kuaförün gazabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuaförün gazabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2014 Perşembe

KUAFÖRÜN GAZABI


Eskiden bizim kuaförün çırağının sohbetleri çok güzel olurdu, şimdi ise katlanılmaz. Çünkü sürekli sevgilisinden bahsedip duruyor, sürekli! Dünkü konumuz da sevgilisinin ona almış olduğu hediyelerdi. Sırf konumuz bu sefer sevgilisinden farklı bir şey olsun diye babamın doğum gününün yaklaştığını ve hediye düşündüğümü söyledim, keşke söylemeseydim.

Benim babama ne alacağımı bilmezmiş ama kendisi hep sevgilisini alacağı hediye hakkında yönlendirirmiş.
Ne alacağını söylemezse sevgilisi gidip yüzük falan alırmış, yüzüğü ne yapsınmış, yüzük takmayı sevmiyormuş, satsa hediyeymiş satılmazmış.
Çocuk canı sıkıldıkça kıza hediye alıyormuş!

Bir sevgilim yoksa kollarımda, napıyım pırlantayı parmağımda, gibi bir şekilde Nil'e bağlayacaktım ki bunun çok saçma olacağını fark ettim, çünkü;
1-Nil'e bağlamak için ilk önce bir kendi kendime almış olmam gereken bir tek taş lazım.
2-Kızın hem kolunda sevgilisi hem de parmağında yüzüğü var. (Kapak olsun bana!)

Nilleşerek bir yere varamayacağımı keşfettiğimde sustum, biraz daha sevgilisini anlatmasına izin verdim. Zaten izin vermesem de anlatıyordu, yani değişen bir şey olmadı.
Ölümcül darbe benden son anda geldi: "Ama iyi çocuk bulmuşsun kız, seni ne kadar seviyor, demek ki çocuk iç güzelliğe önem veriyor."
(Ne dedin öyle ben, çirkin mi dedin kıza, yalan söyledin bildiğin taş gibi kız, niye dedin ya, millete laf sokuşturmak benim haddim mi, pıçakla çabuk kendini, Nazlı'nın bıçaklamasını beklemeye vakit yok.)
"A, iç güzelliğe önem veriyor derken?"
(Artık dedin, lafının arkasında duracaksın, ölmek var erkekliğine bok sürdürmek yok, kıvırmayacaksın Beyza!)
"Ee, yani iç güzelliğe önem vermesi iyi değil mi ya sence de?"
(Kıvırdım mı sanki birazcık?)
"E yani, güzel tabi, öyle."

Kıvıramamışım, kıvırabilseymişim iyi olurmuş aslında. Çünkü gitmeden önce aynaya baktığımda sağ kaşım yamuktu, demek ki ölümcül darbe yeterince son anda gelmemiş, kapıdan çıkarken falan gelmeliymiş o, henüz kaderim kuaför çırağının ellerindeyken değil.

Normalde kaşını yamuk alacak adamı kuaför salonuyla beraber havaya uçuracak olan ben, hiç sesimi çıkarmadım, çünkü hatamı biliyorum, hatamı bildiğim gibi susmayı da bilseydim iyi olacaktı ama neyse artık, zaten tatil bitene kadar çıkar ya birazcık kaşım, olmadı kaş kalemi falan, ay ağlıycam sanırım.

Beyza Nur.