3 Ağustos 2013 Cumartesi

BAŞ BELASI

İki kız kardeşe sahip olan, ikisiyle de aralarında baya bir yaş farkı olan bir kızım ben. Biriyle aramızda 8 yaş, diğeriyle de 14 yaş var. En küçüğüne hep Çaki derim. (Bu lakabı "Katil Bebek Chucky" filminden esinlenerek bulduğum doğrudur.) Yaramaz, hareketli bir çocuk. Yaptıklarını izlerken bile yorulursunuz ya, işte o tiplerden. Çaki'nin bir büyük boyu da Ezra. Zavallıcık, annemin ona verdiği bu isim ile lanetlenmiş. Ben onun yerinde olsam on sekiz yaşıma gelene kadar takma bir isim kullanırdım, on sekiz yaşıma geldiğimde de ismimi değiştirirdim. Ezra, genelde sorunlar yaşadığım kardeşimdir. Hatta sorun yaşadığım tek kardeşimdir.

Geçen gün kahvaltıda Ezra ile biraz tartışmıştık. Sonra Ezra benim eteğime meyve suyundan azıcık döktü. Normalde ben hemen orada yaygara çıkarırdım. Ama annem ve babam oradaydı. Hadi babamı geç, annem oradaydı! (Babamı geçiyorum, çünkü babam bence adaletin kılıcı gibi bir şey. Yani kim haklıysa onun tarafını tutar. Ama annem kim haklıysa Ezra'nın tarafını tutar.) Ezra'yı orada azarlayamazdım zira annem bunu yasaklamıştı. Mecburen sustum, hemencecik eteğimi değiştirdim, masaya tekrar oturdum. Tabi herkes yemeğini yemişti. Babam da "Çok sabırlısın gerçekten, ben olsam saçını yolardım direk." dedi. Babam aşağı indi, "Sen yemeğini ye, ben arabadayım." dedi. Dışarı çıkacaktım da. Annem de arkasından sofradan kalktı. Tuvalete girdi. Ben de masadan kalktım, elime bir bardak alıp sürahiden su doldurdum. "Yanlış kişiyle uğraşıyorsun kızım." der demez bir bardak suyu başından aşağı döktüm. Hemen dışarı fırladım tabi, değilse annem beni keser. Ben kapıdan çıkana kadar Ezra "A... A.. A.." diye hafiften bağırıyordu. Kapının önündeyken Ezra'nın "Anne!" çığlığını, Mutfak camının önünden geçerken de annemin "Beyza!" çığlığını duydum.

Okullar daha açıkken, proje ödevimin son teslim gününde, ödevi en baştan yapmak gibi saçma bir karar vermiştim. Dolayısıyla gece geç saatlere kadar ödevle uğraşmak zorunda kaldım. Ezra ile odalarımız aynı. Ben de yanımda biri varken kendimi işe veremiyorum. Bu yüzden odanın kapısını kitledim, Ezra'ya da "Sen bu gece salonda takıl biraz." dedim. Kızmayın canım, zaten geç saatlere kadar televizyon izler o. Bir gece de benim için fazla mesai yapsın, ne olacak yani? Ödevim bitince şuna bir bakayım dedim. Salonda, yerde uzanmış yatıyor. Kaldırmadım da onu. Gittim yattım yatağıma geri. Çok kötü bir ablayım biliyorum. On dakika sonra gelmiş yatmış kendi yatağına zaten. Yalnız benim anlamadığım nokta şu: Çaki'nin yanında yatabilirdi, ya da koltuğun üzerinde. Peki neden yerde yattı?

Şu an düşünüyorum da, hayatımın tüm eğlencesi Ezra aslında. O olmasa gelecekte gülerek hatırlayacağım anılarımın sayısı çok azalırdı. Su parkı maceralarım olmazdı mesela, ya da piknikte yaptığımız birçok yaramazlık, yahut Çaki'ye yaptığımız binlerce şaka... Bence bir insan biriyle ne kadar çok dalaşıyor olsa da aslında onu hiç kavga etmediği insanlardan çok daha fazla sevebilir. Mesela ben, gözümü kırpmadan hayatımdaki herkesi Ezra için feda edebilirim. O benim sadece kardeşim değil çünkü, o benim eğlencem, o benim anılarım, o benim mutluluğum, o benim ağlarken yaslandığım omuz, o benim her şeyim kısacası. Bir tek o olsa da yeter gibi sanki...


Beyza Nur 

8 yorum:

  1. Ezra'yı sev, o hayatın acısıyla tatlısıyla güzel olduğunun senin hayatındaki bir örneği.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen onun gibi bir kardeşin olmadığı için şanslısın :D Seviyorum tabi, belki belli edemiyorum ama yine de seviyorum.

      Sil
  2. okurken her satırda kendi kardeşim geldi gözümün önüne bukadar olmasada bizde anlaşan abla kardeş ! katagorisine pek girmiyoruz ama o olmasa bende napardım bilemedim:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ya, kavga falan ediyoruz ama düşününce de, onsuz da olmuyor.

      Sil
  3. ezra okumasın o zaman bu yazdıklarını. bilmesin onu sevdiğini.
    ay ya da git bu gece onunla sarmaş dolaş uyu, öp bol bol. barışık olmak daha tatlı olmalı yaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya evet aslında, barışık olmak daha güzel :D Onu öpebilirim ama sarmaş dolaş uyumak konusunda pek emin değilim. Bir kere aynı yatakta uyumuştuk, sabah kalktığımda ayakları kafamın hemen yanındaydı. Allah'tan yanındaydı, bu sefer o kadar şanslı olmayabilirim.

      Sil
  4. profil yazısı çok komik yaaa.
    :)

    YanıtlaSil

Siz yapıyor yorum, biz yazıyor yayın ;)