Cuma ve cumartesiyi böyle boş geçirdikten sonra kendimi son yıllarını yaşayan yaşlı bir kadın gibi hissettim. Ki o an böyle hissetmemin tek nedeni bazı yaşlı kadınların hayatını yaşadığını, yani en azından çoğunun kalan vakitlerini namaz kılarak falan değerlendirdiklerini, benimse onlar bunları yaparken "Evren tesadüf eseri var olmuştur" falan diyerek arkadaşlarımın hepsini ateist yapıp arkadaşlarım arasındaki tek müslüman kalınca yediğim ve yemeyi planladığım her halta (banka soymak, o katil barbie resimlerini canlı modeller üzerinde denemek ve gerçekçi olmaları için adamları gerçekten kesmek vb.) rağmen biricik torbacı kocam ile huzurlu bir yaşam süreceğimi planlamakla meşgul olduğumu fark edememiştim. Ama mantıklı planlarım var aslında, her ne kadar kendisiyle sadece son sınavlardan önce yüksek alabilmek için iletişime geçsem de, bana torpil geçebileceğini düşünüyorum şu güzel yaşamak konusunda, sonuçta boru değil lan arkadaşlarının arasında tek müslüman kalmışsın. (Onları doğru yoldan benim saptırdığım detayını göz ardı ediyoruz gençler, e o kadar plan yapmışız, bir yeri de hatalı olsun bir şey olmaz dimi ama?)
Neyse ne demiştik, kendimi yaşlı kadın gibi hissetmeye başlayınca kalktım Tuğba ile dışarı çıktım. Yolda annem arayıp mutfak masası için bir buçuğa bir metre boylarında bir masa örtüsü lazım olduğunu söyledi. Biz de dönüşte masa örtüsü almak için bir dükkana girdik. İstediğimiz boyda örtü kesebileceklerini söylediler, annemin kesilmiş örtülerden isteyip istemediğini sormak için aradım ama telefonu açmadı. İki üç kere aradıktan sonra "Böyle alalım bi şey olmaz canım ya." dedik ve başka bir dükkana girmeyi reddederek ölçüleri, deseni falan gösterdikten sonra abi birkaç müşterinin daha işini hallediyor olmasından dolayı "Bizim yandaki dükkandan da alıcaklarımız var o zaman biz biraz sonra geliriz." diyerek oradan çıktık. Sonrasında tekrar masa örtüsü alacağımız yere girdiğimizde yaklaşık iki üç kez "Bizim örtü nerede?" diye sordum ama adam cevap vermedi. Sonra eline bir örtü alıp önüme koydu. Ben "Bu benimki mi?" diye sordum yine bir iki üç kere. Deseni bizimkinin olması gereken desen, e adam da önüme bu bizimki dedikten sonra koydu. Dedim "Bunun bir buçuğa bir metre olması gerekiyordu, bu boylarda istemedim ki." Adam karşılık olarak biraz atarlı bir ses tonu ile "Sen ne istediğine karar vermemişsin kestikten sonra mı karar veriyosun?" Böyle beni azarlar gibi konuşunca ben biraz sinirlendim, örtünün yanlış kesilmiş olduğunu görünce biraz daha sinirlendim, haksız yere çıkıştığı için daha çok sinirlendim ve "Ya nasıl ya bu bildiğiniz kare (masa örtüsünü elime alıp iki ucunu üçgen olacak biçimde bir araya getirerek kare olduğunu gösteriyorum) alın işte tam kare olmuş hem de. Ben bir buçuğa bir metre olucak dedim size yani anlaşılmayacak bir şey yoktu! Yanlış kesmişsiniz gelip bir de bana kestikten sonra mı karar vericeksin diyosunuz!" diye ani bir çıkış yaptım. Normalde bu problemi insani yollarla hallederdim ama farketmeden baya bir çıkıştım, ani çıkışlarımdan işte adı üstünde.
Ben öyle birden çıkışınca Tuğba "Herkes bize bakıyo bi sessiz ol ben halledicem." dedi, ben de karşılık olarak "Ya yanlış kesmiş bi de bana bahane buluyo resmen" diye ona da bir çıkış yaparken alt kattan merdivenlerde elinde katlanmış bir örtüyü sallaya sallaya "Sizin örtü burdaa bendeydi pardon!" diye seslenen bir çocuk geldi. Sonra Tuğba girme krizine girdi. Ben de "Hayır madem sizde kaç kere sordum bizim örtü nerde diye neden cevap vermediniz?" dedikten sonra elim değmişken onu da azarlamayı planlıyordum ki Tuğba örtüyü çocuğun elinden alıp beni kasaya doğru itti. Kasiyer bizi kasadaki diğer dört müşterinin önüne alınca "Bizi çabuk atmak mı istiyosunuz dükkandan?" demeyi düşündüm, sonra bunun işime geldiğini fark ettim ve sesimi çıkarmadım.
Yolda Tuğba benle baya bir dalga geçti. "Neyse bir daha buraya gitmezsek bu günü hatırlamazlar bence, bir dahakine hatırlat başka yere gidelim." deyince Tuğba "Yok yaa, anan güzel mi canım senin, ben senle bir daha bir şey almaya gelmem." dedi. Neden ama ya Nazlı'nın ne zaman dışarı çıksak başına bir şey açıyor olmama rağmen hala en yakın arkadaşıyım.
Ha, bu arada, tahmin edebileceğiniz -ya da tahmin etmemişsinizdir, onu Allah bilir- gibi annem öyle kesilen örtülerden istemiyormuş. Kendisi masa örtüsü almaya tekrar gitti. Artık ben ne diyeyim?!
Beyza Nur
