel.

Ezan okunalı bir saat oldu. Çok susadık :((

Beyza& Can.



10 yorum:

  1. Epey zorlu bir günmüş, tip tip bakan tipler önce kendi nefislerini sorgulasınlar. Gerçi ben seviyorum bu tipleri günah alıyorlar hafifliyoruz !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın.

      Tip tip bakanlar da ayrı bir tip. Bu çok değişik bir cümle oldu ama :D

      Gerçekten de çok uzun bir gündü. Ben bir daha oruçlu dışarı çıkacağımı sanmıyorum şahsen. Ben derken ben Beyza :D

      Sil
    2. ben iki kişi yazıyoruz ya o açıdan dedim. Yani Nazlı'nın adına konuşmak gibi olmasın diye :D Hoş o kızmaz ama yine de riske girmek istemedim. Her neyse tanıştığımıza memnun oldum o zaman :)))

      Sil
    3. Hahaha farkındayım yahu =)

      Sil
  2. Özgüvene bak ya! Bildiğin çıkma teklifi etmiş. Acaba dışarıdan nasıl gözüktüklerinin farkında değiller mi? Herkes onlara bakarken çok yakışıklı ve karizmayız mı diye bakıyorlar sanıyorlar? Neyse...

    Yazıyı dibine kadar okudum, uzun olduğundan başlamak sıkıntı, gerisi geliyor. Hatta ara ara ondan bundan sözlerle felan çok güzel olmuş. Hep böyle yazın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle sonunda kadar okuduğun için teşekkürler. Çünkü baya uzun bir yazı ve okumak gerçekten zor. Beğendiğin için de çok sevindim. Sen iste, biz hep yazarız :))

      Sil
  3. İnanılmaz güldüm,çok tatlısınız ya! :)
    Apaçiyi de burdan bir selam etmek isterim hangi yüzyılda yaşıyoruz ya çocukla çıkma teklifi etmiş hödük. :D
    Bu tür insanımsı varlıkların azalarak yok olmasını diliyorum,amin. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin, amin. Teşekkürler, sen de çok tatlısın o zaman :)

      Sil

Siz yapıyor yorum, biz yazıyor yayın ;)