bu blogda doğum günü var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu blogda doğum günü var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2013 Perşembe

BU BLOGDA DOĞUM GÜNÜ ÇICIĞI VAR


Bilgisayarı açtım blogger'a girdim ve birkaç yazı okuduktan sonra Beyza'nın bana bıraktığı notu gördüm. Sonra usul usul bloggerdan çıktım. Evin içinde gezinip biraz çığlık attım. Sonra kendime gelip bir daha girdim. Beyza'yı birazcık övdükten sonra beni affetmesi için kıçımı yırttım. Affetmedi. Biliyorum affetmez o.

Doğum günü unutulmuş bir genç kız. Muhtemelen ailesiyle kutlamak gibi saçma bir durumda kaldı. Kimsenin onu sevmediğini düşünüp bunalıma girmiş olabilir. Yada kendini camdan atmıştır ( ama ölmemiştir malum odasındaki cam yere çok yakın) O da olmazsa pıçaklamıştır kendini (Yani ben olsam öyle yapardım.) Doğum gününden bir gün sonra ölen masum bir genç kız. Yada ölmeyip en yakın arkadaşından, dün gece annesinin dizinin dibinde oturmak zorunda kalmasının intikamını alacak bir genç kız. Ne olursa olsun ortada 19.12.2013 tarihinde ölecek bir genç kız var.

Beyza benim hayatımın anlamı gibi bişey aslında. Mutlu olduğum zamanlarda hep yanımda. Aslında mutlu olduğum zamanlar Beyza'nın yanında gibi bir şey. Beyza olunca mutlu oluyorum zaten. Çoğu zaman beni anlıyo. Bu yeterli bir sebep hayatımda büyük bir yer edinmesi için. Biliyorum, onun hayatında da benim yerim büyüktür. Yoksa bana 3 yaşımdan beri katlanan tek kişi annem o da zorunluluktan katlanıyo.

Yakışıklı çocuk avlarında, insanların suratına bağarırken, kavgalarda, bize lez dediklerinde, platin sarısı saçlı bronzlaşmış kadınlarla kavga ederken, yan komşusuna söverken, Melih'e cüce derken, küçük bir süs köpeğinden kaçıp ileride pitbull severken ve bunun gibi milyonlarca anımda Beyza var. Kendi evimden çok onların evinde takılmışımdır mesela. Yada onun komşularıyla daha samimiyimdir.

Beyza benim evimi basıp beni bir ekmek pıçağıyla doğramadan önce kendimi mi öldürsem diye çok düşündüm ama sonra kendimi bir bıçakla öldürürsem çok saçma olur diye işi Beyza'ya bıraktım. İki türlü de ölcem sonuçta. O kadar kasmaya gerek yok.

Beni öldürmeden önce ona hediyemi aldım ben. Sonra pazar gününü de ona ayırdım, birlikte bişiler yaparız diye. Duman'dan ''Seviyorsan İnanıyorsan'' şarkısını seçtim onun için. O kadar çok dinledim ki bu şarkıyı sanki yıllardan beri tanıyor gibiyim, o yüzden seçtim zaten, tanıdık olsun ama eski olmasın diye. Sonra evin içinde yalnız olduğum için rahat bir şekilde "İyiki doğdun bebeğiiim" diye bağırarak bir sesli mesaj gönderdim. Sonra yanlış kişiye gidince bide o kızla uğraştım. Annemler gelince de gönderemedim tabi. Olsun bende burdan söyleyeyim dedim ve bu yazıyı yazdım. Tabi ona yakışan bu değil ama annemden gizli bu kadar oluyo ( Beni ödev yapıyo biliyo. O gelince test çözme pozisyonuna geçiyorum ) Neyse bi de burdan söyliyim. İyiki doğdun bebeğiiim :)




nazlıı

25 Eylül 2013 Çarşamba

BLOG GÜNÜ

Bu blogda bir yıl oldu bu gün. Bir yıldan beri bu blogdayım ben her sabah. Bir yıldan beri her zaman ilginç bir şey yaşasam "bunu bloga yazıyım" diyorum. Ama çoğunlukla yazmıyorum o ayrı :)

Efendim, şimdi bu yazıyı okuyacak insanların hemen hemen hepsi bu blogu 3 ay önce bilmiyorlardı. 4-5 ay önce buralarda bir kız vardı, saçı kızıl, teni kahverengi bir hatun. Adı da Selen. Benim deyişimle "Selooooo!", sınıftakilerin değişiyle "Kızıl Reis". Bu blogda beş aya yakın bir süre geçirdi. Her ne kadar artık buralarda olmasa da beş ay boyunca 3 yazıdan 1'inin altında onun adı vardı. (Diğer ikisi de benimdi tabi ki! :) O yüzden buradan onun blog gününü kutluyorum. Blog günün kutlu olsun Seloooo!

Akabinde Can'ın blog gününü kutlamak istiyorum. Gidişi süper fakat dönüşü çok iddiasız olan blog arkadaşımı, en değer verdiğim insanlardan birini, beyin kardeşimi, bir de annemin annesinin babasının karısının oğlunun kızını. Başta güzel gidiyordum da, cümlenin sonlarına doğru bozdum. Senin de blog günün kutlu olsun annemin annesinin babasının karısının oğlunun kızı. Bir yıl önce beraber blog tanıtımı yazmıştık buraya. Sonra sen bir ay sonra "Bu blog adam olmaz." dedin. Kendi blogunun anası oldun. Ama yani sen burada yokken de senin anıların bu bloga zatım tarafından yazıldı bil. Yani sen hep bu blogun çocuğuydun :) Sonra da "Ben eski yazılarımızı okudum Beyzağağağağaaa. Çok duygulandım anlatamam." diyerek geri geldin. Ardından "Bloga Mr. Vampiring lazım." deyip gidiyormuş gibi yapıp bana çocuk arattım.

Lafı çok uzatmayayım, şunları da söyleyeyim bitsin: Can "Bu blog adam olmaz." dedi, Selen "Gel yeni blog açıp yeni başlangıç yapalım." dedi. Ben gitmedim. Malım çünkü ben. Niye gitmedim ki. Bir yıl olmuş hala 42 takipçimiz var. Onlara da takipçikcik demeliyim yani, azıcık takipçikcik... Ne güzel Can'ın da mis gibi blogu vardı. Onda beraber yazardık.

Bu işin şakası tabii. Bu blogu çok seviyorum ben çünkü babam yazmamı desteklemeye bu blogu okuduktan sonra başladı, burada arkadaşlarımla olan birçok anımı paylaştım.

Bu blogu seviyorum çünkü burada da bir Nazlı Can  ve Beyza ikilisi var. Kendileri iki buçuk yaşında barbie bebek takımı da kurmuşlardır. Hatırlatmak lazım. Birazcık saygı istiyoruz!!111!!bir!1

Öyle işte. Son olarak da benim blog doğum günüm kutlu olsun. Nice bloglu yıllara!

Not: Bu arada 'Ben eski yazılarımızı okudum Beyzağağağaaa.' kısmı yaşadığımız en dramatik anlardan biridir. Ben köye gitmiştim. Bir iki hafta görüşmeyince özlemini bloga girerek geçirmiş. Arasana aşkım sen beni yani neden bloglara giriyorsun.

Bir not daha: Yazının yarısı zaten 'lafı uzatmayayım'dan sonra gelmiş.

Bu da son olsun valla: Şimdi dönüşü gerçekten iddiasız oldu Can'ın. Yani Can için iddiasız bir dönüş. Ben böyle havai fişek falan ister sanıyordum.


Bu da bloguma gelsin o zaman.

Beyza Nur